MESAJIN NETLİĞİ VE SERTLİĞİ
Mesajın Netliği ve Sertliği
Konuşma ve yazmada, karşı tarafa (muhataba) iletilen şey mesajın kendisidir. Bir kimsenin mesaj iletme gibi bir misyonu (görevi) varsa, bunu öncelikle net bir şekilde muhatabına ulaştırabilmelidir. Mesajın sert bir üslupla iletilmesi bazen —hatta çoğu zaman— bu netliğe zarar verebilir; özellikle de söz konusu olan dînî bir mesaj ise.
Öncelikle dînî mesaj açık-seçik olmalı, eğilip bükülmemelidir. Kur’an buna belâğ-ı mübîn der (bkz. 5/92; 16/35; 26/82; 24/54; 29/18; 36/17; 64/12).
Bütün elçiler mesajlarını eğip bükmeden söylemişlerdir. Burada en küçük bir taviz yoktur; buna Kâfirûn Sûresi de şahittir. Kâfirûn Sûresi ne der? Benim misyonum, tavizsiz bir şekilde yalnızca Allah’a kulluktur (= ibadet). Bu konuda uzlaşmaya kapım kapalıdır. Yani: Lâ ilâhe illâllah.
Ancak bu hakikatin nasıl söylendiği, mesajın iletilme biçimini —sertliğini ya da yumuşaklığını— belirler.
Mesajın Sahibi, “Mesajımı net ama yumuşak bir şekilde iletin” buyurur. Buna kavl-i leyyin denir (bkz. 20/44). Leyyin kökü Kur’an’da beş yerde geçer (3/159; 20/44; 34/10; 39/23). Bu kullanımlar bize şunu öğretir: 3/159’da yumuşak davranmak; 20/44’te yumuşak söz söylemek; 34/10’da demirin yumuşaması; 39/23’te kalbin yumuşaması.
20/44’teki bu ilâhî tavsiye Hz. Mûsâ’yadır. Mûsâ’nın muhatabı ise o gün, kibrin ve zulmün zirvesinde duran ve “Ben sizin en yüce rabbinizim” diyen Firavundur.
Dolayısıyla kavl-i leyyin; mesajdan —yani mesajın netliğinden— taviz vermek, mesajı gizlemek, eziklik göstermek ya da alttan almak değildir.
Amaç nedir?!.
Amaç, muhataba mesajı net, doğru ve tavizsiz bir şekilde ulaştırmak ve muhatabı kazanmaktır. Mesajın sert bir üslupla aktarılması işi kişiselleştirir; yani mesajı ileten, farkında olmadan kendi duygularını (özellikle öfkesini) işin içine katar. Bu durumda etki, tepkiyi doğurur; muhatap da kendini mesajın önüne atar. Oysa esas olan mesajdır.
Şu ima bile edilmemelidir : “Ben biliyorum, sen bilmiyorsun” (yani: sen cahilsin, sapıksın!). Bu ima, kişiyi hakikatin (Hakk’ın) önüne koymak; kendini üstün görmek demektir. Bu, Hakk’ı yüceltmek değil, kendini merkeze almaktır.
Başta ben olmak üzere çoğumuz bu yanlışı sıkça yapıyoruz. Bir an evvel kavl-i leyyin’in ne olduğunu - ne büyük bir nimet olduğunu - öğrenmeliyiz. Çünkü kavl-i leyyin, sertliği yumuşatır; netliği zedelemeden kalplere yol verir/açar.
Yorumlar
Yorum Gönder