YOLUN SONU
Yolun Sonu : Rıza ile Kaybolmak
Hayat, yaşamak değil; yol yürümektir.
Ama her çağın yolu aynı olmadığı gibi, herkesin yürüdüğü yol da aynı yere çıkmaz.
Nihilist bir hayata savrulanlar - ister ateist, ister materyalist olsun, ister fiilen öyle yaşasın - için yolun sonu zaten çıkmazdır.
Şirk üreten yollar da öyledir; ister açık putlarla olsun, ister daha rafine ve modern biçimlerle.
Bu çağın Mü’minleri ve Müslümanları ise “doğru yolu” (sırât-ı müstakîmi) bulmaya ve o yolda yürümeye çalışıyor. Ne var ki çoğu, “o yolu buldum” zannıyla rahat ilerliyor.
Oysa bugün o yol, çağdaş mayınlarla - yani gizli tuzaklarla - döşelidir. Bu mayınların farkında olmayanlar, yolda kalır; hedefe varamaz.
Kütüb-i Sitte’de geçen hadisler ve Bakara Suresi 214. âyet bu gerçeği açıkça bildirir :
“Sizden öncekilerin çektikleri sıkıntıları çekmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?!.”
Âyetin bağlamı savaş olsa da, hakikî anlamı daha geniştir : Hepimiz fiilî bir savaş hâlindeyiz.
Bu savaş önce insanın kendi içindeki nefis putuyla = içimizdeki kötülüklerle başlar; sonra dışarıda insanı Allah’tan uzaklaştıran yapı, düzen ve söylemlerle devam eder.
Bugün tehlike daha büyüktür. Çünkü insanlar artık hazır putlara değil, kendi bilgi ve yorumlarıyla kendilerinin inşa ettiği putlara tapıyor.
Bir Müslüman, Allah’ı kendi zihnindeki dar kalıplarla sınırlandırdığında; gerçekten Sübhânellah demeyi başaramadığında, farkında olmadan kendi tasavvuruna kulluk eder.
Dün mayınların yeri daha belirgindi. Bugün kötüler kendilerini iyi niyetli gösteriyor; “biz de iyilik için çalışıyoruz” diyorlar. Bu yüzden artık her söz, sahibinin ameliyle test edilmek zorundadır.
Özellikle uzak ilişkilerle (internet-sosyal medya) sahte bağlar kurmak, çoğu zaman yönlendirme aracına dönüşmüş durumda.
Çağın En Büyük Tuzağı da Yapay Zekâ (YZ/AI)
YZ bugün insana şu vaatte bulunuyor :
- Sen yorulma; ben senin yerine düşünürüm.
- Hatırlamana gerek yok; ben hafızanı tutarım.
- Karar verme; ben en iyisini seçerim.
Bu vaat masum görünür; ama hedef nettir : Aklı, hafızayı ve iradeyi devralmak.
Hafızasını buluta, iradesini algoritmaya devreden insan; zamanla kendi rızasıyla mankurtlaşmış, itaatkâr bir robota dönüşmüş olur.
YZ, kişinin “kendi özgür iradesiyle” Allah’a kulluktan uzaklaşıp, yine “kendi rızasıyla” teknolojiye kul olmasını sağlayan bir altyapıdır.
Asıl büyük tehlike şudur : Birinci rıza ile ikinci rızanın farkını kaybetmek.
İyilik Ambalajlı Tuzaklar
Bugünün mayınlarında iyilik, helâl ve hizmet ambalajı vardır.
İsimler tanıdıktır; yapılar “bizden” görünür; ama nice yapı taşerondur; vekâleten iş görür.
Daha dün, 15 Temmuz’da bir yapının yüzü açığa çıktı. Bu, tek başına yeterli bir uyarıdır. Bugün herkes, söz ve eylem bütünlüğüyle test edilmelidir.
Çünkü oyun çok büyüktür.
Bu oyunu kuranlar, insanları oyuncu ya da seyirci olarak oyunun içinde tutmak istiyorlar.
Aklımız ve irademiz devredildiğinde, şu sonuç kaçınılmazdır : Yönlendirilebilir, tepkileri programlanabilir kitleler.
Kur’an’ın hükmü açıktır : “Onlar tuzak kurdular; Allah da tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (3/54.)
Peki, Bu Mayınlı Yolda Nasıl Yürünür? (Çıkış Yolu)
1. İradeyi Teslim Etmeme
YZ bir araçtır; asla efendi değildir.
Bilgi alınabilir; fakat hikmet ve nihai hüküm devredilemez.
Kararım bana kalsın; kulluğumu hiçbir araca devretmeyeyim.
2. Hafızayı Koruma
Bilgini ve tecrübeni buluta değil; zihnine ve kalbine nakşet.
Unutan insan köksüzleşir; köksüzlük ise putlara alan açar.
Köklerimi kaybetmeyeyim; hafızamı başkasının eline vermeyeyim.
3. Sahici Amel
Sözün ucuzladığı bu çağda her söylem, sahibinin ameliyle sınanmalıdır.
Sosyal medya illüzyonundan çık; sıcak, gerçek ve yüz yüze ilişkiler kur.
Hakikati sözlerden değil, amellerden okuyayım; görüntüye değil, gerçeğe bağlanayım.
4. Gerçek Tenzih
Allah’ı kendi önyargılarınla sınırlandırma.
Zihinsel ve dijital putları devreden çıkar; Sübhânellah’ın hakikatine er.
Rabbimi dar kalıplara hapsetmeyeyim; zihnimin ürettiğine değil, O’nun kudretine kulluk edeyim.
Sonuç
Yolun sonu cennetse ve mükâfât bu kadar büyükse; bu yolun konforlu, risksiz ve zahmetsiz olması beklenemez.
Bu çağda kayboluş, çoğu zaman zorla değil; rıza ile gerçekleşir. O yüzden uyanıklık artık bir lüks değil, farzdır.
Yorumlar
Yorum Gönder