EKMEK VERENİN KİM OLDUĞUNU BİLEN ADAM : BİLÂL-İ HABEŞÎ
EKMEK VERENİN KİM OLDUĞUNU BİLEN ADAM : BİLÂL-İ HABEŞÎ Bir insanın neye inandığı, yalnızca ne söylediğiyle değil; uğruna nelerden vazgeçebildiğiyle anlaşılır. İnsan, rızkını kazandığı kapıya minnet duyabilir. Emeğinin karşılığını verene teşekkür edebilir. Kendisine iyilik edeni unutmayabilir. Bunların hiçbirinde yanlışlık yoktur. Yanlışlık, rızkın aracısını rızkın mutlak kaynağı yerine koyduğunda başlar. Teşekkürün itaate, minnetin kulluğa, ekmeğin tasmaya dönüştüğü yerde insan, insanlığından bir şeyler kaybetmeye başlar. Çünkü ekmek veren el, insanın vicdanını satın alma hakkına sahip değildir. Bir insanın karnını doyurması, başka bir insanın aklını susturmasını; ona iş vermesi, hakikati söyleme hakkını elinden almasını; onu koruması, kendisine kayıtsız şartsız boyun eğmesini gerektirmez. Ne var ki insan, bazen karnını doyuranı kendisini yaşatanla karıştırır. Rızkın kapısını açanı rızkın sahibi sanır. Sonra da o kapı kapanmasın diye dilini değiştirir, sözünü yutar, vicdanını sust...