ENDİŞE
Kelime, Farsça. Türkçe’de, gelecekle ilgili korku, kaygı ve beklentiyle karışık bir duygu durumunu ifâde eder. İngilizce’de de appherension, worry, anxiety (= anksiyete) gibi kelimelerle karşılanır.
Endişe, kontrol edilemezse, bedensel ve zihinsel (= ruhsal) denge bozulur; iş telaşla ve panikle başlar patolojiye (= ruhsal/psikololik hastalıklara) kadar varır.
Endişe, gelecekle ilgili demiştim; endişeyi kontrol etmek de geleceğin iyi olması için çaba harcamaktan geçer.
Gelecek de (ölüm öncesi) yakın gelecek ve (ölüm sonrası) uzak gelecek diye ikiye ayrılabilir.
Çoğumuz, ölüm öncesi geleceğe (= dünyaya) yatırım yaparken = ölüm öncesi (= dünyadaki) geleceğimizden endişe duyarken, ölüm sonrası (= âhiretteki) geleceğimizden endişe duymuyoruz, ama âhirete inanıyoruz = ölüm sonrasında da hayat var, diyoruz.
Gelecek için fedâkarlık (= iyilik) yapmazsak, Allah korkusunu gelecek korkusu olarak da okuyup-anlayabiliriz!.
Fedâkarlık, bugünü (= bugün elimizde bulunan imkânları) gelecekte daha iyi bir hayat yaşamak için fedâ etmek değil midir?!. Fedâkarlığın diğer adı iyiliktir.
Bu fedâkarlık (= iyilik), hem buradaki geleceğimiz, hem de âhiretteki geleceğimiz içindir.
“Dünya, âhiretin tarlasıdır.” Hadis-i Şerif.
“Kim âhiret mahsulünü isterse, onun mahsulünü artırırız.” =
مَنْ كَانَ يُرِيدُ حَرْثَ الْآخِرَةِ نَزِدْ لَهُ فِي حَرْثِهِ
(42/20.)
İnananlar için, endişeye mahal yok; her şey kontrol altında; inanmayanlar, zaten endişe etmiyorlar! ama korktukları başlarına gelecek. Hem endişe etmiyorlar, hem korkuyorlar, diyorsun, kendinle çelişiyorsun, diyebilirsiniz. Endişesizlik, ifâde edil/e/meyen korkudur; onlar, içten içe korkuyorlar (= endişeleri korku ve kaygı boyutunda) ama bunu, inanmadıkları için ifâde edemiyorlar. (Güya “erkekliklerine”! leke/b.k kondurmuyorlar.)
“Bekleyin, Ben de sizinle beraber bekliyorum.” (10/102.)
Kim kazanacak, kim kaybedecek, göreceğiz.
Yorumlar
Yorum Gönder