TATMA
Tatma Azıcık yemek, tadına bakmak. İlk tadım, cennetteki yasak ağaçla mı?!. (7/22.) Sonra dünyaya düştük. Bir sürü şeyin (yemeğin-içeceğin, acının-tatlının) tadına baktık. Dünyadan giderken ölümün tadına bakacağız. (3/185. 21/35. 29/57.) Sonra da azabın. (7/39. 8/14. 8/35. 8/50. 9/35...) Çünkü bazılarımız rahmeti tadınca şımarıyor. (10/21. 11/9. 11/10. 30/33.) Bu dünya, tadımlık bir dünya mı?!. Tatma, geçici bi şey mi, kalıcı bi şey mi?!. ... Tatma (ذوق ) zevk- zékâ Kur’an’da çok derin bir kelime. Sadece biyolojik bir “lezzet alma” değil; bir hâlin insanda doğrudan yaşanması, deneyimlenmesi, içe işlemesi demek. Yani bilgi olmaktan çıkıp varlık hâline dönüşmesi. Yasak ağacın “tadılması”, ilk sınır ihlâli. Dünyada nimetlerin, acıların, arzuların tadılması. Ölümün tadılması :“Her nefis ölümü tadacaktır, tadıcıdır.” Burada ölüm bile “kalıcı ikâmet” değil, bir geçiş tecrübesi olarak sunuluyor. Sonra azabın “tadılması”. Rahmetin tadılması. Hatta iman da “tadılır” : “İmanın tadı/hazzı”!. Bu...