İTAAT VE ŞEFAAT
İTAAT & ŞEFAAT : OTORİTE, ARACILIK VE MERKEZİN YENİDEN KURULMASI İtaat meselesi, yüzeyde bir davranış problemi gibi görünür : Kime uyulur, kim reddedilir?!. Fakat daha derinde bu, otoritenin nerede kurulduğu ve bilginin nasıl eyleme dönüştüğü problemidir. Bu yüzden itaat, sadece dış fiil değil; karar, yönelim ve meşrûiyet üretimidir. İnsan dünyasında otorite başlangıçta dağınıktır. Kabile, çoğunluk, aile, statü, devlet ve kültürel normlar farklı yönlerden bağlayıcılık üretir. Bu yapı, tek merkezli bir hakikat referansı yerine çok merkezli bir itaat ağı oluşturur. Bu durumda kişi, hakikate değil; hakikatin sosyal temsilcilerine bağlanır. Bu da şunu doğurur : İtaat, doğrudan hakikate değil, hakikatin parçalı temsil sistemine yönelir. Böylece A (= Mutlak referans) ile B (= insan idrak ve sosyal yapı) arasına bir dizi ara katman girer. Bu ara katmanlar zamanla yalnızca iletişim kanalı değil, otorite üretim merkezi hâline gelir. İşte kırılma tam burada başlar : Tekil referansın (A’nın) ...