Â'RABÎ'DE VARLIK
A’rabî, varlığı dört mertebeye ayırır.
1) Mutlak Hayal
a) Uluhiyet
b) Âmâ
c) Küllî Hakikatlerin Hakikati
d) İlk Akıl ya da Kalem
2) Mâkuller ya da Emir Âlemi
a) Levh-i Mahfuz
b) Küllî Nefs
c) Tabiat
d) Heba
3) Kendinde Halk Âlemi
a) Arş
b) Kürsî
c) Atlas Feleği
d) Sabit Yıldızlar Feleği
4) Yedi kat Semâ
a) Dünya
b) İnsan
İnsan, tüm âlemleri kendinde toplayan küçük âlemdir; onun duyusal dünyası 4. mertebeye; 1, 2 ve 3. mertebeler de insanın zihinsel (aklî), sezgisel ve hayalî dünyasına aittir ve itibârîdir.
Sadece 4. düzeyin dünyasında kalan, üst düzeylere sıçrayamayan insan, insaniyetini donuklaştırmış, ufkunu daraltmıştır.
İslâm dünyasının son dönem en önemli ahlâk filozofu Fas’lı Tâhâ Abdurrahman ‘Dinin Ruhu’ kitabında bu düzeylerdeki gidiş-gelişi, Teşhîd ve Tağyîb (Şehâdetten Gaybe, Gaybten Şehâdete) kavramları ile açıklar.
Düşünsenize!, aşağıdan yukarıya olan bu yolculuğun ufku ne kadar da sonsuz; yalnız bu yolculuğu dünyayı ihmâl ederek “fantastik bir maceraya” dönüştürmemek gerekiyor. Efendimiz bu yolculuğun en son sınırına ulaşmış (=Mi’rac), oradan buraya dönmüştür. Bu yolculuğun uzuun zaman alan bir yolculuk olmadığı söyleniyor; belli bir zaman sonra, bu yolculukta zaman ortadan kalkıyor; iş, bir şimşek çakmasına benzer deniyor.
Ufku dar olan, buraya çakılıp kalan için bu yolculuk fantastik görülebilir ama hayata böyle bakmayınca da insana yaşadığı dünya dar gelir, dar geliyor.
(Not : A’rabî’nin Vahdet-i Vücud Nazariyesine çok şüpheli ve temkinli yaklaşmama rağmen, okuduğum ve faydalandığım çok önemli bir sûfî filozof olduğunu söyleyeyim. Peygamberler dışında hangimiz sütten çıkmış ak kaşığız?!.)
Yorumlar
Yorum Gönder