ZORBA GÜÇLER

Zorba Güçler ve Paranın Değeri

Para, nominal değerdir; onun değeri, değişimden gelir, kendinde bir değeri yoktur.

Paranın bir mâhiyeti var mı?!.

Mâhiyet, algıdan ve kabulden önce o şeyin kendinde, bağımsız bir değerini sorgular.

Bu anlamda paranın bir mâhiyeti yok. Onun nominal değeri, it’ibar, değişim değeri gibi konularla ilgili. Çünkü para “ne olduğu” ile değil, ne işe yaradığı ve nasıl kabul edildiği ile ilgilidir.

Bu yüzden, parayı “anlamak” için mâhiyet yerine :

  • İ’tibâr.
  • İlişki.
  • Değişim.
  • Geçerlilik kavramları merkeze alınmalı.

Bu, klasik metafiziği terk değil; onu yanlış yerde kullanmaktan vazgeçmektir.

Nominalizm, Kavramcılık ve Algının yeri

  • Nominalizmde isim ile hakikat arasındaki bağ gevşer.
  • Conceptüalizmde = Kavramcılıkta anlam zihinde kurulur.
  • Berkeley, varlığı algıya bağlar.

Ama para, değerini algıdan ve zihinden değil, mal ve hizmetlerle olan değişim ilişkisinden alır. Bu yüzden paranın değeri ülkeden ülkeye değişir; alım gücü farklılaşır, kur dalgalanır. Bu, paranın algı ve zihin ürünü olmadığının açık göstergesidir.

Paraya olan i’tibâr sahte mi?!.

Hayır.

Mâhiyeti olmayan bir şeye verilen i'tibar zorunlu olarak sahte değildir.

Para :

  • Ben altınım, demez.
  • Ben kıymetin kendisiyim, iddiasında bulunmaz.

Şunu der :

  • Ben mübadelede = değişim değerinde geçerliyim.

Bu vaat çalıştığı sürece, i’tibâr gerçektir, meşrûdur, amelîdir. Sahte olan, i’tibâr değil, i’tibârın hakikat gibi sunulmasıdır.

Konvertibl dünyada paranın değerini kim belirler?!.

  • Ne tek başına Devlet.
  • Ne tek başına Merkez Bankaları.
  • Ne Piyasa.
  • Ne Algı.
  • Sadece Değişim Değeri.

Bu da üretim ve emek ile belirlenir. Bu değer, Devlet ve Merkez Bankaları ile çerçevelenir; uluslararası piyasada fiyatlanır. Borç ve yükümlülüklerle baskılanır. Algı ile hızlanır ya da yavaşlar.

Ve bu değer, her gün yeniden oluşan fiilî bir ilişkiye dönüşür. = Kırılgan piyasalar.

Piyasa/lar “akıllı” mı?!.

Piyasa oyuncuları bilge değil. Onlar hakikati aramaz; avantajları izlerler/gözlerler.

Bu yüzden, akıllılar (kurnazlar) bu piyasayı balon gibi şişirir, öteki akılları kendi lehlerine tetikler ve etkilerler. Buna da “akıllı piyasa” derler.

Bu, gücü ve (sahte) bilgiyi ahlâk gibi sunan, bir mittir.

Bretton Woods 

Bretton Woods : Parayı altına bağlayarak, nominal olanı hakikate = altına yaslamaya çalıştı; ama ABD bu taahhüdünü sürdüremedi; 1971’de altın penceresi kapattı.

Bu, bir piyasa kararı değil; hegemonik bir tercihti.

Dünya buna razı olmadı, ama mecbur kaldı.

Güç, hak ve hukukun önüne geçti

Artık uluslararası para düzeninde hak ve hukuk değil, güç belirleyicidir. Bu, kesinlikle meşrûiyet ve adâlet değil, sadece geçerliliktir.

Zorunlu rıza

En ince ve en önemli kavram bu.

İnsanlar aldatıldıkları için değil, alternatifsizlik yüzünden bu zorba güç düzenine uyuyor = zorunlu rıza gösteriyorlar.

Bu yüzden, bu rıza ahlâkî değildir.

İlâhî güç ile modern zorba düzen arasındaki sarsıcı fark

Tanrı, delil sunar, da’vet eder ama zorlamaz.

Modern düzen, alternatifleri yok eder, uyum dayatır. Gerekçe olarak da insanları hayatta kalmakla (= açlıkla) korkutur. 

Bu yüzden bu düzen, Tanrısal değil, Firavnî, zorbalığa dayanan bir güç düzenidir. Üstelik, bu zorbalığı açıkça değil, sinsi, kurnaz ve sofistike (hissettirmeden) bir şekilde yapar.

Sonuç

Nominal para sorunu, sadece teknik bir mesele değil; aynı zamanda ahlâkî ve teolojik bir meseledir.

Ve imtihan şurada başlıyor : Bu düzenin içinde yaşarken onu mutlaklaştırmamak, mecbur kalırken onu meşru sanmamak ve doğru yerde durmak.

Doğru yer neresi?!.

Parayı “el kiri” olarak görmek. Her para tutuşumuzda ellerimizi yıkamak. Para için değerlere kıymamak ve “üç kuruş” için, paraya hükmeden kapitalistlerin önünde bin bir takla atmamak.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP