Kayıtlar

ÖLÇÜ

ÖLÇÜ Değer, Sevgi, İrade ve İstikâmet Üzerine I. İNSAN NEYİ ÖLÇÜ ALIYOR?!. İnsan yalnızca bilen, isteyen, seven ve tercih eden bir varlık değildir. aynı zamanda ölçen ve ölçüsüne göre kendisini ayarlayan bir varlıktır. Bir şeyi değerli bulmak, başka bir şeyi daha değerli bulabilmek; birini ötekine tercih etmek; bazı şeyleri öne, bazılarını geriye koymak... Bütün bunların arkasında bir ölçü vardır. Bu nedenle insanın hayatındaki temel soru yalnızca : “ Ne biliyorum ” değildir. Daha temel soru şudur : “ Neyi ölçü alıyorum.” Çünkü ölçü, yalnızca miktarı belirlemez. Değerleri tartar, aralarındaki farkı ortaya koyar, öncelikleri belirler ve bir düzen kurar. Ölçü neyse, değerler ona göre yerleşir. Değerler nasıl yerleşmişse, sevgiler de ona göre dağılır. Sevgiler nasıl dağılmışsa, tercihler de ona göre yapılır. Tercihler ise insanın istikâmetini belirler. Bu yüzden insanın hayatındaki birçok şaşmanın başlangıcı, tercihten bile önce, ölçünün bozulmasıdır. II. Mİ’YÂR : ÖLÇMEK, AYARLAMAK, DÜZEN...

HAZIR-LIK

HAZIR-LIK Yarına Ne Gönderiyoruz?!. Hazır, olabilecek durumlara karşı önceden tedarikli bulunmak demektir. Hazırlık yapmak, bu tedarikin fiil hâlidir; hazırlık ise isim hâli. Demek ki hazırlık, henüz gerçekleşmemiş bir şeye ilişkindir. HAZIRLIK, GELECEK İÇİNDİR . Gelecek ise yalnızca olumlu ihtimalleri değil, olumsuz ihtimalleri de taşır. Bu nedenle insan, gelecekte karşılaşabileceği olumsuzluklara karşı şimdiden hazırlanır; onları önlemek, gerçekleştiğinde karşısında yenilmemek ve mümkünse olumsuzu olumluya çevirmek için tedbir alır. Çünkü gelecekte bizi neyin beklediğini tam olarak bilmiyoruz. Gelecekte başımıza ne gelecek?!. Biliyor muyuz?!. Hazır mıyız?!. İnsan, geleceği tam olarak bilemez. Mevcut verilerden, tecrübelerinden, aklından ve işaretlerden hareketle geleceğe ilişkin tahminlerde bulunabilir. Fakat TAHMİN İLE HABER AYNI ŞEY DEĞİLDİR. Tahmin, bilmeyenin geleceğe ilişkin öngörüsüdür. Haber ise bilenin bildirmesidir. İnsan geleceği tam bilemez. O bilir. Öyleyse insanın gelece...

İYİLİĞİN VE KÖTÜLÜĞÜN ONTOLOJİSİ

İYİLİĞİN VE KÖTÜLÜĞÜN ONTOLOJİSİ Varlık, Rızâ, İnsan ve Ahlâkî Gerçekleşme Üzerine GİRİŞ : SORUYU DOĞRU YERDEN SORMAK İyilik nedir?!. Kötülük nedir?!. Bu iki soru, ilk bakışta ahlâkın soruları gibi görünür fakat biraz derinleştirildiğinde, bizi doğrudan varlık problemine götürür. Çünkü “iyi” ve “kötü” dediğimiz şeylerin yalnızca insanın değerlendirmesinden ibaret olduğunu söylersek, şu soruyla karşılaşırız : İnsan neye göre iyi veya kötü demektedir?!. Bir toplumun iyi dediğine başka bir toplum kötü diyebilir. Bir insanın hayır sandığı şey, başka bir insan için şer olabilir. Hatta insanın bugün kendisi için iyi gördüğü bir şeyin yarın kendisi için kötü olduğunu fark etmesi de mümkündür. Öyleyse insanın “ iyi” ve “kötü” hükmü , tek başına nihâî ölçü olamaz. Kur'an bu insanî sınırlılığı son derece çarpıcı biçimde ifade eder : وَعَسَىٰ أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ ۖ وَعَسَىٰ أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ ۗ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ “ Ol...

DÜŞÜNCEDEN TEVHÎDE

DÜŞÜNCEDEN TEVHÎDE Düşüncenin İnsanda Oluşumu, Uyum, İstikâmet ve Ortak Rab İnsan düşünür. Düşünme, zihninde hazır bulunan birtakım düşünceleri harekete geçirmekten ibaret değildir. Düşünce, insanın hayatla ilişkisinin içinde oluşur. İnsan önce yaşar. Hayat ona dokunur. Her olay, her insan, her söz, her görüntü, her acı, her sevinç, her ihtiyaç, her kayıp, her karşılaşma insanın iç dünyasında iz bırakır. Bu dokunuş, yalnızca dışarıda olup biten bir olay olarak kalmaz. İnsan onu yaşantı hâline getirir, sonra da yaşantıyı anlamlandırmaya çalışır. Ve onu isimlendirir. • “Bu nedir?!.” • “Bana ne oldu?!.” • “Ben ne yaşadım?!.” • “Bu neden oldu?!.” Böylece yaşantı, insanın zihninde kavranabilir bir biçime dönüşmeye başlar. Burada bilgi oluşur fakat bilgi henüz düşüncenin kendisi değildir. Bilgi, düşüncenin malzemesidir. I. Düşüncenin Ham Maddesi : Hayat İnsan hayatın dışında düşünmez. Düşüncenin ilk malzemesi hayattır. İnsan görür, işitir, dokunur, koklar, tadına varır; insanlarla karşılaşır...

BÜYÜME, NEREYE?!.

BÜYÜME, NEREYE?!. Kansere Benzeyen Büyüme Üzerine Dünya büyüyor, pekiî insan büyüyor mu, yoksa küçülüyor mu?!. Bize sürekli büyüdüğümüz söyleniyor. Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde %2.3 büyümüş. Hemen hemen tüm ekonomiler büyüyor. Üretim büyüyor. Tüketim büyüyor. Teknoloji büyüyor. Veri büyüyor. Şirketler büyüyor. Servet büyüyor. Hız büyüyor. Şehirler büyüyor. Enerji ihtiyacı büyüyor. Ulaşım büyüyor. Dijital dünya büyüyor. Her yıl daha fazla üretiyor, daha fazla tüketiyor, daha fazla veri işliyor, daha fazla enerji kullanıyor, daha fazla mal ve hizmet dolaşıma sokuyoruz. Bütün bunlara tek bir kelimeyle isim veriliyor : Büyüme. Pekiî Büyüme Nereye?!. Asıl soruyu nedense sormuyoruz. Çünkü “büyüme” kelimesi, daha baştan olumlu bir anlam taşıyor. Bir şey büyüyorsa iyiye gidiyor kabul ediyoruz. Küçülmek kötü, büyümek iyi. Oysa bu, hayatın kendisi tarafından bile doğrulanmayan bir varsayım. Her Büyüme Gelişme Değildir . Kanser de büyür. Sorun onun büyümesi değildir yalnızca; ...

ZEKÂDAN İSTİKÂMETE

ZEKÂDAN İSTİKÂMETE Yapay Zekâ, Akıl, Vahiy ve Tevhîd Üzerine İnsanlık bugün tarihte benzeri olmayan bir eşiğin önünde duruyor. Kendi zekâsının bir uzantısı olarak yapay zekâ üretiyor. Üstelik bu zekâ, bazı alanlarda insanın işlem kapasitesini aşabilecek bir noktaya doğru ilerliyor. Daha hızlı hesaplayabiliyor. Daha çok veriyi aynı anda işleyebiliyor. Daha fazla seçenek üretebiliyor. Daha karmaşık ilişkileri görebiliyor. Belki bir gün, insanın “ süper zekâ ” diye adlandıracağı bir kapasiteye ulaşabilir. Fakat bütün bunların önünde daha temel bir soru vardır : Bu zekâ nereye gideceğini nasıl bilecek?!. Çünkü zekâ ile akıl aynı şey değildir. ZEKÂ İŞLER, AKIL YÖN TAYİN EDER Zekâ : • Hesaplar. • Karşılaştırır. • Örüntüleri bulur. • İhtimalleri değerlendirir. • Seçenekleri çoğaltır. Fakat seçeneklerin çoğalması, doğru seçeneğin kendiliğinden ortaya çıkması demek değildir. Zekânın sorusu “ne yapabilirim?!.” Akılın sorusu “ne yapmalıyım?!.” Bu yüzden : Zekâ, seçenekleri üretir; akıl, seçenekle...

TEKMİL

TEKMİL VERMEK, AKLI KİRAYA VERMEKTİR Bir insanın kendi düşüncesi olmayan bir düşünceyi savunması kadar tuhaf çok az şey vardır. Daha da tuhafı, bunu yaparken insanın kendisini düşünen biri zannetmesidir. Oysa düşünmek,  • Bir cümleyi tekrar etmek değildir. • Bir fikri ezberlemek değildir. • Bir otoritenin sözünü sahiplenmek değildir. • Bir topluluğun kanaatini “benim kanaatim” diye ilan etmek hiç değildir. • Atalardan sorgulanmadan miras alınan düşünce, bizim düşüncemiz değildir. Düşünmek, kişinin düşünceyi kendi aklından geçirmesidir. İşte bu yüzden insanın kendisine zaman zaman rahatsız edici bir soru sorması gerekir : Gerçekten ben mi düşünüyorum; yoksa bana verilmiş bir düşünceyi mi taşıyor, savunuyorum?!. Çünkü insan, aklını yalnızca para karşılığında kiraya vermez. • Bazen geleneğe verir. • Bazen lidere. • Bazen ideolojiye. • Bazen cemaate. • Bazen akademik otoriteye. • Bazen mezhebe. • Bazen de bir tefsire. Ve insan, aklını kiraya verdiğinde çoğu zaman bunun farkına bile var...

KELİME-İ TEVHÎD BUGÜN BİZE NE SÖYLER?!.

KELİME-İ TEVHÎD BUGÜN BİZE NE SÖYLER?!. Veya Biz Kelime-i Tevhîd’i Söylerken Ne Söyleriz?!. Çocukken bize bir soru sorarlardı : “ Kimin kulusun?!.” Cevabını da öğretirlerdi : “ Allah’ın kuluyum.” Fakat çocuklukta ezberlediğimiz bu cevabın yetişkinlikte yeniden sorulması gerekir. Çünkü yetişkin insan için asıl soru artık : “Kimin kulusun?!.” değil, “İlâhın kim?!.” olmalıdır. Çünkü insanın gerçek ilâhı, dilinin söylediği değil; hayatında fiilen hükmünü geçirdiği, kendisine itaat ettiği, davranışlarını belirleyen ve iradesinin yönünü tayin eden merciidir. Bu nedenle Kelime-i Tevhîd’i bugün yeniden düşünmek zorundayız. Lâ ilâhe illAllah . Biz bu cümleyi söylerken gerçekten ne söylüyoruz?!. 1. “LÂ İLÂHE” DEMEK, ÖNCE KENDİ İLÂHLARIMIZI GÖRMEKTİR Kelime-i Tevhîd’in ilk kelimesi “ lâ ”dır. Bu,  • Basit bir inkâr değildir. • Bir ayıklamadır. • Bir teşhistir. • Bir reddiyedir. İnsan önce kendi hayatına bakmalıdır : Hayatımda ilâhlaşmış ne var?!. • Mal mı?!. • Makam mı?!. • İtibar mı?!. • Haz...