İ'TİRAF

İ'tiraf : Suçlunun, işlediği suçtan pişman olarak, suçunu söylemesi, kendisine verilecek cezaya razı olması.

Vicdanlı adam, suçunu i’tiraf eder; işlediği suçtan pişmanlık duyar. Vicdansız adam, “bir çıkar yol varsa”!, suçunu bir garibanın üzerine yıkar ve suç üstüne suç işler.

Pekiî, ötedeki i’tiraflarımız?!. Orada da işlediğimiz suçları, bir garibanın üzerine yıkabilir miyiz?!.

...

İ’tirafın kökü, ARF (= عرف). Ârif, a’raf, ma’ruf, ta’rif, taarruf (= tanışma), örf (= urf) ve arraf da aynı kök.

...

İkinci ve üçüncü paragrafı biraz açmalıyım. Burada işlediğimiz suçları, burada = sağken, tek tek i’tiraf (= tövbe) etmezsek = o suçlardan pişman olmazsak = “pişmanlık (= tövbe) yasasından” yararlanmazsak; üstüne üstlük, o suçları başkalarının (bir garibanın veya şeytanın!) üzerine yıkarsak, ötede, en ufak bir çıkışımız = kurtuluşumuz olmayacak!. Orada, kaçacak yerimiz yok, bütün suçlarımızı i’tiraf etmek “ZORUNDA”! kalacağız.

...

İçinde i’tiraf geçen iki âyetle sözü sonlandırıyorum. 

“Dediler ki: Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık suçlarımızı i’tiraf ettik. Şimdi bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mı?!.” (40/11.)

“Böylece suçlarını i’tiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun cehennemlikler.” (67/11.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP