LÂ VE İLLÂ FENOMENOLOJİSİ
Lâ ve İllâ Fenomenolojisi İnsan, hayatı boyunca iki kelime arasında yaşar : Lâ ve illâ. Bu iki kelime sadece Arapçanın iki edatı değildir. Bunlar, insanın bütün hayatını belirleyen iki varoluş biçimidir. Çünkü insan, her gün bir şeye “hayır”, bir şeye de “evet” demektedir. Her “hayır”, bir reddediştir. Her “evet”, bir yöneliştir. İnsan ise yöneldiği şeye dönüşür. Bir bebek olarak dünyaya geldiğimizde ilk öğrendiğimiz hakikat, muhtaçlıktır. • Anamıza muhtacız. • Babamıza muhtacız. • Nefes aldığımız havaya... • İçtiğimiz suya... • Toprağa... • Güneşe... • Bir dile... • Bir topluma... • Sevgiye... • Merhamete... • Bilgiye... Hiçbirimiz hayatımıza “ben yeterim” diyerek başlamayız. Hayat bize önce iftikârı, yani muhtaç olmayı öğretir. Bu utanılacak bir durum değildir. Çünkü muhtaçlık, varlığın kusuru değil; hakikatidir. Fakat zamanla ilginç bir şey olur. Büyüdükçe, başardıkça, kazandıkça, güçlendikçe, muhtaç olduğumuzu unutmaya başlarız. • Ben yaptım. • Ben kazandım. • Ben bilirim. • Ben yö...