BUGÜNÜN HİCRETİ

BUGÜN HİCRET, FİİLÎ Mİ, SEMBOLİK Mİ?!.

Bugün hicret, mekânsal değil; ahlâkî, iktisadî ve zihinsel bir kopuştur.

Ama bu “sadece içsel” demek de değildir. Üç katmanı var :

Zihinsel Hicret (En Temel Olan)

Başarı ölçüsünü değiştirmekle; gücü değil, hakkı referans almakla; herkes böyle yapıyor’dan kopmakla olur.

Mekke, önce zihinde terk edilir.

Zihin hicret etmezse. Ev değişir, şehir değişir ama Mekke, olduğunu gibi taşınır.

İktisadî Hicret (En Acıtan)

Borçla itaat üretmemekle, daha az kazanmayı, kirlenmeye tercih etmekle; rızkım buraya bağlı yalanını reddetmekle olur.

Bu yüzden ilk muhacirler evlerini-barklarını ve mallarını bıraktılar.

Bugünün hicretinin bedeli de çoğu zaman gelir kaybıdır.

Mekânsal Hicret (Hâlâ mümkün, ama herkes için değil)

Bu hicret, fizikî olarak uzaklaşmakla; daha küçük, daha sade, daha az görünür yaşamakla olur. Ama bu, herkese farz değildir; kaçışa da dönüşebilir.

Asıl ölçü şudur : Gittiğin yerde yeni bir Mekke veya Medine’yi kurabiliyor musun?!.

Pekiî ya çocuklar!...

Şimdi asıl kırılgan yere geldik.

Yaşanmayan bir hicret, öğretilmeye kalkıldığında zulme dönüşür.

Bu yüzden aktarım sözle değil, hayatla olur.

Bu durum yeni nesle nasıl aktarılır?!.

Kahramanlıkla değil, dürüstlükle.

Çocuk şunu görmeli : Babam / annem her şeyi kazanmadı ama her şeyi de satmadı.

Bu, en güçlü, en etkili derstir.

Din, çocuğa bir başarı hikâyesi olarak anlatılamaz. Babam, dedem yaptı; ben yapamadım veya babam, dedem yapamadı, ben yapacağım (yapacakmışım) şeklindeki bir aktarım, çocuğu ya pasifleştirir ya da megaloman yapar. 

Çocuğa : İyi olursan kazanırsın, doğru olursan yükselirsin, denemez.

Bunlar Kur’ânî değil, Mekkî anlatılarıdır.

Kur’ân şunu öğretir : “Doğru olursan, bedel ödersin; ama bozulmazsın.”

Çocuğa, korku değil, güven aktarılır, ama “aman sus” diliyle değil, “Allah yeter” diliyle.

Çocuğa, Medine = “dava” yüklenemez; “bu devleti, bu toplumu sen kurtaracaksın” denemez. Bizim yapamadığımızı = biz yapamadık, sen yap, denmez.

Bu, emanete ihânettir.

Çocuğa sadece temiz bir ölçü ve güvenli bir Allah ve âhiret tasavvuru verilir.

Hicret, çocuklara anlatılmaz; çocukların içinde büyüdüğü bir iklim hâline getirilir.

Eğer, evde para put değilse, güç kutsal değilse, susmak erdem sayılmıyorsa çocuk Medine’yi zaten/kendiliğinden tanır.

Biz Medine’yi çocuklarımıza öğretemeyiz; ama onlara Mekke’ye secde etmeyen bir hayat bırakabiliriz.

Gerisi Allah’ın takdiridir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP