ÖLÜM NEDİR?!.

Ölüm nedir?!.

1) Bakara 2/28 : Ölüm bir “yok oluş” değil, hatırlatmadır. “Siz ölü iken sizi diriltti; sonra sizi öldürecek, sonra yine diriltecek; sonra O’na döndürüleceksiniz.”

Burada ölüm, kesinti değil, aşamadır.

Âyetin mantık zinciri şudur : Yokluk → hayat → ölüm → diriliş → dönüş ve yeni hayat.

Ölüm, hayata son veren bir güç gibi değil; hesap fikrini diri tutan bir geçiş olarak konur.

Ölümün anlamı, dönüşün kaçınılmazlığıdır.

İnsanı sarsan şey ölüm değil, dönüş fikridir.

2) Bakara 2/154 : Ölüm, bir algı meselesidir. “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin; bilakis diridirler, fakat siz fark edemezsiniz.”

Burada ölüm, biyolojik tanım olmaktan çıkar, hakikat algısının sınavı olur.

Kur’an, “ölüm yoktur” demez, senin ölçüm yanlış, der.

Demek ki ölüm, hakikatin sonu değil, bizim idrakimizin sonu.

3) En‘âm 6/122 : Asıl ölüm, hayatsızlıktır. “Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimse…”

Buradaki “ölü”, mezardaki değil, hayattayken hayatsız olandır.

Kur’an, ölüm kelimesini, bedenle sınırlamaz, şuursuzluk, yönsüzlük ve nur yoksunluğu ile de ilişkilendirir.

O hâlde, her yaşayan diri değildir, her ölen de ölü değildir.

4) Mü’min 40/11 : İki ölüm, iki hayat

“Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin…”

Bu âyet, ölümü tekil bir olay olmaktan çıkarır.

İki hayat : Dünya hayatı. Âhiret hayatı.

Ölüm, hayatın karşıtı değil, hayatın evrelerinden biridir.

5) Fâtır 35/36 : Ölüm bile, bazen kurtuluş değildir. “Onlar için cehennem ateşi vardır; ne öldürülürler ki ölsünler, ne de azapları hafifletilir.”

Burada ölüm, bir kaçış imkânı gibi gösterilir ama bilinçli olarak o imkân ellerinden alınır.

Demek ki ölüm, her zaman rahmet değildir; bazı bilinçler için yaşamaktan daha beter bir “ölemeyiştir.”

Bu da ölümün, mutlak bir kurtuluş olmadığını, ahlâkî bir bağlama sahip olduğunu gösterir.

6) Tâhâ 87/13 : Asıl tehdit ölüm değil, sapmadır. “Bizim yüklerimiz ağır geldi…” (Bağlam: Buzağı hâdisesi.)

Burada ölüm konuşulmaz gibi görünür; ama zemin şudur : İlâhî emanetin ağırlığı ve sorumluluktan kaçış.

İnsan çoğu zaman ölümden değil, yükten kaçar.

Oysa ölüm, yükten kurtuluş değil,

yükün hesabıdır.

Kur’an’da ölüm : Yok oluş, son, tesadüf ve sırf bir biyolojik olay değildir. Geçiştir, ayıklanmadır, idrak sınavıdır, bir dönüş kapısı, hayatın mânâsını açan anahtar gibidir.

Bu anahtarı eline alıp kapıyı açanlar için rahmet ve “Sevgiliye kavuşma”; kapıyı görmezden gelenler için korkudur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP