BUGÜNÜN "LÂ"SI
Çakışma Kaderdir, Ayrım Kazançtır : Çağdaş “Lâ”nın Anatomisi
1. Giriş : Meselenin Zemini
Ekonomimiz (= midemiz) hangi sermaye ile besleniyorsa, duygularımız ve aklımız - dolayısıyla kültürümüz - de büyük ölçüde o sermaye ile beslenir. Bugün küresel sermaye yalnızca üretim ve tüketimi değil; zamanı, dili, dikkati ve arzuyu da düzenlemektedir. Bu durumu hesaba katmadan söylenen her red ve kabul, kaçınılmaz olarak âfâkî ve sözde kalır.
Bu çağın “lâ ve illâ”sı, tam da bu zeminde yeniden düşünülmek zorundadır.
2. Klasik “lâ” ve Bugünkü Tıkanma
Klasik “lâ”; açık bir reddiye, görünür bir kopuş ve net bir sınırdı. Bu mümkün olabiliyordu; çünkü mekân, zaman ve rızık, büyük ölçüde ayrıştırılabilirdi. Bugün, mekân ortaktır, zaman senkronizedir, rızık zincirlenmiştir.
Bu şartlar altında mutlak kopuş iddiası çoğu zaman söylemsel kalmakta, hayatta karşılık bulamamaktadır.
3. Çakışma Neden Kaderdir?!.
Aynı pazardan besleniyor, aynı ekranlara bakıyor, aynı saatle yaşıyoruz. Bu çakışma bir ahlâkî zaaf değil; yapısal bir mecburiyettir. Dolayısıyla çağdaş “lâ”, çakışmayı inkâr ederek değil, onu kader olarak tanımayarak başlar.
4. Ayrım Nerede ve Nasıl Mümkün Olur?!.
Ayrım, araçta değil, görünürde değil, sloganda hiç değil; niyette, ritimle kurulan mesafede ve aynı fiilin başka bir merkeze bağlanmasında ortaya çıkar.
Herkes hızlanırken yavaşlayabilmek, herkes teşhir ederken örtülü kalabilmek, herkes konuşurken susabilmek, herkes susarken konuşabilmek…
Bunlar küçük, görünmez ama biriken farklardır. Bu çağda kâr hanesine yazılan da işte bu ayrım ânlarıdır.
5. Şuur Olmadan Ayrım Olmaz
Çakışma kader olabilir; fakat ayrım kendiliğinden ortaya çıkmaz. Ayrım, ancak şuurunu diri tutabilen insanlar tarafından üretilebilir.
Buradaki şuur, salt bilgi, refleks ya da tepki değil; alternatifini kaybetmemiş bir idrak hâlidir.
Çağdaş düzen, yalnızca davranışları değil; arzuları ve hatta “başka türlü olma ihtimalini” de törpüler. Alternatifsiz bırakılan insan, ayrım ânı üretemez; yalnızca çakışmanın daha uyumlu bir parçası hâline gelir.
Bu yüzden çağdaş “lâ”, ritüellerin ve benzerliklerin değil; diri şuurun ürünüdür.
Bugün farkların azlığından değil, farkı fark edebilen bakışın kaybından mustaribiz.
Ayrım ânları bir erdem değil, şuurun hâlâ hayatta olduğunun işaretidir.
6. Sessiz “lâ” ve Gerçek Kazanç
Çağdaş “lâ” sessizdir; çünkü yüksek ses hızla pazarlanır, sembolleştirilir ve etkisizleştirilir. Sessiz “lâ” ise ölçülemez, sergilenemez ve algoritmaya sığmaz.
Bu çağda kazanç, tamamen ayrışmakta ve çoğunluğa benzememekte değil; çakışmanın içinde farkı muhafaza edebilmekte yatar.
7. Sonuç
Bu çağda “lâ”, hayattan çekilme değil; hayatın içinde ayrım ânlarını çoğaltabilme cesaretidir.
Çakışma kaderdir; ayrım ise kârdır.
Yorumlar
Yorum Gönder