MÂÛN NE DİYOR?!.
“Yazıklar olsun o namaz kılanlara; ki onlar namazlarından gâfildirler.” (107/4-5.)
Sûrede eleştirilen, namazın kendisi değil, namaz ile hayat arasındaki kopukluktur.
Namazda : “Yalnız Sana kulluk ederim” (= iyyâke na‘budu); namazdan sonra : Allah’a isyan eden otoritelere, arzulara, korkulara itaat; namazı ve dini şekilsel olarak doğru, ama istikâmet ve öz/ruh olarak yalanlamış olmaktır.
Bu okuma, Mâûn sûresinin ahlâkî ve toplumsal bağlamıyla birebir örtüşür.
- Yetimi itip kakma,
- Yoksulu gözetmeme,
- Gösteriş,
Bu, din/ibadet ile hayat arasındaki yarılmadır.
Namazlarından gâfildirler, ne demek?!.
Bu ifade klasik olarak üç şekilde okunur :
- Namazın vakitlerini umursamıyorlar.
- Namazın ruhunu/şuurunu kaybetmişler.
- Namazın gereğini, gerektiği gibi hayata taşımıyorlar.
Namaz kılanların çoğu, 1. maddeye duyarlı ama 2. ve 3. maddeyi ıskalıyor. = Namazda : Yâ Rabbî yalnız Sana kulluk (= itaat) ederim diyor, namaz bitince (normal hayatta) Allah’a isyan edenlere itaat ediyor.
Namaz, itaatin merkezini ilan etme; namaz sonrası hayat, bu ilanı test etme; ve bu testten çoğumuz “sıfır çekiyoruz”!.
Eğer biri, namazda Allah’ı merkeze koyuyor, ama hayatta zulme, yalana, haksızlığa, harama itaat ediyorsa, o namaz, ritüel/şekilsel olarak kılınmış, ama şahitlik olarak düşmüş, sakatlanmıştır. Bu da Mâûn’daki “vay hâllerine” hitabının tam karşılığıdır.
Bu okuma :
- Kınayıcı bir okuma değil, uyarıcı bir okunmadır.
- Herkes böyledir, genellemesi yapmaz.
- Kişinin kendisine ayna tutmasını amaçlar.
Son söz : Mâûn sûresi, namaz kılanları dövmek için değil, namazın bizi nasıl dönüştürmesi gerektiğini hatırlatmak için inmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder