GÜDÜK İBÂDET
Güdük İbâdet Güdük kelimesi, eksik kalmış şey için kullanılır. Ya boydan noksandır ya enden. Tamamlanmamıştır. Gelişmemiştir. Devamı gelmemiştir. Kadük de böyledir. Yürürlüğünü kaybetmiş, işlemeyen, sonuç üretmeyen şey demektir. Düdük kelimesinde bile halk diliyle aynı çağrışım vardır : Üzerine tam oturmayan, eğreti duran, kısa kalmış, sığ kalmış şey. Ben bu kelimeleri din diline taşımak istiyorum. Çünkü din adına yaptığımız iş ve işlemlerin büyük kısmı güdükleşti. Kadük hâle geldi. Yanlış anlaşılmasın : İbâdetin eksikliği, sadece “az yapılması” değil; hayatla bağının kopmasıdır. Mesele ibâdetleri terk etmek değil. İslâm’da ibâdet, kapalı bir ritüel değil; insanı dönüştüren bir yöneliştir. O yöneliş hayata taşmıyorsa, ibâdet başlamış ama tamamlanmamış olur. Yani şekil vardır; süreklilik yoktur. Hareket vardır; istikâmet yoktur. Başlangıç vardır; devam yoktur. İşte bu yüzden “güdük” ve “kadük” kelimeleri burada çok yerli yerine oturuyor. Mesele, ibâdetleri hayattan koparmak. Namaz kılıy...