HADDİNİ BİLMEK
HADDİNİ BİLMEK : FECRDEN FÜCÛRA, HUDÛDULLAHTAN İSTİKÂMETE Sınırın değil, istikâmetin dili Modern insan “sınır” dediğinde çoğu zaman zihninde bir çizgi canlandırır : Bir alanın içi, dışı ve ikisini ayıran fizikî bir hat. Oysa Kur’an’ın hudûdullah kavramını yalnızca böyle anlamak, kavramın ahlâkî ve mâ’nevî boyutunu kaybetmektir. Hudûdullah bir hapishane duvarı değildir. İnsanın önüne çekilmiş, hareket alanını daraltan, gelişmesini engelleyen mekânsal sınırlar değildir. Allah’ın insan için belirlediği hak, ölçü, sorumluluk ve yetki çerçevesidir. Bu nedenle hudûdu bilmek, insanın kendisini küçültmesi değildir. Haddini bilmek, insanın ne kadar ileri gidebileceğini değil, hangi istikâmette yürümesi gerektiğini bilmektir. Çünkü sınır ile istikâmet birbirinin karşıtı değildir. Bir yönün anlamlı olabilmesi için bir ölçüye ihtiyaç vardır. İstikâmet, sınırsızlık değil; doğru yöne yönelmişliktir. Bu yüzden hudûdullah insanın hareket alanını değil, hareketinin ahlâkî istikâmetini belirler. FE...