YENİDEN DİRİLİŞ
YENİDEN DİRİLİŞ = BA'S-Ü BA'D-EL MEVT
Bu dünyada “olma” vardır. İnsan burada, bedeni kullanarak bir ben (nefs) hâline gelir. Seçer, yönelir, bağ kurar; ağırlaşır ya da arınır.
Bu dünya, olmanın yeridir.
Orası ise, bu olmanın yeni bir bedende görünmesi ve bu bedenin olunanı tatması = yaşamasıdır.
Yeniden diriliş, yalnızca bedenlerin ayağa kaldırılması değildir. Yeniden diriliş, bu dünyada kazanılmış benin, kendisine uygun bir bedenle duyulur hâle gelmesidir.
Bu beden insana, düşünmek ve tercih etmek için değil, tatmak için verilir.
Çünkü orada artık “neden” yoktur; yalnızca sonuç vardır.
Tatmak (ذوق), bilmekten ve görmekten fazladır.
Tatmak, bedenle olur.
Zevk de acı da bedenle yaşanır.
Bu yüzden oradaki mutluluk da azap da soyut ve mecaz değildir, bedene rağmen değil, bedenledir, bedenle yaşanır.
Bu dünyadaki ben (nefs), bedenini kullanır; oradaki beden, burada kazandığı benin hâlini yaşar, tadar.
İyi bir ben, huzuru, genişliği, sevinci, o bedenin algıları ve duyguları üzerinden tadar, yaşar.
Kötü bir ben, daralmayı, yanmayı, pişmanlığı, yine o bedenin algıları ve duyguları üzerinden tadar, yaşar.
Züq (ذق), hem zevktir hem de acı.
Çünkü züq, hak edilmiş olanla yüz yüze gelmedir.
Kimse başkasının tattığını tatmaz.
Kimse başkasının acısını duymaz, yaşamaz.
Çünkü herkes, kendi beninin bedenindeki sonucu tadar.
Bu bir ceza ve ödül değildir; bu, olmanın tadı ve sonucudur.
Cennet ve cehennem, sadece br mekân değil, aynı zamanda tat hâlidir.
Mekân, bu tadın yayılımıdır.
Beden, bu tadın aracıdır.
Akıl ve irade burada çalışır; orada tatma başlar.
Burada yol seçilir; orada yol hissedilir.
Bu dünyada insan, ne olduğunu gizleyebilir; ama orada bedeni onu gizlemez, açığa çıkarır.
Çünkü oradaki beden, benin tattığı hakikattir.
Yeniden diriliş, insana şunu söyler : “Nasıl olduysan, onu tadacaksın; ne yaptıysan, onu göreceksin.”
Ne eksik, ne fazla, ne de başkasına ait; tam sana göre, tam sana uygun!.
Yeniden diriliş, işte budur.
Yorumlar
Yorum Gönder