ŞÂN = شان
SübhâneKe duâsında geçen ‘ve Celle SenâüK’teki senâ’ya, şân; Celle’ye de yüce olarak = ‘Senin Şân’ın yücedir.’ anlamı verilir ve bu ibâre/ifâde, sadece cenaze namazında okunur.
(Şân : Ün, övgü, nam, itibar, nitelik/vasıf, karakter. Celle : Azamet, ululuk, yücelik, büyüklük, celâl/iyet.)
Cenaze, ölü; Allah, Ulu.
“Küllü nefsin zéikat-ül mevt; sümme ileyNâ türceûn. = Her nefs (= herkes) ölümü tadacaktır; sonra Bize döneceksiniz.” (29/57.)
Ölümlü olanlar için (büyük) senâ (= övgü) olmaz. Büyük = Azîm Senâ, ölümsüz Olan içindir. Ölümlü olan için azamet, ululuk, büyüklük olmaz; Azamet, ululuk, yücelik, büyüklük, celâl/iyet, ölümsüz Olan içindir.
Cenazeyi yaratan da yaşatan da öldüren de Kendisine döndüren de O’dur. Bu sebeple, ölümlü olanlar ilâh olamaz ve onlara “kulluk” edilemez.
“Lâ ilâhe illâ-l Allah.” Cenaze, bize bunu öğretir.
Kalbi diri olanlar (= yaşayanlar) için “ölüm, en büyük ve en güzel nasihattir, derstir.” “Kişiye va’z olarak ölüm yeter.” Hadis-i Şerif.
Hamd de senâdır. Senâ, Zât’a = Hüviyet’e değil, Niteliklere = Sıfatlara; Hamd, Zât’a/Hüviyet’edir. Zât/Hüviyet, Nitelikleri/Sıfatları da = Hamd, Senâ’yı da kapsar. Ölümsüzlük (= El-Hayy-ul Qayyûm’luk), Allah’ın bir Niteliği/Sıfatı iken, ölümlülük, bizim niteliğimiz/sıfatımızdır.
Yorumlar
Yorum Gönder