KARİZMA

Karizma : Saygınlıktan kaynaklanan etkileyicilik. Kelime Fransızca. Kelimeyi kavramsallaştıran ve sosyo-politik düzleme taşıyan Max Weber. O da bu kavramı Hristiyanlıktan almıştır. Karizma, Hristiyan teolojide kişiye Kutsal Ruh tarafından bağışlanır. Weber’e göre üç tür liderlik vardır : Yasal, Geleneksel ve Karizmatik. 

İslâmda karizma nereye denk düşer?!.

İslâm : “fe lillâhi-l ızzetu cemîâ” (35/10) der. Karizma, bi tür ızzet (saygınlık) ise, bu karizmanın “kutsal” bir yanı vardır ve bu yan, Allah’a yakınlıkla alakalıdır.

Bu yüzden karizmatik lider (= kişi), bi tür kutsal kişi gibi görülür. Ondaki kişilik (= liderlik) özellikleri, takipçilerin kişilik özellikleri ile uyumlu, hatta onlardan çook daha güçlüdür. 

Karizmatik liderdeki bu güç, nereden gelir?!. Bu güç, büyük ölçüde ilâhîdir. Etki güçleri farklı olmakla beraber, Peygamberler, velîler, kahramanlar, siyasî liderler ve kanaat önderleri böyledir.

Efendimiz sağken, karizmatik bir liderdi; vefat eder-etmez karizması sona erdi; (Nübüvvetten değil; karizmadan söz ediyorum); ve hemen “taht kavgası”! başladı.

Peygamberler dışındaki karizmatik liderler yanılabilir; Peygamberler bile dünyevî bazı işlerde takipçilerine danışmışlardır. Çünkü karizma, bir “boyutuyla” ilâhî görünse de büyük ölçüde insanîdir. Karizmatik insan (= lider), “ilâhî bağlantıyı” koparırsa, sapar; dolayısıyla takipçilerini de saptırır.

Bu yüzden Peygamberler (= Elçiler) gibi, sürekli “ilâhî gözetim = murakabe = koruma” altında olmayanların, yanılma payı her zaman vardır.

“Muhammed-ur Rasûlullah” bu demektir.

Artık Peygamber (= Elçi) gönderilmeyeceğine göre, karizmatik liderlere yaklaşımımız “mesafeli” olmalı, “mutlak” (itaat şeklinde) olmamalıdır. 

Bu ne demek?!.

Karizmatik liderlere itaat için Nebînin (= Nebîlerin, Vahyin) getirdiği ilkeler ölçü alınmalı. Bu ölçünün görünen (= fizikî) ve görünmeyen (= ahlâkî ve metafizik) yanları olur. Görünmeyen (= ahlâkî ve metafizik) yanlar, görünen (= fizikî) yanlara yansır. Efendimizin görünen (= fizikî) hayatı, arkadaşlarının hayatından farklı değildi, hatta onların hayatından daha “sade” idi; ama görünmeyen (= ahlâkî ve metafizik) yanları onlardan çook daha üstündü. Dışarıdan biri (yabancı bir elçi) Efendimizle görüşmeye geldiğinde ashaba : “hanginiz Muhammed?!” diye soruyordu.

Bizler de, karizmatik liderlerimizde bu ölçüleri aramalıyız. Eğer karizmatik liderlerimiz, şâşâlı (= debdebeli) bir hayat yaşıyorlarsa, onlara “mesafeli” durmayı/olmayı bilmeliyiz.

Madden, Hz. Muhammed (s.a.v.) gibi, takipçilerinin yaşadığı gibi bir hayatı yaşamayan karizmatik bir liderin (manevî = ahlâkî ve metafizik) “karizmasını çizmemiz” gerekiyor. “Yamulmanın” en bâriz göstergesi, bu. İlk dört halifenin (= Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali) ve Emevîlerin 7. halifesi Ömer b. Abdülaziz'in- ki Mervan’ın oğlu, bu Mervan,  Mervan b. Hakem değil, onun oğlu Abdülaziz b. Mervan; anne tarafından Hz. Ömer’in torundur - ümmet nezdindeki karizmaları (= saygınlıkları) sağlamdır; onlardan sonra kimse bu seviyelere erişememiştir.

İslâm dünyasındaki karizma çizilmesi - siz de buna lider yamulması diyebilirsiniz - şâşâ (= debdebe ve gösteriş) ile başladı; hâlâ da devam ediyor. Sanırım yıl 1981 veya 82 idi. İlk kez, bir şeyhin camiiye son model bir mersedesle geldiğini gördüm, “yıkıldım”!. O gün bugündür, tarikatlere (şeyhlere) mesafeliyim. Sonraları bu mesafemi siyasete de taşıdım. Merhum Erbakan’ın çocuğunun düğününü görünce, ona da “mesafe” koydum. Koydum da ne oldu, ne değişti?!. Dışarıda bişey değişmedi ama bende çok şey değişti. Kolay kolay kimseye kanmamayı (samimiyetsiz insanların peşine takılmamayı) öğrendim, bu az bi şey mi?!.

Tarih, karizmayı şâşâda (= debdebede ve gösterişte) arayanların karizmasını çiziyor ve etkilerini "sınırlıyor"!.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP