TERCİH
Tercih : Seçme; birini diğerinden, bir şeyi diğer şeyden üstün veya değerli görme demektir. Tercih, bir irade kullanımıdır ve insana mahsustur.
İnsanların kurduğu organizasyonlar (dernek, vakıf, kurum, devlet vb.) da irade kullanır gibi görünür; aslında bu tercihler, organizasyonu yöneten insanların iradelerinden doğar. Devletin kendisi karar vermez; devlet, onu yönetenlerin ve toplumun tercihlerinin (seçimlerinin) bir yansımasıdır.
Devlet dediğimiz yapı, çoğu zaman bize gösterilen yüzüyle değil, gözlerimizden kaçan tercihlerinin toplamıyla şekillenir.
Örneğin bir devlet, kendi milleti ile başka bir ülkenin vatandaşlarını karşı karşıya getirirse farklı tercihler yapabilir : Kendi yurttaşlarının refahını, başka ülke vatandaşlarının zulmüne tercih edebilir. Ya da başka ülke vatandaşlarının zulmünü ortadan kaldırmayı, kendi yurttaşlarının refahına tercih edebilir.
Her tercih bir önceliktir ve bir bedeli vardır. Siz, kendi yurttaşının refahı için diğerlerini görmezden gelen bir devlete mi, yoksa zulmü durdurmayı kendi çıkarının önüne koyan bir devlete mi bağlı olmak isterdiniz?!.
Tercih, yalnızca neyi seçtiğimizi değil; hangi değerleri feda ettiğimizi, hangi vicdanları görmezden geldiğimizi ve devlet dediğimiz kavramın gerçekte nasıl işlediğini de ortaya koyar.
Unutmayalım : Devlet dediğimiz yapı = organizasyon, sadece bize söylenen ve bize görünen bir güç değil; aynı zamanda bizden saklanan, bize gizlenen perde arkasında alınan kararların uygulandığı bir güç, ve bizim bu kararlara suskunluğumuzun sessiz tanığıdır.
Korkudan kaynaklanmıyorsa, suskunluk da bir tercihtir. Suskunluk, tedbir için değilse, çook daha büyük korkulara da yol açabilir.
Ölçü nedir?!.
Suskunluk (= susma) kişiyi rahatsız ediyorsa, o kişi konuşmaya başlamalı; konuşma rahatsız ediyorsa da susmalı, susmayı bilmeli. Artık beni konuşma rahatsız etmeye başladı; bu yüzden tercihimi susma tarafında kullanıyorum. Çook “gevezelik” ettim; bu gevezelik beni yalancı (= sözünde durmaz) konumuna bile düşürdü; o kadar son dedim, ama sözümde durmadım = duramadım. İnşallah şimdi durabilirim. Bunun için, susmanın beni rahatsız etmemesi gerekiyor. Hz. Zekeriya (a.s.) gibi, susmayı da bir ibadete (= susma orucuna) dönüştürebilirsem, belki başarabilirim.
Allah Kerîm.
Yorumlar
Yorum Gönder