AHSENÜL KASAS
En güzel kıssa.
Burada, bu dünyada, kimi kuyuda kimi kervancı kimi de insanları kuyuya atan kıskanç kardeş. Kervancılar, bilerek ya da bilmeyerek kuyudakileri kurtarır; bilerek kurtaranlar çook azdır, onların çoğu üç kuruşun peşindedir. İnsan kardeşlerimiz, bizi, herkes herkesi kıskanarak kuyuya atar ama bikervan gelir bizi oradan/o kuyudan çıkarır. Kişi kuyudan çıksa/çıkarılsa bile ‘Yusuf gibi bir rüyası’ yoksa, ya kervancı olur ya da kıskanç biri...
Kurtuluş (iyi/doğru insan olmak), Yusuf gibi uyanıkken ‘rüya görmeye’ bağlı!.
Gözleri açık olmaya değil, uyanmaya bağlı...
“Görmeye.”
Musa (a.s.)’in rüyası : ateşti; Yusuf (a.s.)’ınki yıldız, ay ve güneş; İbrahim (a.s.)’ınki oğlunu kurban etmek = en sevdiğini fedâ etmek... Muhammed (a.s.)’ınki “dert”, kendini dağlara (Hıra'ya) vuran “dert”.
Rüyamız yoksa, boşuna yaşıyoruz demektir!...
Rüya, insana ağır sorumluluk, ağır yük yükler.
Herkesin rüyası/yükü farklıdır ve rüya sadece o rüyayı göreni bağlar. Her insan özeldir, özel geçmişi, özel imkânları vardır...
Herkes rüya gör(e)mez. Rüya sadece uykuda da görülmez.
Uyanıkken görülen rüya değerlidir.
Herkes uyanık değildir. Uyanıklık ile gözü açıklık da ‘bir’ değildir.
Bu anlamıyla rüyayı sadece dertli insanlar görür(müş)!.
Derdimiz, ondan kurtulmak istediğimiz bir dertse, bu bizim kendi derdimizdir; yok bize iyi gelen bir dertse, bu da kutsal bir derttir; bu derde sahip olmayan da “rüya” göremez(miş)!.
Kitab'ta çok sık, “gördün mü, görüyor musun, görmezler mi, onların gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler, kalpleri var anlamazlar, onlar ‘hayvanlar gibi yaşarlar.” deniyor.
Uyanıkken "rüya görmek", herkese nasip olmaz! ama uyurken herkes rüya görebilir.
(Ek bir bilgi vereyim. İbn A'rabî, Hz. İbrâhim'i rüyasını doğru yorumlayamadığı için "oğlunu kesmeye"! kalktığını; Hz. Yusuf'u ise rüyasını doğru yorumlamakla doğru iş yaptığını söyler.)
Yorumlar
Yorum Gönder