KÖLELEŞTİREN UMUT
Büyüük kitleleri zalimlere kul-köle yaparak mazlumlaştıran nedir, bilir misiniz?!.
Umut. Ama nasıl bir umut?!.
Sabredersek, canımızı dişimize takarsak, bir gün biz de 'zâlimler gibi konforlu bir yaşama' ulaşabiliriz umudu. Bu, biz de ileride zâlim oluruz, demektir.
Allah-u A’lem, Rabbimiz Allah, cenneti (= konforlu yaşamı) bu yüzden ötelemiş, ötede va’d etmiş; Müslümanlara cenneti önden “bir rüşvet gibi”! vermemiş; inananların buradaki cenneti (= konforlu yaşamını), ötedeki cennete (= konforlu yaşama) fedâ etmelerini istemiş.
Bu da bir umuttur ama öbür umut gibi bizi kısa vadeli ve geçici bir beklentiye köle kılan bir umut değil, İlâhî va’de güveneni ebedî ve özgür kılan bir umuttur.
Zâlimler, bunu da “istismar” ediyor. İstihdam ettikleri din vaizlerine şunu söyletiyorlar : Sen bu dünyada sabret (= ses/sorun çıkarma, itiraz etme), bize = zâlim de olsa otoriteye/âmirlerine itaat et; bu sabrının sonucunu ötede (= cennette) nasıl olsa alacaksın. Bunu söylemek/söyletmek de onların bu sözüne kanıp o zâlimlere itaat etmek de onursuzluktur. Onursuz insanlar için cennet değil, cehennem vardır.
Kapitalizm (= kapitalistler) bize, burada sahte cenneti vadediyor. Bu dünyanın kaynaklarının herkesin kapitalistçe bir yaşam standardına ulaşmasına yetmeyeceğini bilmiyoruz. Ama bu kapitalistçe umut, bizi mazlumluktan = zâlimlere kul-köle olmaktan kurtarmıyor. Bi zalim gidince/ölünce hemen yerini başka bir zâlim dolduruyor; mazlumlar da hep mazlum kalmaya devam ediyor; devran/çark böyle dönüyor.
Bu çarkı bizler = biz mazlumlar döndürüyoruz. Bunu bilsek = o sahte umuttan vazgeçsek, meselenin büyük kısmı hâllolur.
Yorumlar
Yorum Gönder