CHECK-UP VE KORUNMA
Tarihte âdil olsun zâlim olsun bireysel, toplumsal ve siyasal her gücün danışmanları = akıl hocaları olmuştur; bugün de vardır. Firavun’un Haman’ı, Belâm’ı; Apollon’un Delphoi tapınağında kâhinleri; Papa’nın ve Roma’nın kardinalleri; Devletlerin Müşavirleri, Müsteşarları, Bilim adamları, Uzmanları; insanların akıl hocaları, o yoksa nefisleri, ...
Danışmanı = akıl hocası olmayan kişi de yönetim de yoktur; kişiler tek başına karar veremiyor, her şeyi bilemiyor; vereceği kararların sorumluluğunu tek başına almaktan korkuyor; yanlış bir karar verirse suçu başkalarına (akıl hocalarına = danışmanlarına) yıkmak istiyor.
Kendine şeytanı gönüllü danışman tutan insanlar yarın suçu şeytana yıkacaklar (bu bizi sapıttı diyecekler) ama işin içinden sıyrılamayacaklar.
Bakın!, yarın ne konuşulacak, şeytan ne diyecek, diyalog nasıl sonuçlanacak?!. (14/İbrâhim, 22. âyet.)
“Allah’ın hükmü yerine getirilince/gelince şeytan şöyle der : “Şüphesiz Allah size gerçek bir vaadde bulunmuştu; ben de size bir söz verdim ama yalancı çıktım. Aslında benim sizi zorlayacak bir gücüm de yoktu; benim yaptığım size çağrıda bulunmaktan ibaretti; siz de benim çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Ben daha önce, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim.” Doğrusu zalimler için elem verici bir azap vardır.”
Aslında şeytanî danışmanlarda = akıl hocalarında öyle aham-şaham bir güç yoktur sadece tavsiye-telkin vardır ama insanın kendisi zayıfsa, bu zayıf gücü bişey sanar ve on(lar)a kanar, balıklama dalar.
(Aslâ danışmanlık kurumunu küçümsemiyorum; yapmaya çalıştığım şey, insanın kendinin düşünmesi ve iyiyi-kötüyü ayırt edebilecek kadar bilmesi.)
Şeytan bile! beni kınamayın (suçlamayın), kendinizi kınayın, suçu kendinizde arayın! diyorsa, oturup düşünmek ve şeytanlara karşı biraz olsun güçlenmek gerekmiyor mu?!.
Danışmanına yenilen (hep danışmanının dediğine boyun eğen), kral olur mu?
'Zamanın kralları' ne kadar da zayıf/tı!; çoğu, güçlü görünmek için şeytanları (şeytan tabiatlı insanları) danışman tuttu; pek azı, bu şeytanları etrafından kovdu/kovabildi.
Eûzu-Besmele çekmek = şeytanları kovmak/taşlamak, sadece sözle/sözlü/sözde olmuyor, onları gerçekten kovmak gerekiyor!; etrafımız şeytanlarla dolu, bu şeytanlar, çektiğimiz Eûzu-Besmele ile etrafımızdan uzaklaşmıyor!. Sanki İstiâzemiz = Sığınma talebimiz geri çevriliyor!. Bişeyler eksik. 'Eksik evrak' var!.
“Evraklarımızı = Samimiyetimizi” yeniden, bi daha kontrol edelim!. Çünkü başka sığınacak (güvenecek) yerimiz yok; bunu anlarsak, O bizim sığınma talebimizi kabul eder ve bizi şeytanların şerrinden korur.
İnşaallah.
Yorumlar
Yorum Gönder