SESSİZ & SÖZSÜZ İLETİŞİM

Lise yıllarımda okuduğum şehre bir tarikat şeyhi gelmiş, onu ziyarete gitmiştim; kimseyle konuşmuyordu; sordum : Niye konuşmuyor?!. “O nazarla konuşur”!, dediler. Yıllar sonra (= iletişim doktorası sırasında), sessiz & sözsüz konuşma mümkün mü?!’nün üzerinde düşündüm. Sessiz & sözsüz konuşmada (ağızdaki) dil, lisan ve alfabe gibi araçlara ihtiyaç duyulmaz. Dil ve alfabe, ‘zurnanın son deliğidir’!. Önceki ‘deliklerde’ düşünme veya akletme vardır. Telepatide de dile ve alfabeye ihtiyaç duyulmaz.

...

Benzer durum, beden-zihin, beden-ruh ilişkisi veya ‘bedensiz ben’ meselesi için de geçerlidir. Konu, nöro-felsefenin ve bilinç meselesinin en baba (= en temel, en zor) konusudur. Geçmişte filozoflar (Socrates, Platon, Aristo, Augustinus, vb.), buna benzer meseleleri gündemlerine almışlar. Socrates, felsefe için, düşünmeyi öğrenme, hatta ölüme hazırlanma demiştir. İbn-i Sinâ, ‘uçan adam’ doktrini ile, bedensiz yaşamı tahayyül etmiştir. Ona göre bedensiz yaşam, (sırf) akıl ve düşünce yaşamıdır; bu yaşama burada kendilerini alıştırmayanlar, ötede büyük zorluklarla karşı karşıya kalacaklardır.

Ses veya söz, hatta bütün duyular, bu boyutta işe yararlar; Allah-u A’lem, ötede boyut değişecek; ötedeki hayat, bu hayata benzemeyecek; çook kimse de ‘ters köşe’ olacak!. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP