SALÂT
SALÂT : NÛR’UN SÜREKLİ İNŞÂSI Kur’ân’ın inşâ etmek istediği insan, bir defa hakikati görüp sonra kendi hâline bırakılan bir varlık değildir. İnsan, unutabilen, yanılabilen, gaflete düşebilen ve yönünü kaybedebilen bir varlıktır. Bu sebeple onun Rabbiyle olan irtibatının sürekli canlı tutulması gerekir. İşte salât, bu sürekliliğin en büyük vesilesidir. Kur’ân’da salât, yalnızca belirli vakitlerde yerine getirilen şekilsel bir ibâdet olarak sunulmaz. O, insanın Allah ile kurduğu hayat boyu devam eden bilinçli ilişkinin adıdır. Bu yönüyle salât, Mü’minin varoluşunu yeniden istikâmete yerleştiren ilâhî bir eğitimdir. Dikkat çekicidir ki Kur’ân, çoğu yerde “ namaz kılın” demez; “salâtı ikâme edin” buyurur. “İkâme”, bir şeyi ayağa kaldırmak, yerli yerine oturtmak, devamlı ve sağlam hâle getirmek demektir. Bu ifade, salâtın sadece yerine getirilen bir ibâdet değil, insanın bütün hayatını ayakta tutan bir ilke olduğunu gösterir. Salâtın özü, Allah’ı hatırlamaktır. Nitekim Cenâb-ı Hak, Hz. Mûsâ...