SECDE
SECDE : KULUN KENDİNİ YOK ETMESİ DEĞİL, KULLUĞUNU İDRAK ETMESİ Secde, İslâm’ın en derin ibâdetlerinden biridir. O, sadece alnın yere konması değil; bedenin, kalbin, aklın ve iradenin aynı hakikate yönelmesidir. Bu sebeple secde, yalnızca bir hareket değil, insanın bütün varlığını kuşatan fenomenolojik bir hâdisedir. Secde, bedende başlar. İnsan, bedeninin en üst noktası olan başını yere koyar. Bu hareket, insanın kendi otoritesini ilân etmesi değil; mutlak otoritenin yalnız Allah’a ait olduğunu bedeniyle ikrar etmesidir. Secdeye inerken de secdeden kalkarken de “ Allah-u Ekber” denmesi, bu hakikati açıkça gösterir. Değişen bedenin konumu değildir; değişmeyen hakikat Allah’ın mutlak büyüklüğüdür. İnsan inerken de kalkarken de aynı hakikati tekrar eder : Allah her şeyden büyüktür. = “Allah-u Ekber.” Bedenin bu yönelişi kalbi etkiler. Kalpte teslimiyet, huşû, mahviyet, umut, güven ve duâ hâli doğar. Ardından idrak dönüşmeye başlar. İnsan, kendisini merkeze koyan bakış açısından uzaklaşır...