İNSAN, MELEK VE SIYÂM
İNSAN, MELEK VE SIYÂM/ORUÇ Muhtaçlık, Mülkiyet ve Ubûdiyet Üzerine İslâm’ın şartlarını hepimiz biliriz. Namaz, oruç, zekât, hacc ve kelime-i şehâdet... Çoğumuz bunları eksiksiz sayabilir, hatta her birinin nasıl yerine getirileceğini de anlatabiliriz. Fakat bilmek ile anlamak, anlamak ile yaşamak aynı şey değildir. Bir ibâdetin nasıl yapılacağını bilmek, onun ne anlama geldiğini bilmek demek değildir. Daha da önemlisi, o ibâdetin hayatımızda neyi değiştirmesi gerektiğini bilmek hiç değildir. Namaz kılıyoruz; fakat namazın bizi gün boyunca hangi istikâmette tutması gerektiğini ne kadar düşünüyoruz?!. Oruç tutuyoruz; fakat orucun bize açlık ve susuzluğun ötesinde ne öğrettiğini biliyor muyuz?!. Zekât veriyoruz; fakat elimizdekinin gerçekten bize ait olup olmadığını, mülkün sahibinin kim olduğunu hayatımızda ne kadar hissediyoruz?!. Hacca gidiyoruz; fakat üzerimizdeki bütün âidiyetleri, statüleri ve üstünlük iddialarını geride bırakıp Allah’ın kulları arasına katılmanın ne demek olduğunu ...