FÂTİHÂ’DAKİ BEN

Fâtihâ’da ben var mı?!.

Yok gibi; gibi diyorum, çünkü oradaki ben, gizli ben, açıkça kendini belli etmeyen ben.

Besmele, Fâtihâ’ya dahil, Fâtihâ’nın ilk âyeti. Besmele ile birlikte ilk dört âyette O ve O’nun nitelikleri var; ama bu nitelikleri, gizli (= ben, demeyen) ben söyler.

Son üç âyette de bu gizli ben, bize döner. Biz, benlerin organik birliğidir, cemaatidir. (Bende bu ben, hâlâ bize dönmedi.) İhdinâ (= bize hidayet et) diyen benler.  (= biz/ler.)

Kendini ben zanneden ben/ler, ihdinâ diyemezler. İhdinâ demek için kendini ben zanneden benin/benlerin bir arayış içine girmesi ve doğru bir yolculuğa, yola (= sırât-ı müsteqîme) çıkması şarttır.

Bu doğru yol veya yolculuk, ASIL BEN’in nîmet verdiği kişilerin yolu ve yolculuğudur.

Kim bunlar?!.

Nisâ Sûresi 69. âyette sayılanlar : Nebîler, Sıddîklar, Şâhitler/Şehîdler ve Sâlihler.

“Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği, Nebîler, Sıddîklar, Şâhitler/Şehîdler ve Sâlihlerle beraberdirler. Ne iyi arkadaştır Onlar.”

Gadaba/gazaba uğrayanlar (= mağdûbi aleyhim olanlar) ve dalâlette (= dâllîn) olanlar kimler?!.

İlk (= sahte/zannî/sanal/gölge) benini, bi türlü aşamayanlar, kendini bişey zannedenler, bu yüzden de herhangi bir arayışa girmeyenler, kendi sahte/zannî/sanal/gölge beninden memnun olan benler.

...

Pekiî, ASIL BEN, nasıl bir Ben?!.

Başka benzeri olmayan bir Ben.

Hayy-ül Qayyûm olan, ölmeyen (= ölümsüz olan) Ben.

Hz. Mûsâ (a.s.)’a : “İnnenî Ene-lAllah.” diyen Ben. (Bknz. 20/14.)

Elçilerini vahyine muhatap eden Ben.

Arayış içindeki ben, doğru istikâmette (= sırât-ı müsteqîmde) yürürse, Bu Ben’le tanışır ve “ölümsüzleşir”!. Buradaki ölümsüzleşme, fenâdaki bekâdır. 

Fenâda bekâ, nasıl olur?!.

İlk ben (= kendini ben olarak gören ben), zaten “ölür”; ikinci ben de “kendinden geçer”!, (kendini artık bir ben olarak görmez ama) “ölmez de”!.

“Küllü şey’in hélikün illâ Veche. Hüve-l Bâkî.”

İlk ben/ler (= kendini ben olarak gören ben/ler), ASIL BEN’i bulamamanın acısını (cehennemde) yanarak çekecek/ler. Onlar için ASIL BEN’i bulamamanın acısı, ateşte (= cehennemde) yanmaktan da beter olacak. Çünkü duygusal acı (= ruhun çektiği acı), beden acısından (= bedenin çektiği acıdan) çook daha beterdir. Can, tatlıdır; can da ruhtur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP