DİN ve DEVLET
Düzen (= Din) Kurucu bir Organizasyon olarak Devlet.
Devlet tanımı üzerinde, düşünürler anlaşma sağlasalar da devlete yaklaşımları (bakışları) farklılaşır. Hegel, devleti mutlak güçle; Hobbes, devleti, doğal yasa koyuculukla ve karmaşayı/kargaşayı önleyicilikle; Marx, devleti, belli bir sınıfın ekonomik çıkarlarının garantörlüğü ile; Schmitt, devleti, politik kararlar verici/alıcı olmakla; Foucault, kültürel hegemonya kurmakla özdeş görür...
Modern devlet, her alana sirayet eder; bu devletin demokratik bir özelliği de varsa, bunu çok rafine ve çok sofistike bir şekilde (hissettirmeden) yapar. Son dönemde, devletin gücünü azaltmak için sivil topluma (STK’lara) ağırlık verme eğilimi var ama STK’larda görev alanlar, kendilerine devlette bir yer edinmek (= tanınıp seçilmek) için bu kurumları kullanılıyorlar; dolayısıyla STK’lar, devlet üzerinde herhangi bir sivil baskı uygulayamıyor.
Thomas Hobbes haklı, bugün devletler bir leviathan. Hepsi değil tabiî, egemen olanları, küresel çapta hegemonya kuranları. Çoğu, bu hegemon devletlerin ajanları, distribütörleri, maşaları. Leviathan, kendini kimseye karşı sorumlu hissetmeyen, mutlak güç ve hâkimiyet sahibi gören devâsa (dev gibi) bürokratik organizasyon, (Weber) demek; bu, “Tanrı Devleti”! gibi bir yapı.
Gerçek Tanrı inkâr edilince, işte ortaya böyle sahte tanrılar çıkıyor!.
Bu tanrı da Gerçek Tanrı’ya inanmadığı = güvenmediği = “Lâ ilâhe illâ-l Allah.” demediği sürece, dünyada huzur (= adâlet, hakkâniyet) aslâ mümkün değil.
Devletleri hizaya getirecek = ehlileştirecek yegâne Güç, Gerçek Tanrı’dır, O Tanrı’ya imandır, güvendir; çünkü O Tanrı’nın hiç kimseden en küçük bir menfaati yoktur; O, herkese ve her şeye âdil davranır.
Devletler (de) O’nun koyduğu yasalara (= ahlâkî ilkelere) uyarlarsa, herkes kazanır.
(Siyasî yazı yazmaktan kaçınıyorum; bu kadarı yeter.)
Yorumlar
Yorum Gönder