ÖFKENİN ANTROPOLOJİSİ
Öfkenin Haritası : İç Cehennemden Kozmik Cehenneme Öfkenin Antropolojisi
Cehennem yalnızca ölümden sonra başlayan bir azap mekânı değildir. Cehennem önce insanın içinde doğar. Kalpte başlayan bir ateş zamanla büyür; bireyi sarar, topluma yayılır ve sonunda dünyayı yakabilecek bir yangına dönüşür.
Kur’ân’ın dili bu süreci anlatırken son derece ince kavramlar kullanır. Bu kavramlar insan öfkesinin psikolojik katmanlarını âdetâ haritalandırır.
İlk katman ğayz =غيظ dır. Ğayz, içte kaynayan öfkedir. Henüz dışa patlamamış fakat kalpte basınç oluşturan bir kızgınlık hâlidir. Bastırılmış gerilim, saldırganlık enerjisi ve içsel yanma bu kelimenin anlam alanına girer.
Kur’ân’da cehennem tasvir edilirken bu kelimenin kullanılması dikkat çekicidir. Cehennem uzak bir yerden görüldüğünde insanların onun öfkesini (ğayz) ve uğultusunu duyacakları anlatılır. Başka bir yerde ise cehennemin neredeyse öfkesinden parçalanacak gibi olduğu söylenir. Bu tasvirler cehennemi sadece ateş olarak değil, âdetâ öfkenin kozmikleşmiş bir hâli olarak gösterir.
İkinci katman ğill = غِلّ dir. Öfke kalpte yerleştiğinde kin hâline gelir. Bu artık geçici bir kızgınlık değildir; kalpte taşınan sürekli bir düşmanlıktır. Kin insanın bakışını zehirler ve ilişkilerini bozar. Bu yüzden cennet tasvirlerinden birinde insanların kalplerindeki kinlerin çıkarılıp atılacağı ifade edilir. Bu tasvir, cennetin aynı zamanda kalbin arınması olduğunu gösterir.
Üçüncü katman dign = ضغن dir. Bu kelime gizlenen kin anlamına gelir. İnsan düşmanlığını açıkça göstermeyebilir; fakat kalbinde saklar. Kur’ân bu kelimeyi özellikle münafık psikolojisini anlatırken kullanır. İnsan dışarıda uyumlu görünür, fakat içinde saklı bir düşmanlık taşır. Bu gizli kin, uygun fırsatı bulduğunda açığa çıkar.
Dördüncü katman şeneân = شنآن dır. Burada düşmanlık artık gizlenmez. Açık nefret hâline gelir. İnsan karşısındakini sadece sevmez değil; ondan nefret de eder. Bu nefret çoğu zaman adâlet duygusunu bile zedeleyecek kadar güçlü olabilir.
Beşinci katman hased = حسد dir. Burada düşmanlık yeni bir biçim kazanır : kıskançlık. İnsan başkasına verilen nimeti hazmedemez. Onun elindekinin yok olmasını ister. Böylece nefret, başkasının varlığına tahammül edemeyen bir ruh hâline dönüşür.
Bu kavramlar birlikte düşünüldüğünde insan öfkesinin şu psikolojik zinciri ortaya çıkar :
- Ğayz : İçte kaynayan öfke.
- Ğill : Kalpte yerleşen kin.
- Dign : Gizlenen kin.
- Şeneân : Açık nefret.
- Hased : Kıskançlığa dayalı düşmanlık.
Bu zincir aslında içsel cehennemin aşamalarıdır.
İnsan, içinde ğayz taşıdığında ruhu daralır.
Kin büyüdüğünde kalp karanlıklaşır.
Gizli düşmanlık arttığında güven ortadan kalkar.
Açık nefret başladığında ilişkiler parçalanır.
Kıskançlık yaygınlaştığında toplumda huzur kalmaz.
İşte bu noktada bireysel cehennem, toplumsal cehenneme dönüşür.
İnsanların içindeki öfke toplumsallaştığında düşmanlığa; düşmanlık, şiddete; şiddet, savaşa dönüşür.
Tarih boyunca birçok savaşın arkasında sadece çıkar çatışmaları değil, aynı zamanda insanların kalplerinde büyüyen kin ve nefretler vardır. Bireysel öfkeler birleştiğinde dünya âdetâ bir ateş alanına dönüşür.
Kur’ân bu insanî öfke alanının karşısına başka bir kavram daha koyar : gadab = غضب
Gadab, insan için kullanıldığında öfkenin dışa vurumudur. Fakat Allah’a nispet edildiğinde anlam değişir. İlâhî gadab psikolojik bir patlama değildir; adâletin karşılığıdır. İnsanların zulmü, haksızlığı ve fesadı karşılıksız kalmaz. İlâhî adâlet bu fiillere gadabla karşılık verir.
Bu yüzden Kur’ân’da Allah için ğayz kullanılmaz; fakat gadab kullanılır. Çünkü ğayz içsel gerilim ve duygusal taşma anlamı taşırken, gadab hüküm ve karşılık anlamına gelir.
Böylece insanın içindeki küçük cehennem büyüyerek dünyayı sarar; sonunda ise ilâhî adâlet alanına girer.
Bu açıdan cehennem, üç aşamada düşünülebilir :
- Birinci cehennem insanın içindedir. Bu, kalpte başlayan öfke ve kin ateşidir.
- İkinci cehennem dünyadadır. Bu da insanların öfke ve nefretlerinden doğan şiddet düzenidir.
- Üçüncü cehennem ise âhirettedir. Bu da zulüm ve düşmanlığın ilâhî adâlet karşısında aldığı son karşılıktır.
Kur’ân’ın ahlâk öğretisi bu üç cehenneme karşı şu tedavileri önerir :
- Öfkenin karşısına hilm konur. Öfkeyi kontrol eden olgunluktur.
- Düşmanlığın karşısına afv/ bağışlama konur.
- Nefretin karşısına rıza ve rahmet konur.
Cennet tasvirlerinden birinde insanların kalplerindeki kinlerin çıkarılıp alınacağı söylenir. (Bknz. 7/43.) Bu ifade, cennetin sadece dışsal bir mekân değil; aynı zamanda arınmış bir kalp hâli olduğunu da gösterir.
Çünkü kalpte kin ve nefret kaldığı sürece insanın dünyası da cehenneme dönüşür.
Bu yüzden cehennemle mücadele önce insanın kalbinde başlar.
İnsan, içindeki öfkeyi terbiye edebilirse hem kendi iç cehenneminden kurtulur hem dünyayı cehenneme çevirecek ateşleri söndürmüş olur hem de âhiretteki cehennemden âzâd olur.
Yorumlar
Yorum Gönder