HAKÎKÎ VAROLUŞ
Varlığı Anlamaktan Var Eden’e Kul Olmaya : Ontolojik Acziyet ve Hakîkî Varoluş Modern dünya, insanı her şeyin merkezine koyan, onu kendi kendinin mimarı ve evrenin mutlak hâkimi ilan eden büyük bir yanılsamayla ma’luldür. Yüzyıllardır felsefe, insan bilincini parlatarak varlığı “anlamayı”, var olmanın yegâne kanıtı ve zirvesi saydı. Batı felsefesinde ahlâkı epistemolojiden ayırıp, “öteki” üzerinden yeniden kurmaya çalışan Emmanuel Levinas bile, “Varlığı anlamak, var olmaktır.” derken zihinsel ve ahlâkî bir farkındalığa işaret ediyordu. Pekiî, durum gerçekten öyle midir?!. İnsanın varlığı, kendi zihninin sınırlarına veya kendi uhdesine mi bırakılmıştır?!. İnsan, kendini (en azından biyolojik olarak) var eden bir güce ve iradeye sahip midir?!. İnsanın biyolojik mevcûdiyeti olmasa, ahlâkî bir varoluştan söz edilebilir mi?!. Bu soruların peşine düştüğümüzde, felsefenin bittiği ve hakikatin başladığı o büyük sınır çizgisine ulaşırız : Varlığı anlamak yetmez; asıl mesele, Var Eden’i bilmek v...