HZ. İBRÂHİM'İN DUÂSI
İbrâhim (a.s.), Tevhîd’in Babası/Atası. Søren Kierkegaard Onu ‘Korku ve Titreme’ adlı eserinde “imanın şövalyesi” olarak niteler. Kur'ân’da Onun adına 52 âyetlik bir sûre vardır. (14. sûre.) Bu sûrenin 37 ve 40. âyetlerinde Onun iki duâsı vardır.
“Rabbim, soyumu (zürriyetimi) ekin-ekmek bitmez bir araziye, Senin Evi’nin yanına/yakınına yerleştirdim. Namazı ikâme etsinler diye. İnsanların kalplerini onlara meylettir, onlara bereketli, verimli rızıklar ihsan et, ki şükretsinler.” (14/37.)
“Rabbim, Beni ve soyumdan (zürriyetimden) gelecek nesilleri salâtta devamlı (ve duyarlı) kıl ve duâmı kabul buyur. = rabbicalnî mukîmes salâtî ve min zürriyyetî rabbenâ ve tekabbel duâ.” (14/40.)
Salâtta ve zürriyyette, iyelik eki, î (ye) var. Buradaki salâtın hem namaz hem de dâvâ/misyon anlamı vardır; hatta sûre bütünlüğü ve İbrâhim (a.s.)’in mücadelesi göz önüne alındığında dâvâ/misyon anlamı daha belirgin ve daha baskındır. Çünkü İbrâhim (a.s.), Tevhîd’in misyon davasının adamıdır. Filistin/Kenan ve Mekke arasında yaşayan Babil’in müşrikleri ve putları ile amansız bir şekilde mücadele etmiştir!. O, salâtı sadece kişisel bir ibâdet olarak görmüş ve kişiselleştirmiş olamaz. Nitekim, O, onu (= salâtı) zürriyetine ve onlardan sonra gelecek olan bizlere de teşmil etmiştir.
Kişisel ve toplu salât (= namaz), insanı İbrâhim (a.s)’in dâvâsına/misyonuna hazırlar; hazırlamıyorsa, o namaz rittir/ritüeldir, törendir. (Rit/ritüel : Tören, merasim, seremoni, demektir.)
Mü’min kişinin duâsı, dâvâsı ile; dâvâsı da duâsı ile uyumlu olur.
Yorumlar
Yorum Gönder