GÖRÜNTÜ

Görüntü dış görünüştür, başkasının gördüğüdür; kişi, ayna olmadan kendini göremez.

Görüntüyü : Anlık görüntü = fotoğraf, belirli/kısa bir süre süren görüntü = video, uzun bir süreyi kapsayan ama bu süreyi kesip-birleştirerek oluşturulan görüntü = film/sinema diye üçe ayırıyorum. 

Bunu niye yapıyorum?

...

Bu üç görüntü türü de sınırlıdır, “resmin/hikâyenin tamamını” vermez. Resmin tamamı hayatın bütünüdür, böyle bir görüntüyü/kaydı sadece “amel defteri = kirâmen kâtibîn melekleri” kaydedebilir.

Kur'ân, 23 yılda fiilî/yaşanan hayatın “görüntüsünü”, bize olsa olsa en iyi, film gibi sunmuştur.

Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e ve bize kadar yaşanan hayatın görüntüsünü ise tarih bize fotoğraf gibi sunar.

Çektiğimiz fotoğraflarda görünen hayatın (kişinin, olayın) öncesi ve sonrası vardır, değil mi? Biz o hayatı anlık bir fotoğraf olarak çerçeveye sığdırırız; film ve videoda da durum çok farklı değildir.

Biz bu hayat filminin (görüntüsünün) bilmem kaçıncı dakikasında, filmin senaryosunu bilmeden “baş rol oyuncu” olarak filme katılırız. Filmin senaryosunu bilmek isteyenler “geriye dönüp” filmi izlemek isterler ama film kopuk kopuktur, hayatın bütününü ve tüm ayrıntılarını vermez.

Kur'ân, Milâdî 610’da bu filmin/hayatın senaryosuna müdahale etmiş, insanlığa (tek tek hepimize), “rolünüzü şöyle oynarsanız, film şu şekilde biter, böyle oynarsanız bu şekilde biter.” diye bizi uyarmış ve bize filmin 23 yıllık süreci içerisinde Hz. Muhammed’in “yönetmenliğinde, liderliğinde” bir model-örneklik ortaya koymuştur.

...

Her doğan, mükellefiyet bakımından bu filmin baş rol oyuncusudur; kişi kendi hayat filmini kendi çeker, bu bakımdan herkesin hayatı (filmi) özeldir; herkesin filmi, insanlık tarihinin filmini oluşturur. Biz, iyiye de kötüye de öykünerek rolümüzü oynayabiliriz, bu konuda serbestiz/özgürüz ama aynı zamanda sorumluyuz; filmimizin sonu kötü biterse kötü sonuç bizi bekler, iyi biterse iyi sonuçla karşılaşırız = cennet & cehennem.

Kur'ân’ı okurken, filmin devam ettiğini bilerek okumamız, oradan iyi rolleri alarak kendi filmimizdeki rolümüzü belirlememiz icabeder.

Filmi geriye alma/sarma gücümüz ve imkânımız yok. Geriye/tarihe gidip gerici/anakronik, ileriye gidip ütopik olmanın âlemi de yok. Gerçekçi olalım ve bize bugün verilen bu hayatı düzgün ve doğru yaşayalım derim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP