İNSANIN ŞEYTANLA MÜCADELESİ

İnsanın Şeytanla Mücadelesi : İrade, Arzu ve Sınırlar

İnsanın şeytanla mücadelesi, dışarıda görünen bir kavga değil; içeride, irade ve arzular üzerinden yürüyen bir süreçtir. Kur’ân, şeytanı mutlak bir güç olarak değil, insanın rızasıyla etkili olabilen sınırlı bir etki olarak konumlandırır.

Bu sınır açıkça konur : “Benim kullarım üzerinde senin hiçbir gücün yoktur.” (İsrâ 17/65)

Bu ifade, şeytanın zorlayıcı bir otorite olmadığını; etkisinin ancak iradesi zayıf, içi dağınık, rızasını gevşetmiş insanlarda ortaya çıktığını gösterir.

1. Merkez : İrade

İrade, insanın mihveridir. Melek de, şeytan da insana doğrudan hükmetmez; insanın yönelimlerine göre alan bulur. Kur’ân’ın şeytanla ilgili tüm uyarıları, insanı edilgen değil sorumlu bir özne olarak ele alır.

Şeytanın kendi itirafı da bu gerçeği teyit eder : “Benim sizin üzerinizde bir zorlayıcı gücüm yoktu; ben sadece çağırdım, siz icabet ettiniz.” (İbrâhîm 14/22)

2. Arzular Araçtır, Öz Değil

Her arzu şeytanî değildir. Arzular nötr araçlardır; onları herhangi bir yöne sevk eden, iradedir.

Kontrolsüz arzu, şeytan için kapıdır.

Disipline edilmiş arzu, şeytan için kilittir.

Bu yüzden mesele arzuyu yok etmek değil, arzuyu terbiye etmektir.

3. Normal Zamanlar : Açık Kapılar

Normal zamanlarda insan, farkında olmadan şeytanla “arkadaşlık” edebilir. İçki, kumar, rüşvet, haksız kazanç, ölçüsüz haz arayışı… Bunların hiçbiri zorla yaptırılmaz. İnsan rızasını gevşettiğinde, şeytan alan kazanır.

Kur’ân bu durumu net bir ayrımla ifade eder : “Benim kullarım üzerinde senin hiçbir gücün yoktur; ancak sana uyan azgınlar hariç.” (Hicr 15/42)

Yani güç şeytanda değil, ona uyanda ortaya çıkar.

4. Ramazan : Şeytanın Ötelenmesi

Ramazan, şeytanın bağlandığı bir zaman olarak ifade edilir. Bu sadece metafizik bir bilgi değil, insan psikolojisi ve irade eğitimi açısından da okunabilir.

Ramazanda insan yemeye, içmeye, cinselliğe - yani helal arzularına bile - sınır koyar.

Böylece şeytanın en sık kullandığı alanlar çift dikişle kapatılmış olur.

Bu yüzden normal zamanda şeytanla içli dışlı olan birçok insan, Ramazanda içki içmez, kumar oynamaz, rüşvet almaz. Çünkü mesele şeytanın “yok olması” değil, insanın iradesini tahkim etmesidir.

5. İç ve Dış Şeytan

İnsan çıplak gözle ne şeytanı ne meleği görür; görülen şey etkidir.

Dışarıdaki şeytan, çoğu zaman başkalarının içindeki zayıflığın söz ve eyleme dönüşmüş hâlidir. Eğer insanın içi sağlam/muhkemse, dışarıdan gelen bu etkiler karşılık bulmaz.

Bu yüzden Kur’ân, korunmayı dışsal bir kaçışta değil, içsel sağlamlıkta temellendirir.

6. Sonuç

Şeytan, insanın arzularında yaşar; ama irade güçlü ise insan, yöneten olur, irade zayıf ise yönetilen olur.

Melekler, Rablerinin iradesine göre hareket eder; şeytan, kendi arzusuna göre.

İnsan ise iki yönlüdür, imtihan da buradadır.

Ve Kur’ân, bu mücadelenin sonucunu baştan ilan eder : İçi sağlam olan insanın üzerinde şeytanın hiçbir hükmü/gücü yoktur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP