SÜRPRİZ

Sürpriz : Beklenmedik olarak başa gelen olumlu veya olumsuz olay ya da durum. Arapçada sürpriz müfâcee/مفاجأه. Fecee/فجأ : Bir olayın ansızın, birdenbire başa gelmesi. İnficâr/انفجار : Patlama, infilak.

Bedâ (= بداء) kavramı da beklenmedik bir durumu ifâde eder. Özellikle takıyyeci şiîler bu kavramı çok sahiplenir ve ona yapışırlar. 

Nedir bedâ?!.

Allah’ın, ilim, irade ve tekvin/yaratma sıfatlarında değişmeler meydana gelebileceğini ifade eden kelâm terimi. (Bknz. TDV. İslâm Ansk. Bedâ maddesi.) Kelime, Kitâb’ta 30 kez geçer. Zümer, 47-48’deki bedee'ler/bedeâ’lar, görünme, ortaya çıkma anlamında. 47. âyette, o zalimlerin (bu dünyada) hiç hesaba katmadıkları şeyler, kötülükler (48. âyet) âhirette karşılarına çıkacak.

Hiç hesaba katmadığımız (sürpriz) şeyler, bu dünyada da karşımıza çıkmıyor mu?!.

İmam Câfer, kendisinden sonra, (7. İmam olarak) oğlu İsmail’in imam olacağını söylemiş, ama oğul İsmail, İmam Câfer sağken ölmüş; bu olayı İmam Câfer, bedâ ile açıklamış. Yâni, ben yanıldım dememiş (= diyememiş?!), (hâşâ) Allah, “fikir değiştirdi”! demek istemiştir. 

Bilgilerimizin (%100!) kesin olduğunu düşünsek bile, yine de bu bilgilere belli oranda bir ihtiyat payı hamletmeli, ve onları beklenmedik sürprizlere açık kılmalıyız.

%100 kesin/mutlak ve değişmez bilgi, Allah’a mahsustur; O’nun Kelimeleri değişmez. = “lâ tebdîle likelimâtillah.” (6/34. 10/64. 18/27.) “lâ tebdîle lihalqillah.” (30/30.)

Bizler, ne kadar büyük âlim (= allâme-i cihân) olursak olalım, yine de “eksik ve âciz” varlıklarız; kendimizi/nefsimizi müstağnî göremeyiz, görmemeliyiz; görürsek, nefsimizi ilâh durumuna getirmiş oluruz. = “ilâhehû hevâ.” (25/43.)

Kadere = İlâhî takdîre de buradan, böyle bakabiliriz.

“Mevlâ görelim neyler; neylerse, güzel eyler. Ârif O’nu seyreyler.” Erzurumlu İbrâhim Hakkı.

Mutlak teslimiyet ve itâat (= kulluk), sadece Allah’adır; Peygamberler bile yanılabilir!. “Biz Âdem’i azimli bulmadık.” (20/115.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP