YAŞAYAN MI, OKUYAN MI?!.
İkisi de.
Yaşama, bizzat tecrübe etme; okuma, başka tecrübeleri yaşamış gibi “hissetme, görme”!.
Yaşama/k/tan bişey anlamayanlar, okuma/k/tan da bişey anlamazlar. Yüzeysel yaşayanlar, yüzeysel okurlar. Yaşamı iliklerine kadar hissedenler, iyi okurlar/dır; çünkü, okuduklarından ders çıkarırlar.
Karar verme nedir sizce?!.
Yaşananlardan (= okuyanlardan. Okunanlar, yazılanlar; yazılanlar, geçmişte yaşayanlardır.) ders alma, onları hatırlama; olumsuz olanlarını bi daha yaşamama, olumlu olanlarını da yaşamaya gayret etme.
Elbet kişi, yaşamın hakkını veriyorsa, (bizzat) yaşadıklarını daha kolay hatırlar; yüzeysel/yüzünden yaşıyorsa = yaşamda çoğu şeyi pas geçiyorsa, çoğu şeyi unutur, hatırlamaz.
Okuma da bunun gibidir.
Kur'ân'ı veya Efendimizin hayatını okurken “bu şekilde” okumuyorsak, Kur’ân hafızı veya Siyer uzmanı olsak, hatırlayamaz ve doğru karar veremeyiz.
Fiilî önder kimdir?!.
Geçmiş yaşantıları iyi okuyan, onlardan gerekli dersleri çıkaran ve “önümüzden” giden.
Efendimiz, böyle biri/ydi.
Yaşadığımız hayatı yüzeyden/yüzünden (= sathî) yaşarsak, okuduğumuz kitapları (Kur’ân ve Siyer’i yüzünden/yüzeysel) okursak, önder de olamayız, mevcut Önderimizi (= Efendimizi) de önder olarak göremeyiz.
Yorumlar
Yorum Gönder