AHLÂK

Amelden Ahsen-i Amele : Aristoteles ve Kur’ân’da Ahlâk

İnsan hayatının anlamı ve iyi yaşamın ne olduğu sorusu, hem felsefenin hem de vahyin en temel meselelerinden biridir. Antik Yunan düşüncesinde bu sorunun en sistemli cevaplarından birini Aristo vermiştir. Kur’ân ise insan fiillerini amel, sâlih amel ve ahsen-i amel gibi kavramlarla değerlendirir. Bu iki yaklaşım karşılaştırıldığında hem önemli benzerlikler hem de derin farklar görülür.

1. Amel : İnsanî faaliyet alanı

Kur’ân’da amel, insanın yaptığı her türlü fiili ifade eder. Çalışmak, üretmek, tercih etmek ve davranmak bu alanın içindedir. Amel, insanın dünyadaki varoluşunun doğal sonucudur.

Bu düzey, insanın hayatını sürdürmesi ile ilgilidir. İnsan yaşar, çalışır, üretir ve toplum içinde var olur. Ancak bu düzey henüz ahlâkî bir değerlendirme içermez; çünkü her amel iyi olmayabilir.

Bu anlamda, amel düzeyi insan için normal yaşamı temsil eder.

2. Sâlih amel : İyi ve erdemli yaşam

Kur’ân’da ahlâkî değer kazanan amel sâlih ameldir. “Sâlih” kelimesinin kökü olan SLH : “düzeltmek, ıslah etmek, iyi hale getirmek” anlamına gelir. Bu nedenle sâlih amel, insanı ve toplumu ıslah eden, düzeni ve iyiliği artıran davranıştır.

Bu anlayış, önemli ölçüde Aristoteles’in erdem ahlâkına benzer. Aristoteles’e göre insanın amacı iyi yaşamdır. (eudaimonia) İyi yaşam, erdemli davranışlarla gerçekleşir. Ölçülülük, adâlet, cesaret ve hikmet gibi erdemler insanı mutlu ve olgun bir hayata götürür.

Bu noktada Kur’ân’ın sâlih amel kavramı ile Aristoteles’in erdemli yaşam anlayışı arasında belirgin bir yakınlık vardır. Her ikisi de insanın davranışlarının iyi, dengeli ve yapıcı olmasını hedefler. Bu düzey, insan için iyi yaşamın alanıdır.

3. Ahsen-i amel: İlâhî yöneliş

Kur’ân ise insan fiillerini sadece iyi olmakla sınırlamaz. İnsan hayatının amacı şöyle ifade edilir: “Hanginiz amel bakımından daha güzel olacak diye ölümü ve hayatı yarattı.” (67/Mülk : 2.)

Buradaki ahsen-i amel, sadece doğru veya iyi amel değildir; en güzel ve en nitelikli ameldir. Kur’ân geleneğinde bu, genellikle iki özellikle açıklanır : İhlâs (samimiyet) ve isâbet. (doğruluk)

Yani ahsen amel, Allah rızası için yapılan en güzel ameldir.

3.1 İman ve ahsen-i amel ilişkisi

Ahsen-i amel ufku iman ile açılır. İman olmadan Allah hayatın merkezinde değildir, dolayısıyla İlâhî rıza hedef olmaz; insan en iyi niyetle sâlih amel işlese bile, onun amacı yalnızca iyi yaşamak ile sınırlı kalır.

İman, insanın niyetini dönüştürür, ameline derinlik kazandırır ve onu dünya yaşamından Allah rızası için yaşama seviyesine çıkarır. Bu noktada ahsen-i amel, insanın nihâî ameli hâline gelir.

4. İki ahlâk anlayışının temel farkı

Aristoteles’in ahlâkı insan merkezlidir. İyi yaşamın amacı insanın mutluluğu ve olgunluğudur. Erdemli insan böylece kendi doğasını gerçekleştirmiş olur.

Kur’ân’da ise ahlâkın nihâî yönü Allah’a yöneliştir. İyi davranış sadece toplumsal düzen için değil, aynı zamanda ilâhî rızaya ulaşmak içindir.

Bu yüzden Kur’ân ahlâkı üç katmanlı bir yapı gösterir :

Amel, yaşamı sürdürmek için; sâlih amel, iyi ve erdemli yaşamak için; ahsen-i amel, Allah rızası içindir.

5. Ahlâkın ufku

Bu bakışa göre insanın yolculuğu üç aşamada gelişir :

  • İnsan yaşar ve eylemde bulunur. (amel)
  • Sonra iyi ve erdemli yaşamayı öğrenir. (sâlih amel)
  • En sonunda hayatını Allah’a yönelterek yaşar. (ahsen amel)

Bu son aşamada amel sadece iyi olmakla kalmaz; kulluk bilinci kazanır. İman, insanı ikinci aşamadan üçüncü aşamaya taşıyan güçtür.

6. Kur’ân ahlâkının ölçüsü

Kur’ân’da iman ve amel birlikte zikredilir : “İman edenler ve sâlih amel işleyenler.”

Çünkü iman, amele yön verir ve ameli derinleştirir, ameli ahsen yapar. İman olmazsa, amel belki “sâlih” olur ama aslâ ahsen olmaz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP