KARA GÜN DOSTU
“Dost, kara günde belli olur.” diye bir atasözü; kara gün akçesi veya ihtiyat akçesi diye de bir tâbir var. Zor (= olağanüstü) zamanlarda lâzım olur diye, bi kenara koyduğumuz paraya, kara gün akçesi veya ihtiyat akçesi diyoruz; kara gün dostu ise, zor (= olağanüstü) zamanlarda yanımızda olan, bize yardım eden kişi.
Kara gün (= zor zamanlar) tabiri “görecelidir”!.
Bireysel olarak : Hastalık. Kalıcı bir sakatlık. Ağır borç. Mahpus (= Hapis). Toplumdan dışlanma (= Tecrit), vb. durumlar.
Toplumsal (ve siyasal) olarak : Ekonomik ve siyasal kriz. İç ve dış savaş. Kıtlık. Doğal felâketler (= Deprem, vb.)
Akçe, para. Böyle durumlarda çoğu zaman para geçmez, yardım da gelmez, gelmeyebilir. İşte Gazze. Zor zamanlar için bi kenara koyduğumuz akçelerimiz (= altınlarımız, bankadaki birikimlerimiz), alacak = yiyecek-içecek bişey olmayınca/bulamayınca geçer mi, bi işe yarar mı?!.
Allah korusun, ülke çok çetin bir savaşa girse, veya bir iç savaş çıksa; diğer ülkeler de ambargo koysa veya sınırlarını kapatsa; içerde açlık baş gösterse, zor zamanlar için bi kenara koyduğumuz akçelerimiz (= altınlarımız, bankadaki birikimlerimiz) ne işe yarar?!. Bu dünya, dünya savaşı yıllarında bir çuval un için, bir arabanın fedâ edildiği ânları (zor zamanları) gördü, yine görebilir!. Yine böyle bir ânda, elimizdeki 1 kg altını, bir çuval unla, bir bidon suyla takas etmeyi isteyebiliriz ama elinde unu veya suyu olan bize dönüp de bakmayabilir!. Güvenin olmadığı yerde, ‘altın, güvenli liman’, öyle mi?!.
En güvensiz olduğumuz ânlardan biri de ölüm (ânı!). Ölüm (meleği Azrâil) geldiğinde, elimizde 100 kg (yok 100 ton) altın olsa, ömrümüzün sadece bir yıl uzaması için bu miktarı ölüm meleğine teklif etsek; veya bu ülkede (hadi bu dünyada diyelim) kıyamet koptuğunda, Mars’da kopmaz diye düşünüp Mars’dan bir ev almış olsak, İsrâfil’e (kıyamet meleğine) de şöyle bir teklif sunsak : benim Mars’da da evim var, sen canları burada alıyorsun, benim Mars’a gitmeme müsaade edersen, sana 1 trilyon dolar (= bir tır dolusu saf, 24 ayar altın) veririm desek; ... bu zor zamandan kurtulabilir miyiz?!.
Böyle zor ânlarda (zamanlarda) kurtuluş ne de, nerede; kaçış nereye; kara gün dostu ne veya kim?!.
“O gün bazı yüzler asıktır. Belini bükecek bir felâketle karşı karşıya kaldığını anlar. Hayır iş, kesinlikle onların düşündükleri gibi değil. Ölüm, köprücük kemiklerine dayandığı zaman : ‘beni kurtaracak olan kim?!.’ derler; bunun, bir ayrılık ânı/vakti olduğunu anlarlar. Ve ayakları birbirine dolaşır. O gün (= o ân) gidiş yalnızca Rabbinedir. Fakat o (onlar) ne onayladı/lar (hakkı-hakikati tasdik etti/ler) ne de sallâ yaptı/lar (hakkı-hakikati destekledi/ler); aksine yalanladı/lar ve köstekledi/ler. Yazık sana/size yazık!, sen/siz bunu hak ettin/iz!.” (75/Kıyâme, 24-24.)
“O gün, taqvâ sahipleri için (de) cennet hazır beklemektedir, yakındır.” (26/90). = وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّق۪ينَۙ
Yorumlar
Yorum Gönder