YÜRÜMEK

“Kırkayak mutlu ve sakindi,

tâ ki karşısına bir kurbağa çıkıp

şakayla karışık, söyle bakalım

hangi ayak hangisini takip eder

diye soruncaya kadar.

Bu, kırkayağın kafasını

öyle bir karıştırdı ki

dikkati dağıldı zavallının

ve bir hendeğe yuvarlanıverdi

nasıl yürüyeceğini düşünerek.” Lao Tzu.

...

10 yıldır her gün yürüyorum. Bu şiir, benim de kafamı karıştırdı, dikkatimi nasıl yürüdüğüm üzerine yoğunlaştırdı.

Düşünce, böyle “kafa karıştırıcı” bişey!. Düşününce, düşülüyor, eskisi gibi kolay (= rahat) yürünmüyor. Thales, göğe (= gökteki yıldızlara) bakarak yürüyormuş, önündeki çukuru görmemiş, düşmüş. Bir hizmetçi kız, onunla alay etmiş. “Göktekileri bilmeye çalışıyor, önündeki çukurdan habersiz” demiş. Haklı. Düşünen (= düşünür), gökle yer arasında bir denge kurmak zorundadır. Kişi, semâ ile (= esmâ, isimlerle) uğraşırken (= düşünürken), arzı (= yaşadığı dünyayı, yeri) görmezse, çukura düşer. Sadece yere (= arza, dünyaya) çakılı kalırsa da (= ehlede il-el arz, 7/176), semâdan (= semâvî gerçeklerden) haberi olmaz.

Düşünce, düşe-kalka, yerden semâya doğru yol almak, yürümektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP