OLMASI GEREKENİ KİM BELİRLER?!.
Olması Gerekeni Kim Belirler?!. (İçkinlik Tıkanması, Döngüsellik Krizi ve Tevhîdin Ontolojik İmkânı) Her dünya görüşü, açık ya da örtük olarak şu temel soruya cevap vermek zorundadır : Olması gerekeni kim belirler?!. Çünkü ahlâk, hukuk, siyaset ve din dâhil bütün normatif alanlar, bu soruya verilen cevabın üzerine inşâ edilir. “İyi nedir?!.”, “Doğru nedir?!.”, “Adâlet nedir?!.” gibi bütün sorular, nihayetinde “olması gerekeni belirleme yetkisi kime aittir?!.” sorusuna dayanır. Aşkın ilke (Allah) paranteze alındığında, geriye yalnızca insan, toplum, tarih veya tabiat kalır. Böylece içkin olan, fark edilmeden mutlaklaştırılır. Oysa kendisi açıklanmaya muhtaç olan hiçbir şey, başka bir şeyin nihâî temeli olamaz. Bu noktada modern düşünce farklı yönlere gitmiştir. Hume, “olandan olması gereken türetilemez” diyerek bu kopuşu teşhis etmiştir. Kant, olması gerekeni saf akılda; Rousseau genel iradede; Hegel tarihin ve Tinin gelişiminde; Darwin hayatın biyolojik süreçlerinde; Nietzsche ise güç ...