PARADİGMA
Bu kavramla üniversite 2. sınıfta Thomas Kuhn’un ‘Bilimsel Devrimlerin Yapısı’ adlı kitabıyla tanıştım.
Paradigmanın bir çok tarifi var. Düzen kurucu düşünce. Çevresindeki her şeyi bütünleyen ve kendine çeken/bağlayan merkezî çekim gücü, gibi. Bu güç, nükleer güç/kuvvet gibi bişey. Zerreden kürreye her şeyde buna benzer bir güç var. Şeyler (atomlar), kendi içlerinde birbirlerine ve her şeye bağlılar. Bir şey her şeye; her şey bir şeye bağlı. İşte bu bağı (fizîkî ve fikrî) paradigma sağlıyor.
...
Sistemde o kadar çooook şey var ki, Allah dışında, sisteme giren her şeyi kimse bilemez. Sisteme giren bişey, sistemi öyle ya da böyle etkiler. Somut ya da soyut tek tek şeylerin (= tikellerin, her şeyin) ve toplam bir bütün olarak her şeyin (= tümellerin ve tüm tümelin/tümün) birbirleri ile düzenli uyumluluğuna din (= düzen) denir. Böyle bir din (dînen qıyemen), sadece Allah’a mahsustur. Allah’tan başka hiç kimse böyle bir din (= düzen) kuramaz.
...
“Lâ ilâhe illâ-l Allah” İslâm’ın paradigmasıdır. Bu paradigma, İslâm’ın (= Allah’ın) kurduğu düzenin (teslim olmuş tüm varlıkların) tüm çevre yapılarını birbirine bağlar. Müslüman bu Sözü söylemekle, bu bağı hayatına/hayatıyla kurar. Bu bağ koparsa, kişinin iç bütünlüğü (psikolojisi) de dış bütünlüğü (sosyolojisi ve siyaseti) de kopar/dağılır, kişinin iç ve dış düzeni (dini) bozulur.
...
Nükleer Kuvvetin/Gücün, güçlüsü ve zayıfı var. Biraz nükleer fizikle ilgili olanlar bunu bilir. Küresel çaptaki düzen, bu iki kuvvet yanında, kütle çekim ve elektromanyetik kuvvetler sayesinde devam eder.
...
İman, kuru/içi boş bir Söz (= “Lâ ilâhe illâ-l Allah.” Sözünü şifâen/lafzen söylemek) değil, kâinattaki her şeyin düzeninin “merkezinde”! Allah’ın Varlığını = Etkinliğini = Gücünü kabul etmek, O’nun düzenine (dinine = İslâm’a) uygun yaşamak = amel etmektir.
Yorumlar
Yorum Gönder