SÜBHÂNEKE'DEKİ CEDD
Sübhâneke’deki “cedd” ne demek?!.
Dua şöyle :
سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ
وَتَبَارَكَ اسْمُكَ
وَتَعَالَىٰ جَدُّكَ
وَلَا إِلٰهَ غَيْرُكَ
Buradaki “cedd” kelimesi, ( Arapçada) kelimenin tek anlamlı değil. Cedd, günlük dilde “dede, ata” mânasına gelir; fakat ilahî bağlamda bu anlam tamamen devre dışıdır.
Buradaki “cedd”in mânası :
- Azamet
- Yücelik
- Mutlak büyüklük
- Saltanat / hâkimiyet
- Şan ve kudret
Klasik lugatlarda ve şerhlerde (Lisânü’l-Arab, Tâcü’l-Arûs, Nevevî şerhi vb.) bu duâ için verilen anlam : “ve teâlâ ceddük” = Senin azametin / ululuğun / kudretin pek yücedir.
Yani :
- Neseple,
- soyla,
- baba–oğul ilişkisi ile, ilgi ve alakası yok.
Eğer olsaydı, “lem yelid ve lem yûled” ile çelişirdi.
Hayır, tam tersine onu pekiştiriyor.
Çünkü, “cedd” burada ontolojik değil, sıfatîdir.
Doğurma–doğrulma, soy, silsile tamamen mahlûk düzenine ait kavramlardır.
Buradaki “cedd”, Allah’ın mahlûkata benzemekten münezzeh oluşunu vurgular.
Zaten duâ, “Sübhâneke” ile başlıyor: “Seni tenzih ederim…”
Yani, her türlü beşerî çağrışımdan münezzehsin; Senin yüceliğin, azametin aşkındır.
Bu, İhlâs sûresiyle aynı istikamettir, ona zıt değildir.
Kur’an’da “cedd”in kullanımı var mı?!.
Evet. Cin Sûresi 3. âyet :
وَأَنَّهُ تَعَالَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا
Meali: “Rabbimizin ceddi (azameti / yüceliği) pek yücedir; O, ne eş edinmiştir ne de çocuk.”
Dikkat, aynı âyette hem “cedd” geçiyor hem de çocuk edinmenin reddi var.
Bu âyet, sorunun cevabını bizzat kendisi veriyor.
Modern Türkçede “ced” sadece “dedeye, ataya” indirgendi. Oysa Arapça’da kelime, bağlama göre anlam kazanır.
Teolojik metinlerde sözlük anlam değil, ıstılahî anlam esas alınır.
Bu da bize şunu tekrar hatırlatıyor : Kur’an ve duâ dili, günlük sohbet diliyle okunmaz.
Kısa toparlama :
“Teâlâ ceddük” = Senin azametin ve ululuğun pek yücedir. Sende nesep, doğurma, soy gibi şeyler yoktur. Bu, “lem yelid ve lem yûled”e aykırı değil, bilakis onu teyit eder.
Cin Sûresi 3. âyet, meselenin anahtarıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder