ŞEHÂDET
ŞEHÂDET I. İKİ ŞÂHİTLİĞİN FARKI İnsan, hayatı boyunca şâhitlik eder. Bir şeye doğru der, bir şeye yanlış der; bir şeyi sever, bir şeyi reddeder. En büyük sözü ise Kelime-i Şehâdet'tir : “ Eşhedü ...” Fakat çoğu zaman şu hakikati gözden kaçırır : O şehâdet etmeden önce de bir Şâhit vardır. O Şâhid, eş-Şehîd olan Allah’tır. İşte bütün mesele, bu iki şâhitliği birbirine karıştırmamakta yatar. Allah’ın Şâhitliği mutlak, ezelî ve kuşatıcıdır. O, yalnızca yaptıklarımızı değil; niyetimizi, yönelişimizi, kalbimizden geçenleri ve henüz dile dökülmemiş düşüncelerimizi de bilir. O’nun Şâhitliği, bizim Onu kabul etmemize bağlı değildir. Mü’min de O’nun huzurundadır; inkâr eden de. Samimi olan da O’nun önündedir; riyakâr olan da. Bu yüzden Allah’ın Şâhitliği ontolojiktir. Varlığının ayrılmaz bir hakikatidir. İnsanın şehâdeti ise bambaşkadır. Biz, “eşhedü...” dediğimizde Allah’a yeni bir bilgi vermeyiz. O’nun bilmediği bir şeyi haber vermeyiz. O’nun Şâhitliğini tamamlamayız. Bilakis, O’nun zat...