İÇİN

İÇİN

Epistemik, Felsefî, Sosyal ve Teolojik Bir Anlama Çabası

1. Dil ve Anlam

İçin, küçük bir kelime ama anlam yükü ağırdır. Türkçedeki için, İngilizcede for, Arapçada li ile akrabadır.

Yönelim bildirir : Bir fiilin ney(e) doğru, kimin adına, hangi maksatla yapıldığını gösterir.

Sebep ve sonuç ilişkisi kurar : Sular kesildiği için yüzümü yıkayamadım, örneğinde hem sebep hem sonuç ortadadır. Bu kullanım, niçine (= ne içine) benzer.

Değer ölçüsü sağlar : Bunun benim için önemi yok, dediğimizde, “için” bir kıymet terazisi olur.

Niyet ve referans bağını gösterir : Namaz Allah için kılınır, örneğinde fiil, hakikaten muhatabına yönelir.

Kısacası dilde “için”, sadece sebep veya amaç değil; niyetin, değer ölçüsünün ve yönelimin de taşıyıcısıdır.

2. Sosyal ve Psikolojik Boyut

İnsan, çoğu zaman yaptığı fiilleri başkalarının gözüne hoş görünmek için yapar: Aile, toplum, millet veya çoğunluğun/toplumun etkisiyle. Çoğumuz anamız-babamız yaptığı için yapıyor, inandığı için inanıyoruz. Demokraside çoğunluk tercih ettiği için başkan seçiliyor.

Bu durumda, yapanın niyeti, gerçekten O’nun için mi, yoksa sadece toplumun gözüne girmek için mi?!. Çoğunluk yanılıyorsa, toplumun peşinden gitmek doğru olmayabilir mi?!. Yapılan iş alıcıya fayda sağlamasa bile, yapana tatmin, imaj veya güç hissi verebilir mi?!.

Bir fiilin görünümü doğru, ama niyeti sahih değilse, buna klasik literatürde riya denir.

3. Felsefi Düzey

Ölçü, çoğunluk veya atalar değildir. Tüm varlık ve tarih sınırlı ve yanılabilir; mutlak ölçü nedir?!. Bir fiilin değeri, görünüşten değil, hakikatteki yöne ve kaynağa bağlıdır. Bu, hem toplumsal normlara körü körüne uymamanın hem de niyetin hakikî ölçüsünü korumanın temelidir.

4. Dînî ve Teolojik Boyut

İçin, fiilin niyetini ve hakikatini belirler; ama burada riyanın kontrolü şarttır.

Allah için : Namaz Allah için kılınır’da yönelim  sadece Allah’a dönüktür.

Allah rızası için : Orucu Allah için tutmak, nefsin veya başkalarının onayını değil, Allah’a yönelimi esas alır. Namaz, oruç ve sadaka Allah rızası içindir; bu, niyetin saflığını ve fiilin ahlâkî değerini korur. Riyayı tedavi eder. Psikolojik tatmin arayışını dengeler.

Kur’anî örnek : “Ben insanları ve cinleri Bana kulluk etmeleri için yarattım.” (Zâriyât 56.) Yaratılışın maksadı, fiillerin ve niyetin mutlak ölçüsünü gösterir. “İçin” burada sadece yön değil, varoluşun anlam ölçüsüdür.

Riya tehlikesi : Riya dizginlenemezse, kontrolsüz bir patlayış yaşanır ve bunun sonuçları da şunlar olur : 

Psikolojik Boyut : Megalomani

Burada kişi kendi önemini abartır, yaptığı fiilin merkezinde kendini görür. Ego büyür; kişi, kendini “herkesten üstün”, “her şeyi hak eden” bir konumda görmeye başlar.

Sosyal Boyut : Kahraman Rolü

Kişi, kendini toplumun gözünde büyük, fedakâr veya “kurtarıcı” biri olarak görmeye başlar ve başkaları üzerindeki etki ve takdir, riyanın besin kaynağı olur.

Metafizik Boyut : (Sahte) İlâhlık

İnsan, kendi yaptığını kendi yarattı gibi görme eğilimi yaşar. Fiilin ve değer ölçüsünün gerçek sahibi olan Allah yerine kendi iradesini ve egosunu merkeze koyar.

Kontrolsüz riya, hem kişinin kendini hem de çevresini aldatır; riyâ, fiilin hakikatini yok eder. Niyetin sadece Allah’a yönelmesi ve Allah rızasına odaklanmasıyla riya tedavi edilir.

5. Günlük Hayattan Örnekler

İş ve meslek : İşi, sadece para veya terfi için yapmak, riyaya yol açabilir; işi, toplum veya Allah için yapmak, kişiye anlam ve hakikat kazandırır.

Eğitim ve öğrenim : Sadece diploma veya övgü için öğrenmek, geçici değerdedir; bilgiyi, farkındalık ve hizmet için öğrenmek, kalıcı ve değerlidir.

Sosyal ilişkiler : Yardım veya iyilik yaparken takdir aramak, riyaya yol açar; gerçek ihtiyaç ve iyi niyetle yardım için çalışmak ise, kişiye hakikî değer kazandırır.

Konuşma ve iletişim : Sözleri, başkalarının hoşuna gitsin diye söylemek, riyadır; doğru, faydalı söylemek ise, söze değer katar.

6. İçin Paradoksu ve Deneyim

Birçok ibâdet ve fiil örneğinde paradoks şudur : Allah için yapılan iş, aynı zamanda bize geri döner.

Örneğin namazı Allah için kılıyoruz ama aynı namaz, bizi disipline ediyor, nefsimizi denetliyor, bizi yanlış yapmaktan koruyor. Bu durum, bir yan etki ve paradoks gibi görünse de, niyetin merkezinde Allah duruyor ve yapılan iş hakikate uygun oluyor.

Niyet, Allah için, Allah merkezin kendisi ve fiilin hakikî yönü.

Fayda, benim için, fiilin doğal sonucunda ve yan etkisinde ben varım.

Buradaki ikilik, kulun varlığını yok etmez; aksine kulu, faydanın pasif alıcısı değil, niyetin aktif fâili yapar. Ama, yan etkiyi (= kişisel faydayı) ana amaç haline getirirsem riyaya kayarım. Yan etki sadece bir doğal sonuç olarak kalırsa, niyet bozulmaz ve fiil hakikî ve düzenli olur. Bu paradoks, “için”i anlamak ve deneyimlemek için kritiktir. Merkez O, etki ben. Çünkü O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yok.

7. Kısa Uygulama Rehberi

Niyet murakabesi : Günlük eylemlerimizin yönünü ve amacını gözden geçirelim. Bunu kimin için yapıyorum, diyelim.

Öz-eleştiri : Riya eğilimi hissettiğimizde bunu fark edelim ve niyetimizi O’na çevirelim.

Amaca odaklanma : Sosyal takdir veya kişisel tatmin yerine, fiilin hedefini ve Allah rızasını ön planda tutalım.

Düzen ve tutarlılık : Küçük günlük fiillerden büyük kararlara kadar niyeti sabit tutmaya çalışalım; bu, hem ruhsal hem sosyal düzeni sağlar.

İradeyi diri tutmak : “İçin” vurgusu insanı pasifleştirmez; aksine, kişiyi her ân şahitlik eden, seçen ve yönelen aktif bir irade sahibi yapar. Kul aradan çekilmez, bilakis niyetinin başında bir nöbetçi gibi durur.

Paradoks farkındalığı : Her Allah için yapılan iş, bana geri dönse bile, niyetimi bozmayalıyım; yan etkiyi bir amaç değil, araç veya sonuç olarak görmeliyim.

8. Sonuç ve Özet

İÇİN küçük bir kelime, ama işlevi büyüktür.

Dilde : Sebep, sonuç, amaç, değer ölçüsüdür.

Sosyal hayatta : Niyet, uyum, güç ve imaj göstergesidir.

Felsefede : Hakikatin ölçüsü, mutlak referanstır.

Dinde : Fiilin gerçek muhatabı ve niyetin yönüdür.

İçsel deneyimde : Niyet, Merkezi korur. Yan etki doğal sonuç olarak algılanır; paradoks anlaşılır ve aşılır.

Ölçü, O’dur; niyet O’na dönük olursa, hayat düzen kazanır; aksi halde iş, görüntüden ve riyadan ibaret kalır; ve kişi megoloman, kahraman veya (sahte) ilâh hâline gelir.

O ne derse o, her iş O’na dönük ve O’nun için olmalı ki düzen sağlansın.

Bugün en çok neyi, kimin için yaptınız?!. Yan etkiyi mi amaçladınız, yoksa merkeze Hakk’ı, hakikati mi koydunuz?!.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP