İHLÂS = (اخلاص)
İhlâs : Bir işi (eylemi/ameli) hulûsu kalp ile sırf Allah (rızası) için yapma, o işe riyâ/gösteriş ve maddî bir çıkar/hesap katmama. Böylelerine muhlîs denir. Halâs/خلاص (= kurtuluş) da aynı köktür.
“Kâfirler hoşlanmasa da dini yalnızca Allah’a has/özgü kılarak duâ/ibâdet/kulluk edin.” (40/14.)
فَادْعُوا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
“İnsanlar, bütün içtenlikleriyle (= muhlisîne) yalnızca Allah’a ibâdet etmek, O’na iman ederek bâtıl olan her şeyden uzak durmak (= hanîf olmak), salâtı (namazı) ikâme etmek ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardı; çünkü bu, kayyîm dindir.” (= doğruluğu kesin ve açık olan ahlâkî değerler sistemidir.) (98/4.)
İhlâs, içine şirk, riyâ, dünyevî hesap, vb. hiçbir şeyin katılmadığı/katışmadığı saf (= tertemiz) bir dindarlıktır. Böyle kişilere şeytanlar (= kötüler/kötü kişiler) zarar veremez.
“İblis (Rabbi olan Allah’a) dedi ki : ‘beni (Âdem’in/Âdemoğlunun yüzünden) yolun dışına attığın için, ben de yeryüzünde onlara (Âdemoğluna) kötülükleri süsleyip bezeyeceğim ve onların hepsini ayartıp yoldan çıkaracağım. Yalnızca Senin gerçek/ihlâslı kulların (= muhlasîn) bunun dışında (kalacak)!.” (15/39-40.)
Kişisel hesap/çıkar gözeterek dindarlık yapanlar (= dinden kazananlar, dini çıkarları için kullananlar) bu istisnâdan yararlanamayabilir!.
Bir iyilik yaptığında övünenler (= böbürlenenler) de bu gruba girebilir!.
İhlâs, kalbi/kalpteki niyeti Rabbin bildiğini bilerek iş yapmaktır. (= “Âlim-ül gaybi ve’ş şehâdeh... Âlîm’un bi-zât-is sudûr.”)
...
Bir de muhlas var. Onun muhlisten farkı, muhlisin ihlâsının (= kendinin) bile farkına varmaması, her işi yaparken sadece/sırf Allah için yapması, Allah’ı hatırlaması/anması = zikir. İbrâhim, İshâk, Yakub, Yusuf, Mûsâ (aleyhimüsselâms) Efendilerimiz böyleydi. (Bknz. 12/24. 19/51. 38/45-46.)
Efendimiz : “Allah, ancak samimiyetle/ihlâsla sadece Kendisi için ve rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.” (Nesâî. Cihâd, 24.) “Allah sizin sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” (= değer verir.) (Müslim. Birr, 34.) buyurur.
Kalbimizi yoklayalım; neyi, ne için (niçin) ve ne olmak için yapıyoruz?!.
Yorumlar
Yorum Gönder