KELİME, DİL VE HAKİKAT
KELİME, DİL VE HAKİKAT :
Kur’ân Semantiği, Ontoloji ve Dil Felsefesi Perspektifinden Kapsamlı Bir İnceleme
Giriş
Kur’ân’da “kelime” (kelime, kelâm, kelimât) kavramı, yüzeysel bir dilsel unsurun ötesinde, derin bir ontolojik ve epistemik yapıyı ifade eder. Metin içinde iki ana bağlamda kullanılır :
1. “Kelimâtullah” – değişmez, ilâhî yasalar, hüküm ve kozmik düzen.
2. “Kelimenin tahrifi” – insanın metni veya anlamı çarpıtması.
Bu iki bağlamın birbirine karıştırılması, özellikle modern dönemde sık rastlanan “kelimeye nasıl güvenilir?” sorusunu doğurur. Ancak dikkatli bir okuma, kelime kavramının aslında çift-katmanlı bir gerçeklik sunduğunu gösterir.
Bu makale, kelime kavramını geniş bir teorik çerçevede ele alacaktır :
• Kur’ân’ın semantiği
• İslâmî tefsir geleneği
• Dil felsefesi
• Ontoloji
• Hermeneutik
• Modern linguistik
• Dinler tarihinde tahrif tartışmaları
• “Esmâ” ve “beyân”ın antropolojik konumu
1. KELİME KAVRAMININ KUR’ÂN’DAKİ ÇOK-KATMANLI YAPISI
1.1. Kelime = İlâhî Yasa / Ontolojik Sabite (“lâ tebdîle li kelimâtillâh”)
Kur’ân’da “kelimâtullah” çoğu zaman yaratılışın değişmez yasalarını ifade eder :
• Fizik yasaları
• Ahlâkî yasalar (sünnetullah)
• Tarih yasaları (ümmetlerin akıbeti)
• İlâhî iradenin kesin hükmü
Örnekler :
• “Allah’ın kelimelerinde asla değişme yoktur.” (10:64)
• “Bu Allah’ın öteden beri süregelen sünnetidir; Allah’ın sünnetinde asla bir değişme bulamazsın.” (48:23)
Burada “kelime”, semantik bir yapı değil, ontolojik bir gerçekliktir.
Bu düzeyde kelime mutlak sabittir.
Hiçbir beşerî müdahale bu düzeye dokunamaz.
1.2. Kelime = Metin / Yorum / Anlam Bağlamı (“yuharrifûnel kelime an mevâdıihî”)
Bu bağlamda kelime:
• metnin kendisini,
• kavramların yerleşimini,
• bağlamını,
• anlamını,
• yorumun niteliğini
ifade eder.
Tahrif burada üç şekilde olur :
1. Lafzı değiştirme – Tevrat örneği (fiziksel ekleme/çıkarma)
2. Anlamı kaydırma – bağlam dışı kullanma
3. Amaç ve yönünü bozma – ideolojik çarpıtma
Kur’ân’ın özellikle eleştirdiği Yahudi âlimler, “kelimeyi yerinden kaydırıyorlardı” :
• Anlamı değiştirerek
• Kavramları başka yerlere çekerek
• İdeolojik okumalar yaparak
Bu noktada “kelime”, beşerî dilin içindeki anlam-birimdir — dolayısıyla kırılgandır.
2. KELİME PARADOKSU ASLINDA BİR PARADOKS DEĞİLDİR
Görünürdeki çelişki :
• İlâhî kelime değişmez.
• Beşerî kelime değişebilir.
• O hâlde kelimeye nasıl güveneceğiz?!.
Bu, tek bir kelime tanımı varsaymanın sonucudur.
Kur’ân’da iki farklı düzlem vardır :
İlâhi düzlemde kelimenin anlamı değişmez; bu, ontolojik düzlemdir (kelimâtullah); beşerî düzlemde değişebilir.
Dolayısıyla burada birçelişki yoktur; sadece düzlemler karıştırılmıştır.
3. ESMÂ VE BEYÂN : İNSAN BİLİŞİNİN İKİ KATMANI
Kur’ân’da iki âyet, insanın bilişsel/ontolojik doğasını belirler :
3.1. “Ve alleme’l-Âdeme esmâe küllehâ” — Varlıkla ilişkinin temeli
Burada “esmâ” :
• varlıkların özü
• kavram kategorileri
• şeyleri tanıma kapasitesi
• ontolojik tasnif yeteneği
olarak yorumlanabilir.
Bu, insanın zihninin yapılanmasıdır.
Yani insan, dünyayı kavrayabilecek biçimde donatılmıştır.
3.2. “Allemehül beyân” — Kavrayışın dışavurumu
Beyân :
• ifade etme
• ayırt etme
• açıklığa kavuşturma
• gösterme
• kavramları düzenleme
yetisidir.
Beyân, modern linguistikte semiotik yeti ile örtüşür.
3.3. ESMÂ (Kavrayış) + BEYÂN (Dil) = Tam İnsan Bilişi
Ontolojik olarak bunlar ayrılmaz :
• Kavrayan ama ifade edemeyen zihin → sessiz varlık
• Söyleyen ama kavramayan dil → boş konuşma
İnsan olmanın koşulu, bu iki yetinin birliğidir.
4. DİLİN FELSEFİ SINIRLARI : NEDEN KELİMELER KIRILGANDIR?!.
Dil felsefesinin üç büyük çizgisi burada devreye girer :
4.1. Heidegger : Dil varlığın evidir
Dil = varlığın kendini açma mekânıdır ama dil sınırlıdır → varlığın tamamını kuşatamaz.
4.2. Wittgenstein : Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır
Dilde olmayan kavram, düşüncede de zorlanır.
Bu yüzden kelime kırılgandır.
4.3. Gadamer : Anlama her zaman bir yorumdur
Metinle hiçbir zaman “çıplak” bir şekilde karşılaşmayız.
Her okuma → ön-anlamlarla gelen bir yorumdur.
Bu nedenle insanın kelimeye yaklaşımı zorunlu olarak sınırlıdır.
5. İSLÂM GELENEĞİ : KELİME, KELÂM VE TE’VİL
5.1. Kelâmullah’ın mahiyeti
Kelâm-ı nefsî / kelâm-ı lafzî ayrımı önemlidir.
• Kelâm-ı Nefsî : Değişmez ilâhî irade → “lâ tebdîle li kelimâtillâh”
• Kelâm-ı Lafzî : İnsan dille karşılaştığında oluşan ses/kelime → yoruma açık
Bu ayrım, paradoksu tamamen çözer.
5.2. Te’vilin kaçınılmazlığı
Kur’ân “tefsir” değil, “te’vil” kavramını öne çıkarır.
Te’vil → kelimeyi aslına = asıl evine döndürme, kök hakikatine bağlama.
İnsan yorumu kaçınılmazdır; ama amaç, kelimeyi yerinden kaydırmak değil, yerine koymak = iade etmektir.
6. DİN TARİHİNDE TAHRİF NEDEN OLUR?!.
Kur’ân’ın Yahudilere yönelttiği eleştirinin temelinde üç sorun vardır :
1. Metni ideolojik amaçla yeniden konumlandırmak
2. Kelimenin siyak-sibakını bozmak
3. Peygamberi (= hâkim otoriteyi) dışarıda bırakmak
Bu önemli bir noktayı gösterir :
Tahrif sadece metne değil, otoriteye de müdahaledir.
Bugün Müslüman toplumlarda yaşanan “anlam kaymaları” da aynı kategoriye girer.
7. KELİMEYE GÜVENMEK MÜMKÜN MÜ?!.
Bu sorunun cevabı çok katmanlıdır.
7.1. İlâhî kelimeye güvenilir
Çünkü o ontolojik olarak sabittir.
7.2. Beşerî kelimeye ihtiyatla güvenilir
Çünkü dil kırılgandır, yorum değişkendir.
7.3. Güvenin zemini : Beyân yetisi + epistemik ahlâk
İnsan :
• araştırır
• tartar
• bağlamı gözetir
• kelimeyi yerine koymaya çalışır
• tahriften sakınır
Bu, bir tür epistemik ibadet gibidir.
8. SONUÇ : KELİME, HAKİKATİN ÇİFT YÜZLÜ AYNASIDIR
Kur’ân’ın kelime kavramı iki yüzlüdür :
1. Hakikate bakan yüz, sabit, değişmez,; buna ilâhî kelime denir.
2. İnsana bakan yüz, sınırlıdır, yorumsaldır, değişkendir.
İnsan, bu iki yüz arasında durur.
Yapılması gereken :
• İlâhî kelimeye dayanmak
• Beşerî kelimeyi tahkik etmek
• Beyân yetisini sorumlulukla kullanmak
• Tahriften kaçınmak
• Kelimeyi geri, “mevâdıihine”—yerine—iade etmek
Sonuç olarak kelimeye körü körüne güvenilmez ama kelimesiz bir hakikat tecrübesi de mümkün değildir.
İnsan, kelimelerle sınanır; hakikat kelimelerle taşınır ama kelimenin taşıdığı hakikat, kelimenin kendisinden büyüktür.
Yorumlar
Yorum Gönder