ŞUURUN FENOMENOLOJİSİ
Şuurun Fenomenolojisi : Gafletten Zikre, Yanlış Hesaptan Hakikate İnsan üzerine konuşan çağdaş disiplinlerin önemli bir kısmı, şuuru beynin ürettiği bir fonksiyon olarak ele alır. Bilincin hangi nöral ağlardan doğduğunu, hafızanın nasıl oluştuğunu, benliğin nasıl inşa edildiğini araştırırlar. Bunlar değerli çalışmalardır; ancak çoğu kez şuuru kapalı bir sistem içinde incelerler. Oysa Kur’an’ın ilgilendiği temel mesele, şuurun nasıl üretildiği değil, nereye yöneldiğidir. Kur’an’ın merkezî problemi cehalet değildir; gaflettir. Cehalet, bilginin yokluğudur. Gaflet ise hakikatin üzerinin örtülmesidir. İnsan hakikatin içinde yaşar; fakat onu fark etmez. Rab ona şah damarından daha yakındır; fakat insan uzak olduğunu zanneder. Misak çözülmemiştir; fakat insan onu unutmuştur. Bu sebeple Kur’an’ın temel çağrısı bilgi yüklemek değil, uyandırmaktır. Kendisini “zikir”, “tezkire”, “nur”, “hüdâ” ve “furkan” olarak tanıtması bundan dolayıdır. Kur’an, uyuyan şuura seslenir. Şuur, yalnızca bilişsel bi...