MATEMATİKLEŞTİRME

İngilizcesi, mathematization. Matematik, kabaca aritmetik ve geometridir. Aritmetik, sayı; geometri, şekildir.

Modern bilim anlayışına göre bilim, matematiktir. 

Neden?!.

Çünkü bilim, varlıkları ölçer; ölçmek için de önce biçer, parçalara ayırır. 

Varlıkları dedim; varlıkların matematikteki (ve bilgisayar dilindeki) ifadesine, var oldukları için, 1 (= bir) dersek :

Bir, büyük 1 (= bir); buna, büyük (= bütün, tam) varlık,

Bir de, çook sayıda küçük 1’ler (= birler) var. Bunlar, o büyük (= bütün, tam) varlığın içindeki küçük 1’ler (= birler).

Matematiksel olarak buraya (= büyük 1’den küçük 1’lere) nasıl ulaşırız?!.

Bu konuda limit bize yardım eder. Şöyle : Önce, o büyük (= bütün, tam) varlığı (= 1’i), ikiye; çıkan rakamı (= sayıyı) tekrar ikiye, veya 1’i 4’e; çıkan rakamı (sayıyı) tekrar ikiye veya 1’i 8’e; 16’ya; 32’ye; 64’e; ... = 1/2; 1/4; 1/8; 1/16; 1/32; 1/64; ... bölersek, sonsuz sayıda varlığa ulaşırız, AMA aslâ sıfıra (= 0) ulaşamayız!.

Büyük 1’e, kâinat (= âlem, evren) dersek; bu kâinatın (= âlemin, evrenin) içinde biz de oluruz, bulunuruz. Biliyoruz ki bilim, bizim yaptığımız bişeydir (= bi iştir, bi etkinliktir.) Bilim yaparken bizler, nesneler üzerinde çalışan birer özneleriz.

Bilim, nesnellik (= objektivite) peşindedir. Ama, öznellik (= biz = subjektivite) olmadan, nesnellik (= objektivite) olmaz, olmuyor. Ve, bilim yapan özne (= bilim adamı), o büyük 1’e aslâ ulaşamıyor; hep küçük 1’ler üzerinde çalışıyor. Küçük 1’ler üzerinde çalışırken, diğer sonsuz sayıdaki küçük 1’lerle, üzerinde çalıştığı küçük 1’in ilişkisini de tam kuramıyor = inter-disipliner olamıyor. Ama, matematik bilgisine güvenerek (= matematik tabanlı düşündüğünü iddia ederek) benim çıkarımlarım (= vardığım sonuçlar) “kesin”!, diyor...

Soruyorum. Matematikçiler 0 (= sıfır)’dan 1 (bir)’e veya tersine 1 (bir)’den 0 (= sıfır)’a  nasıl geçiyorlar?!. Bu soru, aynı zamanda şöyle de bir soru : yokluktan varlığa; varlıktan yokluğa nasıl geçiyorlar?!.

Bilim, ölçümse; ölçülenler, ya geometrik (= şekilsel) olarak küçük-büyük şeklinde, ya da aritmetik olarak (= adet ve ağırlık = az-çok-fazla, ağır-hafif şeklinde) ölçülür. Ama, ne geometride ne de aritmetikte “tam tamlık, tam ölçüm” yoktur; 0 ile 1; 1 ile 2 arasında sonsuz sayıda sayı vardır; 0’dan 1’e; 1’den 2’ye geçmek, “yüksekten atlama veya yüksekten sıçrama”! yapmaktır. Geometride de benzer bir durum vardır. Geometri, uzamdır; geometri, geometrik (= şekli olan) varlıkların uzayda işgal ettikleri yerdir (= extend); ve uzayda sonsuz sayıda ve sonsuz boyutta varlık vardır.

Benim iddiam; matematiksel kesinlik, bir genellemedir; dolayısıyla matematiğe dayalı bilim de bir genellemedir; genelleme de subjektivite içerir. Çünkü bilim, büyük 1’e ulaşamadığı gibi, küçük 1’leri de, küçük 1’lerin birbirleri ile olan çoklu, çok katmanlı (= monifold) ilişkilerini de tam olarak (= mükemmelen) bilemez. 

En kesin bilimin matematik olduğu söylenir, ama bence, matematikte de kesinlik yoktur. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP