PARANIN EVRİMİ

Para üzerinden kurulan küresel kontrol düzeni

Eskiden para, bizzat altın ve gümüştü = altın ve gümüşün zâtıydı/kendiydi. Sonra, kağıtla altın ve gümüşün temsiline dönüştü. Bu temsilde millet, devlet/in/e güvendi. Sözgelimi devlet dedi ki : 1 (bir) lira, 1 (bir) gr altın.

Sonra bu devlet, bono, tahvil, senet vb. finansal araçlar çıkararak parayı zamana bağladı, ayarladı. Bu neydi?!. Siz bu kağıtları şimdi alın, ben size bir yıl veya beş yıl sonra “şu kadar” para vereceğim. Bu ne demekti?!. Şimdi param yok, ama sonra olacak. Siz şimdi bana borç verin, ben size sonra bunu (faiziyle) öderim.

Bu iş sadece devletle sınırlı kalmadı. Devlet, şirketler için de bu yolu açtı : Hisse senedi ve borsa. Siz çalışmayın, paranızı bize verin, biz çalıştıralım; belli bir vadenin sonunda isterseniz (hisse) senedinizi faiziyle geri alalım, veya size “kâr payı” ödeyelim. Senet satışı. Dikkat!, alınıp-satılan, artık mal veya hizmet değil, kağıt. Artık kağıt da mal veya hizmet gibi alınır-satılır hâle geldi. 

Ve para, emek vermeden kazanılır hâle geldi. Bu, bankacılık sistemi = parayı mal veya hizmet gibi al-sat demekti. Artık, paranın da bir piyasası = menkul kıymetler borsası (piyasası) oluştu. Çağdaş tefecilik.

Bu, itibar sarsılmasını da beraberinde getirdi. Eskiden kağıdın (kağıt paranın, senedin, bononun, tahvilin, vs.), ya altın ve gümüş olarak zatî; ya da devletten kaynaklı itibarî bir karşılığı vardı. Artık bunlar, kazanç hırsına ve açgözlülüğe kurban edildi. Ne demek istiyorum?!. Eskiden 1 TL = 1 gr altındı. Sonra 2 TL = 1 gr altın oldu. Altın zamlandı!. Altın mı zamlandı, yoksa TL mi itibar kaybetti?!. TL’nin itibar kaybı, %50’lerde kalmadı, gittikçe düştü; 1 gr altın 6.000 TL’leri gördü. 6.000.000’u da görmüştü, ve paradan altı sıfır atılmıştı. (Not : Burada TL, herhangi bir para birimi olarak kullanılmış, herhangi bir ülke hedef alınmamıştır.)

İşin banka/cılık ayağı daha da vahim. Bankalar, vatandaştan mevduat adı altında para toplar, ve “bu parayı”! ihtiyacı olana (yatırımcıya ve borçluya) faizle kredi olarak verir. Bankalardaki para (= nakit mevduat) 10 milyar TL ise, verilen kredi 100 milyar TL’dir. Bu fark (90 milyar TL) nereden gelir?!. Böyle bir para yoktur, bu para sanaldır. Bu paranın zâtî (altın-gümüş veya mal-hizmet olarak) ve itibarî (verilen söz) olarak hiçbir karşılığı yoktur; bankalar olmayan parayı varmış gibi kullanırlar, bizi kandırırlar.

Bunu Merkez Bankaları da yapıyor; karşılıksız para basıyor ve bunun yükünü enflasyon olarak milletin sırtına asıyorlar. Buna da “para politikası” adını veriyorlar.

Bitcoin = kripto para bu oyunu gördü. Dedi ki : cebimizdeki paranın toplumda (sağlam?!) bi karşılığı olmalı. Bu paranın değeri, blok zincirler şeklinde (blockchain) elektronik ve gizli (kripto) olarak kayıtlı olmalı, ve bu kayda kimse ulaşamamalı, dolayısıyla da bozamamalı. Ama bu paraya sahip olanlar, o değer üzerinden onunla alım-satım işlemi yapabilmeli, onun değeri ile oynayamamalı. Neyse, bu uzun izah gerektirecek bir konu. Devletler, başlangıçta bitcoine karşıydılar ama şimdilerde onu da “ehlileştirmek”! üzereler.

Merkez Bankaları da CBDC (= Central Bank Digital Currency) adı altında kripto paralar çıkarıyorlar. Bu parayı çıkaranlar, bu paranın nerede geçerli olacağını da belirliyorlar. Sözgelimi diyorlar ki : bu parayla ekmek alabilirsin ama su alamazsın. Benim paramı kullanıyorsan, benim belirlediğim şeyleri alabilir, benim belirlediğim yerlere gidebilir, oralarda yatabilirsin... böyle giderse yakında, ‘benim belirlediğim kadar nefes alabilirsin, yoksa ölürsün = ölmeye mahkum olursun!.’ sinemalarda gösterimde olacak. 

Size, paranın evrimini ve para üzerinden kurulan şeytanî (kontrol) düzenini kısaca özetledim. Bu bilgileri uzmanlara test ettirin. Ben, her ne kadar ekonomi eğitimi almış olsam da ekonomi uzmanı değilim. 

Yorumlar