“Yazıklar olsun o namaz kılanlara; ki onlar namazlarından gâfildirler.” (107/4-5.) Sûrede eleştirilen, namazın kendisi değil, namaz ile hayat arasındaki kopukluktur. Namazda : “Yalnız Sana kulluk ederim” (= iyyâke na‘budu); namazdan sonra : Allah’a isyan eden otoritelere, arzulara, korkulara itaat; namazı ve dini şekilsel olarak doğru, ama istikâmet ve öz/ruh olarak yalanlamış olmaktır. Bu okuma, Mâûn sûresinin ahlâkî ve toplumsal bağlamıyla birebir örtüşür. Yetimi itip kakma, Yoksulu gözetmeme, Gösteriş, Bu, din/ibadet ile hayat arasındaki yarılmadır. Namazlarından gâfildirler, ne demek?!. Bu ifade klasik olarak üç şekilde okunur : Namazın vakitlerini umursamıyorlar. Namazın ruhunu/şuurunu kaybetmişler. Namazın gereğini, gerektiği gibi hayata taşımıyorlar. Namaz kılanların çoğu, 1. maddeye duyarlı ama 2. ve 3. maddeyi ıskalıyor. = Namazda : Yâ Rabbî yalnız Sana kulluk (= itaat) ederim diyor, namaz bitince (normal hayatta) Allah’a isyan edenlere itaat ediyor. Namaz, itaatin merkezini i...
Vita Activa - Vita Contemplativa. Amel-Eylem Yaşamı - Düşünce Yaşamı. Pratik Yaşam - Teorik Yaşam. Esasında bu iki yaşam (= iman ile amel), birbirinden ayrıl/a/maz. Bu, ruh ile beden gibidir. İman, ameli; amel, imanı tamamlar. İman, amelin özü/çekirdeği; amel, imanın meyvesidir. Öz (= iman), “çürük” olursa; meyve (= amel) “bozuk” olur. Meyvenin tadı (= lezzeti), özden, özün gücünden (= imandan) gelir. Ruhu, bedenden (= bedeni, ruhtan) ayırırsak, “ölüm” gerçekleşir. Bedenin her eylemi, ruhun emri/eseridir. Ruhta, akıl (= düşünce), arzu/istek ve irade yüklüdür. Elma/nın özü (= çekirdeği), elma olmayı ister. Düşünce (= fikir) adamı ve eylem (= aksiyon) adamı kategorileri, insandaki iman (= düşünce) ile ameli (= eylemi) birbirinden ayırmanın = insanı ikiye bölmenin sonucudur. Bu, düşünce (= fikir) adamında eylemi; eylem (= aksiyon) adamında düşünceyi yok var saymaktır. Bu, bu çağın “uzmanlık hastalığının” bir ürünüdür. Eylem, eylem için yapılmaz; eylemin (= amelin) bir amacı/ereği olmalıdı...
Kip : Fiillerin zamana göre kullanımı. Felsefede kip, değişkenlik durumu. Vardı. Varmış. Var. Var olacak... gibi. Geçmiş. Şimdiki ve Gelecek zaman. Mış, masal formu. Bir varmış, bir yokmuş gibi. Bir zamanlar bir kral varmış; Kârun gibi bir zengin; Sokrat gibi bir âlim varmış... Şimdi nerelerdelermiş?!. Onların da, bizim gibi, bir zamanlar bir “şimdileri” vardı. Biz de, gün gelecek “masal”! olacağız; bize de birileri “varmış” diyecek... zaman hepimizi tarih sahnesine çekecek. Sonra ne olacak?!. Kimilerine göre bişey olmayacak; kimilerine göre de herkes tekrar dirilecek ve yaptıklarından tek tek hesaba çekilecek. ... Şimdi bu hayat bize bir masal gibi = mış gibi (= oyun-oynaşmış gibi) geliyor; hayatı ciddiye almıyoruz, onu bir fırsat olarak değerlendirmiyoruz; 'ölüm, sonumuz olacak, bu hayatın keyfini çıkaralım', diyoruz. Hayatı masal gibi görsek de, her masal mutlu sonla bitmiyor. Esasında hiçbir masal bitmiyor; çünkü zaman durmuyor, geçmişten geleceğe sürekli akıyor. Dün var...
Yorumlar
Yorum Gönder