HAYAT KURTARMAK

Hayat kurtarmak : Ölmek üzere olan yaralı veya hastayı ölümden kurtarıp tekrar sağlığına kavuşturmak.

Bunu kim yapar? Doktorlar.

Emniyet kemeri de tedbir olarak hayat kurtarır. Çünkü her sürücü potansiyel olarak kazaya (ölüme) yakındır. 

Hepimiz ölüme yakınız.

Hepimiz “yaralı ve hastayız”!.

Hangi tedbiri alırsak alalım, hangi doktora görünürsek görünelim, neticede öleceğiz.

Ve neticede burada, hayatımızı kurtaracak bişey de kimse de olmayacak.

Demek ki hayat kurtarma deyiminin buradaki anlamı sınırlı.

Pekiî bu deyimin sınırsız bir anlamı var mı?!.

Var; ve bu, ötedeki ölümsüz hayat için geçerli. 

Ötedeki hayat, herkes için ölümsüzse, bu nasıl olacak?!.

Çünkü bazılarının ötedeki (ölümsüz) hayatı çook ızdıraplı geçeceği için hayat kurtarma da orada ızdırabı sona erdirme şeklinde olacak. Bu da orada değil, yine burada gerçekleşecek.

Bunu, burada yapacak “doktor”, büyük ölçüde kişinin kendisi. 

Nasıl, buranın doktorları sadece teorik tıp bilgisi ile yetinmiyor, pratik (uygulama) yapması da gerekiyorsa, ötede hayat kurtaracak “doktor” da sadece teorik bilgi ile yetinmeyecek, bu teorik bilgisini uygulamaya dökecek. = İman ve sâlih amel. 

Hayatında hiç hasta görmemiş (uygulama yapmamış) doktora gider misiniz; böyle (= kitâbî bilgi ile yetinen) bir doktor sizin hayatınızı kurtarabilir mi?!.

Doktorluk, büyük ölçüde deneyim (pratik) işi. Bir doktor, ne kadar çok hasta görmüş ve onların hayatını kurtarmışsa, o kadar iyi bir doktordur.

Ötedeki hayatın kurtarılması da buna benzer. Kişi, ne kadar çok kötülükle (= hastalıkla) mücadele etmiş ve kendini o kötülüklerden (= hastalıklardan) koruyabilmişse, o kadar iyi bir “doktor”! (= dindar) olmuştur. Kitâbî bilgi ile yetinen “doktorlara = dindarlara” güvenmeyin.

Bazı hastalıklar bulaşıcıdır. Bunları, en iyi, o hastalıkları geçirenler (= atlatanlar) bilir. Kişi, böyle bir hastalığa yakalandığında o hastalığı geçirmiş kişileri bulup, onlara akıl danışmalıdır. Artık bu hastalıkların manevî hastalıklar (= krizler), bu doktorların da “maneviyat doktorlar” olduğunu anlamış olmalısınız. Siz hiç manevî hastalık (= kriz) geçirmiyorsanız, bu doktorlara ihtiyacınız yok; sözlerim size değil. Sizin ebedî hayatınız zaten kurtulmuştur. Benim sözlerim, maneviyat krizi yaşayan insanlara.

Sizce bu çağ, kişilerin maneviyat krizleri yaşamaması için sağlıklı ve steril bir çağ mı?!.

Bence değil. Bu yüzden bu çağ, hayat kurtaran bir çağ değil, ebedî hayatı da mahveden bir çağ. Bence bu çağın (asıl) “doktorları”, dindarları. Onların sayısı da ne kadar az. Bu çağ, doktor yetiştiren ama “hekim” yetiştirmeyen bir çağ. Çağın psikiyatrları da doktor. Bu yüzden kişi, hayat kurtarmayı hayatî bir mesele olarak görüyorsa, “çook az sayıdaki hekime” bakarak = onları örnek alarak kendi kendinin hekimi olmayı öğrenmeli. Bu çağda, bunun başka bir yolu yok; var da ben mi bilmiyorum?!.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP