SÖZ
SÖZ Dilin Ucundaki Zehir ve Şifâ Söz, dilden çıkar. Ama her dilden çıkan söz, insanın içinden çıkmış sayılmaz. Kimi söz, düşüncenin süzgecinden geçmeden dökülür; kimi öfkenin ateşinde pişer; kimi kibrin gölgesinde büyür. Kimi de insanın gönlünde demlenir, aklında olgunlaşır, vicdanında tartılır ve nihayet dile gelir. Sözün yolculuğu kısadır : İçeriden dışarıya, dilden kulağa… Fakat etkisi, bazen bir ömür, hatta yüzyıllar sürer. Bir söz söylenir, uçar gider derler. Oysa söz, her zaman uçup gitmez. Bazen bir gönle konar, orada yuva kurar. Bazen bir zihne çivi gibi çakılır. Bazen insanın içine düşer de yıllarca kanayan bir yaraya dönüşür. Bazen de tam ümidin tükendiği yerde uzatılmış bir el olur; insanı hayata, kendine, hatta insanlığa yeniden bağlar. Demek ki söz, ağızdan çıkmakla bitmez. Asıl yolculuğu, başka bir insanın hayatına girdiğinde başlar. DİL : KORUNAN BİR EMANET Dil, ağız denilen küçük bir odada yaşar. Dişlerin ardında, dudakların arasında korunur. Bu korunaklı yer, belki de ...