HIFZ
Hâfız, muhafız, muhafaza, mahfuz. Hıfz : Hem muhafaza etme = koruma, kaydetme; hem de ezberleme = hıfzetme.
“Zikri (= Kur’ân’ı/Kitâb’ı) Biz indirdik ve kesinlikle Onun koruyucusu da Biziz.”
اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
(15/Hicr, 9.)
HFZ (= حفظ), kelimesi, türevleri ile birlikte Kitâb’ta 44 yerde geçer. ‘Hafaza Melekleri’ de ismini bu kökten alır.
“Zikir (= Kur’ân/Kitâb), kıyamete kadar korunacaktır, Onu kimse, lafzen ve ma’nen (= ma’na olarak) tahrif edemeyecektir. O, tahrif edilmiş yorumları düzeltme kudretindedir. Yeter ki Ona “temiz olanlar” dokunsun. = Onu “temiz olanlar” okusun. “lâ yemessuHû ille-l mutahherrûn.” (56/79.)
Bir başka Kitâb, Onun gibi korunmamıştır, korunamaz.
...
Bu notu, bir arkadaşıma gönderdiğimde, bana “emin misin?!” dedi. Sonradan kastının Risâle-i Nurlar olduğunu anladım. Risâle-i Nur okuyucuları da Risâle-i Nurların tek harfini bile değiştirmiyorlar. Sanki Risâle-i Nurlara “Kitâb”! muamelesi yapıyorlar, diyor.
Yapsınlar. Onlarda = Risâle-i Nurlarda “koruma garantisi” yok.
Eğer, cidden “Kitâb”! muamelesi yaparlarsa, bizim hafızların Kitâb’ı/Kur’ân’ı anlamadan ezberledikleri = hıfzettikleri gibi onlar da yakında Risâle-i Nurları “Kitâb gibi”! ezberlerler, hıfzederler; ezberleyenler de varmış!.
Anlamadan ezberlenen Kitâblar, sizce korunmuş oluyor mu?!. Koruma, lafzı olduğu kadar, ma’nayı da gelecek nesillere aktarma/taşıma ile olmuyor mu?!.
Hâfızların, bir ân önce Arapça öğrenmesi = Kur’ân’ı anlaması ve insanlara anlatması şart.
‘Hâfızlık kurumu’ (= eğitimi) yeniden gözden geçirilmeli.
Yorumlar
Yorum Gönder