TAYR-AN EBÂBÎL

TAYR-AN EBÂBÎL

Ebâbîl kuşları. Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin ordusunu “yenmiş ekin taneleri” (= ke-asfin me’kûl) gibi yapan kuşlar.

Tayr (طير) kökü ve anlam alanı Arapçada sadece “kuş” değildir. Aynı kökten gelen tâʾir (طائر) : kuş, ama mecazen kısmet, nasip, amel; ṭâirah (طاؤره) : uğur-uğursuzluk inancı; tetayyarnâ (تَطَيَّرْنَا) : uğursuz saydık. (36/18.)

Kuşa karşılık gelen 'kader - amel - sonuç' bağlantısı, İslam öncesi Arap zihninde zaten vardır. Araplar, kuşun uçuş yönünden kader okurlardı. Kur’an bu zihniyeti iptal etmez, dönüştürür.

Yâsin 18. âyetteki “tetayyarnâ bikum” çok kritik : “sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık.” (36/18.) Burada, uğursuzluğu kuşa bağlayan zihniyet aynen aktarılır. Ama dikkat!, Kur’an bu yorumu onaylamaz, teşhir eder; yani, “uğursuzluk Elçilerde değil, sizde.” der.

Bu tayr, dış bir işaret değil; insanın kendi tavrıdır, amelidir.

“Herkesin kuşunu boynuna doladık” âyeti = “ve kulli insânin elzemnâhu ṭâirahû fî ‘unukih.” (17/13.) de bunu destekler.

Buradaki :

  • Kuş = Amel.
  • Boyun = Kaçınılmazlık sorumluluk.

Bu kuş, insanın kendisiyle birlikte; yani, artık uğur-uğursuzluk gökten gelen bir kuşta/kuşla değil, insanın kendi yaptığında/amelinde.

Halk dilindeki “kuşlar söyledi” deyimi de önemli bir ipucu. Halk dili genellikle eski hakikatin tortusunu taşır.

Kuşlar söyledi :

  • Görünmeyen bir haber.
  • Yukarıdan gelen bilgi.
  • Kontrol dışı ama bize temas eden bir gerçek.

Kur’an bunu mistik (âfâkî) bırakmaz, ahlâkîleştirir; “o haber” senin kendi fiilindir, fiilinin bir sonucudur, der.

Tayr, Tûr ve Tavr diye de okunabilir.

  • Tavr (طور): hâl, merhale, tavır.
  • Tûr (طور): dağ / yükselme / tecellî mekânı.
  • Tayr (طير): hareket, uçuş, kader işareti.

Bunlar rakip okumalar değil, katmanlı okumalardır.

Kur’an, uğursuzluğu kuştan alır; kuşu insanın boynuna asar. Sorumluluğu metafizikten ahlâka taşır; amel defteri ile kuşu ilişkilendirir.

Bu bir “zorlama te’vil” değil, Kur’an’ın müşrik zihniyetle hesaplaşmasının tam merkezidir.

Ebrehe’nin (kötü) ameli, onu “yenmiş ekine” çevirdi = mahvetti. Allah bunu yaparken ebâbil kuşlarını kullandı. Allah, yarattığı her varlığı istediği gibi kullanabilir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP