KAPİTALİZM-SOSYALİZM
Kapitalizm-Sosyalizm Tartışmasının Ötesinde İnsanı Esas Alan Bir Sentez
Giriş : Yanlış Sorudan Doğru Cevap Çıkmaz
Modern dünya uzun süredir aynı eksende dönüp duruyor : Kapitalizm mi, sosyalizm mi?!. Biri, üretimi ve birikimi kutsadı; diğeri, eşitliği ve merkezî düzeni. Tartışma hararetli oldu; devrimler yapıldı, sistemler kuruldu, toplumlar dönüştürüldü. Fakat sonuç değişmedi : İnsan yoruldu, köreldi ya da yabancılaştı.
Çünkü mesele yanlış yerden ele alındı. Sorun yalnızca ekonomi modeli değil; insanın nasıl tasavvur edildiğiydi. İnsan makine gibi görüldü. Biri, onu yarışa sokarak aşırı yükledi; diğeri, eşitleyerek iradesini anlamsızlaştırdı. Ortaya çıkan kriz, sistem krizi kadar insan psikolojisi kriziydi.
Bu yazı, kapitalizmi tez, sosyalizmi anti-tez olarak okuyup; ikisini de aşan, insanı merkeze alan bir sentez teklifidir.
I. Tez : Kapitalizm : Yarışa Zorlanan İnsan
Kapitalizm, insanı rasyonel, çıkarını maksimize eden bir varlık olarak kabul etti. Teorik olarak bu, üretimi artıracaktı; pratikte gerçekten de artırdı. Teknoloji gelişti, pazarlar büyüdü, imkânlar çoğaldı.
Ancak bu modelin gizli varsayımı şuydu : İnsan sınırsız arzuya dayanabilir (mi?!).
Sonuçta :
- İnsan sürekli kıyaslandı.
- Değer, ahlâkla değil kazançla ölçüldü.
- Dinlenmek suç, yetinmek tembellik sayıldı.
Kapitalizm insanı makineleştirdi; ama çalışan bir makine değil, tükenen bir makine üretti. Psikolojik sonuçları açıktı: kaygı, tükenmişlik, anlam kaybı.
Kutsalı da buradan türetti : Para ve büyüme. Eleştirilemeyen, sınırlandırılamayan, uğruna insanın harcandığı yeni bir put, para oldu.
II. Anti-Tez : Sosyalizm : Eşitlenen İnsan
Sosyalizm, kapitalizmin bu yıkıcı sonuçlarına itiraz olarak doğdu. Teşhisi kısmen doğruydu: sömürü vardı, adâletsizlik vardı. Çözüm olarak da eşitliği ve ortaklığı önerdi.
Fakat bu kez başka bir varsayım devreye girdi : İnsan, karşılıktan bağımsız çalışabilir (mi?!).
Bu varsayım da insan psikolojisiyle örtüşmedi.
Ortaya çıkan tablo şuydu :
- Çaba ile karşılık arasındaki bağ zayıfladı.
- İnisiyatif ve sorumluluk azaldı.
- Herkes eşitse, ben niye fazladan çalışayım?!, sorusu yaygınlaştı.
Sonuç : Hareket azaldı, üretkenlik düştü, toplum durgunlaştı.
Sosyalizmin kutsalı da bu kez devlet ve merkezî irade oldu. Yanılmaz kabul edilen yapı, bireyin vicdanını devre dışı bıraktı. İnsan bu kez yarıştan değil, anlamsızlıktan yoruldu.
III. Ortak Hata : İnsanı Makine Sanmak
Kapitalizm de sosyalizm de insanda aynı noktayı ıskaladı : İnsan sadece teşvikle ya da zorlamayla çalışan bir mekanizma/makina değildir.
İnsan:
- Anlam arar.
- Görülmek ister.
- Adâlet duygusuna sahiptir.
- Kutsalsız yaşayamaz.
Modern ideolojiler kutsalı reddettiklerini söylerken aslında yeni kutsallar ürettiler. Para kutsallaştı, devlet kutsallaştı. İnsanın kendi ürettikleri, insanın üzerine çıkarıldı.
Bu düzenler, insanı Allah’a değil; insana ve insan ürünü olan şeylere kul etti.
IV. Sentez : İnsanı Özne Yapan Çerçeve
Gerçek sentez, kapitalizm ile sosyalizmin ortası değildir. Bu, mekanik bir uzlaşma değil; temel varsayım değişikliğidir.
1. Mülkiyet, hak değil, emanettir
- Mülkiyet vardır ama mutlak değildir.
- Sahiplik değil, sorumluluk esastır.
Bu bakış :
- Açgözlülüğü sınırlar.
- Tembelliği de meşrulaştırmaz.
2. Çalışma, yarış değil, ibadet bilincidir
- Çalışmanın karşılığı vardır.
- Ama karşılık, sadece para değildir.
Emeğin görülmesi, şâhitlik ve vicdanî tatmin insanı diri tutar.
3. Adâlet, eşitlik değil, dengedir
- Herkese aynı değildir.
- Herkese hakkı kadar nasip vardır.
Bu, insanın adâlet duygusunu onarır.
V. Kutsalın Doğru Yeri : Sübhânellah
Bu sentezin merkezinde kutsal vardır; ama yanlış yerde değil.
Kutsal, “Sübhânellah” diyerek korunur.
Yani :
- Allah, insanın kirlettiği alanlardan tenzih edilir.
- Para ilâh olmaz.
- Devlet ilâh olmaz.
- Toplum ya da ideoloji ilâh olmaz.
Kayyûm olan yalnız Allah’tır. Geri kalan her şey fânîdir, araçtır, emanettir.
Bu bilinç psikolojik olarak şunu doğurur :
- İnsan ne kendini tanrılaştırır.
- Ne de kendini hiçleştirir.
İnsanın içinde bir sınır/denetim oluşur. Bu, dış denetimden daha güçlüdür.
Sonuç : Özgürleştiren Kulluk
Kapitalizm insanı koşturdu ama yordu. Sosyalizm insanı dinlendirdi ama köreltti.
Bu sentez, insanı Allah’a kul ederek özgürleştirmeyi teklif eder :
Çünkü insan, mutlak olana kul olduğunda :
- Beşerî güçlerin önünde eğilmez.
- Ürettiği şeylerin kölesi olmaz.
- Kendi eliyle kurduğu putlara tapmaz.
Bu, ne sadece ekonomik bir modeldir, ne de politik bir reçete.
Bu, insanı insan yapan sahici bir çerçevedir.
Yorumlar
Yorum Gönder