BUHARLAŞAN SORUMLULUK

Sözün Çoğaldığı, Amelin Çekildiği Bir Çağ Üzerine

Bugün garip bir durumla karşı karşıyayız : Ortada fiiller var ama fâiller silik. Zarar var ama yüklenen yok. Suç var ama suçlu belirsiz.

Bu bir çöküş değildir, kriz de değildir.

Bu bir buharlaşmadır.

Yani kurumların, yapıların, kelimelerin yerli yerinde durduğu; ama ağırlıklarının uçtuğu bir hâl.

Söz Şişti, Fiiler Geri Çekildi 

İnsanlık tarihinde söz (ve yazı) hiçbir dönemde bu kadar çoğalmadı.

  • Radyo ile söz yayıldı.
  • Televizyon ile söz görüntüye dönüştü.
  • Telefon ile söz hızlandı.
  • Sosyal medya ile söz taşkınlaştı.
  • Yapay zekâ ile söz öznesizleşti.

Bugün söz, sahibine ihtiyaç duymuyor, bedel istemiyor, arkasında duranı, sorumluluk alanı aramıyor.

  • Söz var, ama yük yok.
  • Yazı var, ama şahitlik yok.

Bu yüzden, artık söz, söyleyeni bağlamıyor; söyleyen de kendini söylediği ile bağlı hissetmiyor.

Kavl Var, Amel Yok

Kur’ân’ın sert ve sarsıcı sorusu tam buraya düşer : “Niçin yapmadığınız şeyi söylüyorsunuz?!.” (61/2.)

Bu soru sadece bireye yönelmiş bir ahlâk uyarısı değildir. Medya düzenine, akademiye, siyasete, teknolojiye ve dindarlığa yöneltilmiş bir ithamdır.

Çünkü çağımızın ayırt edici özelliği şudur :

  • Söz/kavl çoğalmış, amel geri çekilmiştir.
  • Konuşmak, eylemin yerini almıştır.
  • Paylaşmak, sorumluluğun ikamesi olmuştur.
  • Tepki göstermek, yüklenmenin yerine geçmiştir.

Simülasyon Değil, Simülakr

Bu çağı “simülasyon çağı” olarak adlandırmak eksiktir.

Simülasyonda hâlâ bir asıl vardır; taklit ona yaslanır.

Bugün ise asıl geri çekilmiştir, ama işaretler dolaşımdadır.

  • Ahlâk yoktur ama ahlâk dili vardır.
  • Sorumluluk yoktur ama sorumluluk söylemi vardır.
  • Hakikat yoktur ama hakikat iddiaları çarpışır.

Bu, Baudrillard’ın ifadesiyle simülakrtır : Gerçeğin yokluğunu gizleyen işaret.

Medya bu işaretleri üretir, yapay zekâ ise onları otomatik ve sınırsız hâle getirir.

AI/YZ : Failin Son Perdesi

Yapay zekâ bu sürecin başlangıcı değil, mantıkî sonucudur.

AI/YZ, yargı dilini kullanır ama yargı taşımaz, karar üretir ama sorumluluk almaz, metin üretir ama şahitlik etmez.

Bu yüzden idealdir, popülerdir.

Çünkü, ortada bir karar vardır ama karar veren, sorumluluk yüklenen kimse yoktur.

“Algoritma (program, internet) böyle dedi/diyor” cümlesi, çağın en konforlu kaçış kapısıdır.

Bu, âdeta ilâhî “lâ yüs’ellik gibi”!, insanın hesaptan kaçma biçimidir.

Buharlaşma : Mes'uliyetin Uçuşu

Bugün hiçbir şey yıkılmadı; her şey ayakta; ama hiçbir şey, hiçbir şeyi taşımıyor ve temsil etmiyor.

  • Ahlâk konuşuluyor ama bağlayıcı değil.
  • Hukuk işliyor ama sürekli değişiyor.
  • Eleştiri var ama dönüştürmüyor.
  • Fail var ama kendisi ortalıkta görünmüyor.
  • Fiil var ama sahipsiz/fâilsiz.

Bu yüzden herkes haklıdır, herkes mağdur, ama kimse mes'ul değildir.

İşte buharlaşma budur.

Huşubun Musannadeh : Çağın Kur’ânî Teşhisi 

Kur’ân bu hâli tek bir ifadeyle anlatır : “keennehüm huşubun musannadeh” = elbise giymiş kütükler gibi... (63/4.)

  • Dışı düzgün, içi boş.
  • Ayakta gibi, ama kendi başına ayakta duramaz.
  • Sürekli bir yere yaslanır.

Nereye?!.

  • medyaya,
  • gündeme,
  • çoğunluğa,
  • algoritmaya,
  • herkes böyle düşünüyor'a ve yapıyor'a.

İnsanlar yıkılmıyor; içleri boşaltılıyor.

LÂ Var, ama İLLÂ Askıda

Modern çağ reddetmeyi öğrendi.

  • Putları parçaladı.
  • Otoriteleri dağıttı.
  • Her şeye “L” dedi.

Ama duramadı.

Çünkü tevhid iki parçadır : LÂ : reddiye; İLLÂ : bağlanma, yüklenme, bedel.

Bugün LÂ dolaşımdadır, İLLÂ ise ertelenmiştir.

Çünkü İLLÂ, risklidir, ağırdır, amel ister, sorumluluk alır.

Bu yüzden çağ, LÂ’yı sevmiş, İLLÂ’dan kaçmıştır.

Son Söz: Kavlen Sekîlâ

Kur’ân sözü başıboş bırakmaz. Sözün bir ağırlığı olması gerektiğini söyler ve adını koyar : “Biz Sana kavlen sekîlâ yükleyeceğiz.” (73/5.)

Ağır söz, çok söylenen söz değildir, süslü söz değildir, dolaşıma sokulan söz hiç değildir.

Ağır söz, söyleyeni bağlayan, taşıyana yük olan, sahibini açıkta bırakan = görünür kılan sözdür.

Bugün yaşadığımız kriz, söz kıtlığı değil; kavlen sekîlânın yokluğudur.

  • Söz var ama hafif.
  • Yazı var ama uçucu.
  • Cümleler dolaşımda ama sahipsiz.

Bu çağda iman, yeni sözler üretmek değildir; sözü ağırlaştırmayı göze almaktır. Yani söylediğinin altında kalmayı, yazdığının şahitliğini yapmayı, LÂ deyip İLLÂ ile bağlanmayı kabul etmektir.

Çünkü hayat, LÂ ile temizlenir; sekîl/ağır sözle, İLLÂ ile taşınır.

Bugün taşınan hayatın (= kültürün) içi boş.


Yorumlar