MODERN ZAMANDA MÜSLÜMANLIK

MODERN ZAMANDA MÜSLÜMANLIK

Niçin “modern zaman” diyorum?!.

Çünkü her çağda Müslümanlık, akîde (iman ve inanç) bakımından aynıdır; ama amel (eylem ve duruş) bakımından çağlara göre farklılaşır.

Her Müslüman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine ve âhiret gününe iman eder.

Bu iman, insanı Allah’a teslimiyete götürür ve dini yalnızca Allah’a tahsis ettirir : Muhlisîne lehü’d-dîn.

Fakat pratik hayatta işler çoğu zaman böyle yürümez.

Çünkü şeytanlar boş durmaz.

Allah, şeytanları insanların samimiyetini ortaya çıkarmak, onları imtihan etmek için var etmiştir.

Bu yüzden bugün şu soruyu sormadan Müslüman olmak da Müslüman kalmak da mümkün değildir : Bu çağın şeytanları kimlerdir?!.

Bu çağın şeytanları, önceki çağlara göre çok daha sinsidir.

İnsanlara düşman gibi değil, dost gibi yaklaşırlar.

Zorla değil, fark ettirmeden itaati üretirler.

Bu da bir tür teslimiyettir : sahte bir “müslümanlık”!.

Peki kimdir bu çağın şeytanları?!.

Öncelikle nefsimiz; sonra da dışarıdaki yeni din kurucularıdır.

Nefsinin süflî, keyfî arzularına “lâ” diyemeyen; aklını ve iradesini doğru kullanamayan insan, kaçınılmaz olarak başkalarının aklına ve iradesine uyar, yani onlara teslim olur.

Aklın ve iradenin doğru kullanımı ise, onları Veren’in istediği şekilde kullanılmasıdır.

Bu, bir ürünün kullanma kılavuzuna uygun kullanımına benzer.

Aklımız ve irademiz bize ait değildir; emanettir.

İşte çağın şeytanları tam da bu noktadan = akıl ve irade üzerinden insanları teslim almaya çalışırlar.

Eğitim, kültür, medya, internet, ticaret ve siyaset bu amaçla kullanılır.

Amaç zorla boyun eğdirmek değil; “gönüllü ikna” yoluyla rıza üretmektir.

Bu yüzden herkes sıkı bir takibe alınmıştır.

Her tercihimiz, her alışkanlığımız izlenmektedir.

Nasıl?!.

Elimizdeki telefonlarla, cebimizdeki kartlarla, sokaktaki kameralarla…

Buna “dijital iz” denir.

Bu dijital iz sayesinde önce eğilimlerimiz belirlenir : Neyle ilgileniyoruz, ne satın alıyoruz, neyi seviyor, neye tepki veriyoruz?!...

Böylece profilimiz çıkarılır.

Ardından “yemleme ve demleme” aşamasına geçilir.

Yemi yiyenler, farkına varmadan gönüllü kul hâline gelir.

Yemi yemeyenler ise önce psikolojik olarak dışlanır; sonra “tehdit, isyancı ya da terörist” muamelesi görmeye başlar.

Peki bu sistemin dışına çıkmak mümkün mü?!.

Allah’ın dinine girip orada kalmak mümkün mü?! 

Zordur; ama imkânsız değildir.

Bu, kaçışla değil; şuurla ve aşama aşama yapılacak bir iştir.

Modern hayattan kaçış yoktur.

Banka kartı kullanmadan, sokakta dolaşmadan, alışveriş yapmadan, e-devlete girmeden yaşamak mümkün değildir.

Ama teslim olmadan yaşamak mümkündür.

Ne yapılabilir?!.

Öncelikle bankalarla kurulan ilişki sorgulanmalıdır.

Mümkün olan ölçüde bankada para tutulmamalıdır. Çünkü bankada tutulan her para, sahibinin niyetinden bağımsız olarak faizli ve adâletsiz bir sistemin içinde başkalarının emeğini sömürmenin aracı hâline gelir.

Banka, bizim paramızı kullanarak güçlenir; biz ise bu gücün sonuçlarına maruz kalırız.

Zorunlu hâller dışında bankaya emanetçi gözüyle bakılmalı; para, uzun süreli olarak bankaya teslim edilmemelidir.

Kredi kartı kullanılıyorsa, bankaya faiz ödeme imkânı verilmemelidir. Bir gün bile temerrüde düşmek, sistemin mantığını kabullenmek anlamına gelir.

Gereksiz alışverişler, taksitli tüketimler ve ihtiyaç dışı harcamalar, kişiyi farkında olmadan bu yapıya daha sıkı bağlar.

Bu yüzden az tüketmek, sadece ekonomik değil; ahlâkî ve imanî bir tutumdur.

Sosyal medya ve yapay zekâ ile mesafe kurulmalıdır. Bunlar hayatın merkezi hâline geldikçe, insanın aklı ve iradesi başkalarının yönlendirmesine daha açık hâle gelir.

Bu tavır sistemi yıkmaz; ama kişinin ona kul olmasını engeller.

Kaçış yoktur.

Onlar bizi tanıyacaklardır ama teslim alamayacaklardır.

Çünkü biz kendimizi Allah’a teslim etmişiz = Müslümanız. O da bizi, sahte ilâhlara teslim etmez.

Namaz (salât) bu şuuru diri tutar.

Namazın ihmal edilmesi, bu şuurun zayıflaması demektir. Bu şuur zayıfladıkça teslimiyet riski artar.

Kişide bu şuur ne kadar güçlü ise, “lâ ilâhe illâllah” o kadar sahici olur ve insan kime kulluk ettiğini bilir.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP