SELÂM

Kelimenin kökü SLM (سلم); bu kökten, İslâm, Müslüman, Teslim, Silm/Barış, Selîm, Sâlim,  Sellem/Süllem/Merdiven kelimeleri türer.

Selâm, bizim karşıya, ötekine verdiğimiz bir “iyi niyet” sözü, kelimesidir.

Selâm, verilir ve alınır. Verilmeyen şey alınmaz. Verme, önceliklidir. “Selâm vermek, sünnet; almak, farz.” dense de, veren, alandan daha çok ecr kazanır; verme olmadan, alma olmaz.

Dünyanın en güzel, aynı zamanda en zor işidir verme. Güzeldir, çünkü; güzel verilirse, verme, vereni de güzelleştirir. Zordur, çünkü; vermek de verirken güzel vermek de zordur.

Bizi vermeye, selâm verme ile alıştıran; verecek bişey (= mal, ilgi, bilgi, sevgi, vb.) bulamuyorsanız, birbirinize selâm verin!, diyen Rabbimize Hamd olsun.

Her verme güzel olmalıdır; buna karz-ı hasen = güzel borç (= قَرْضًا حَسَنًا) deniyor. (Bknz. 64/17.)

(Selâm) Verme, en az iki kişi ile olur : (selâmı) veren ve alan. Ben ve sen; ben ve siz; iki muhatap. Selâm veren, selâm verdiği kişiye, “emînliğini, güvenli biri olduğunu, muhatabının iyiliğini düşündüğünü” bildirir. Selâmı alan/lar da “ve aleyküm selâm” diyerek, “aynı dilekleri” veren/ler/le paylaşırlar ve kişiler arasında (= özneler arasında) güven (= itimat, emn/iyet) tesis edilir; silm (= barış), selâmet (= islâmiyet) yaygınlaşır.

Hemen mi, sadece sözle mi?!.

Hayır, zamanla. Bu zaman zarfında, selâmı verenle alan arasında samimî bir ilişki kurulur; birbirlerine sorarlar : sendeki bu güven (verme isteği) nereden; niye benim selâmetimi, iyiliğimi istiyorsun, bana neden selâm (vb. şeyler) veriyorsun?!...

Verilen şeyler, daha sonra başa kakınç olursa; -- sözgelimi ben senin iyiliğin için şunları şunları yaptım; sense, beni adam yerine bile koymadın, denirse --, o şeyler (= selâm, mal, ilgi, bilgi, sevgi, vb.) Allah için = karşılığı Allah’tan beklenerek = güzel bir şekilde verilmemiş; verilen kişiden menfaat beklenilmiş demektir.

Karz-ı Hesen : 1. Faizsiz borç verme. 2. Karşılıksız borç = hîbe etme. Bu, herkesin = her yiğidin harcı değil; ama bizi karz-ı hesen’e götürecek, yiğit edecek olan da budur, selâmdır.

“Aranızda selâmı yayın/yaygınlaştırın, yemek yedirin, herkes uykuda iken namaz kılın ki selâmetle cennete giresiniz.” Hadis-i Şerif. 

İnsanlara güler yüzle (= güzel) selâm vermek, sadakadır. 

Selâm verin, vermeye alışın ki, verecek şeyleriniz artsın.

Verince, verdiği şeylerin (= ilgi, sevgi, bilgi vb. şeylerin) eksileceğini düşünenler, hep alanlar, sürekli mal (ilgi, sevgi, bilgi vb. şeyleri) biriktirenlerdir; onlar, imanlarını = varlık nedenlerini bir kez daha (bir çook kez) gözden geçirsinler. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP