FESAT
Fesat : Bozgunculuk. Bozuculuk. Fitne. Kargaşa. Anarşi.
Ortada iyi-kötü işleyen bir düzen veya sistem (= din) varsa, o düzeni, sistemi (= dini) bozmak için fesatçılık = bozgunculuk yapılır.
Ya düzenin kendisi bozuksa?!.
Veya bu düzen, uzun vadede (toplumda ve) tabiatta işleyen, işlemekte olan düzeni bozuyor = ifsâd ediyorsa?!.
Bozuk düzen, bozar; ama bizler, bu bozulmayı hemen fark edemeyebiliriz. Düzenin sahipleri de “bizler bozucu/bozguncu değil, ıslah edici = düzelticileriz.” (2/11) diyebilirler.
Sizce, “yeni dünya düzeni”, bozucu mu, ıslah edici (= düzeltici) mi?!.
“İnsanların kendi elleri (= akılları) ile yapıp-ettikleri (= ürettikleri) yüzünden karada ve denizde bozulma (= fesat) meydana (ortaya) çıktı. Allah, onlara bu bozulmaların bir kısmını (n acısını) tattıracak, umulur ki dönerler.” (veya yaptıklarının kötü olduğunu anlarlar.) (30/41)
Ne, neyi bozdu?!.
Aşırı sanayileşme (= makineleşme = teknoloji), toprağı, havayı, suyu (= doğayı) bozdu. Doğa, yaşam alanı (= ev) olmaktan çıktı; sermayeye = hammaddeye dönüştü.
İnsan da bozuldu. İnsan, kendi elleriyle ürettiği teknolojiye teslim oldu; insanı artık teknoloji yönetiyor.
Bozulan bu toprak, hava ve su, insanı “yok” (= hasta) ediyor, öldürüyor.
Konvansiyonel silahlar, insanların tek tek ölümüne sebep oluyordu; biyolojik ve kimyasal (= nükleer) silahlar toplu ölümlere sebep oluyor.
Bütün bunlar, insanların kendi yapıp-etmeleri değil midir?!. Ama insan hâlâ : ‘ben bozguncu (= fesat çıkaran) değil, ıslah ediciyim (= düzen sağlayıcıyım)’ demeye devam ediyor.
Firavun da Mûsâ (a.s.)’ı bozgunculukla (= düzeni bozmakla) suçlamıştı. (Bknz. 40/26)
Herkes, kendi dininin/düzeninin en iyi din/düzen olduğuna inanır; öbür/öteki dinleri (= din mensuplarını) bozgunculukla (= fesatçılıkla, ayrılıkçılıkla, ‘teröristlikle’!) suçlar.
...
Din değiştirmek, ev değiştirmek gibi değildir, yaşam biçimini değiştirmektir.
Her birimiz, kendi kendimize şu soruyu sormalıyız. Kimin dini üzere yaşıyoruz?!.
...
“Onların eline bir imkân (= güç, hâkimiyet) geçince, yeryüzündeki ekini ve nesli bozmak (= fesat çıkarmak) için uğraşırlar. Allah, bozguncuları (= fırsatçıları) sevmez.” (2/205)
“Allah’ın sana verdikleri ile âhiret yurdunu elde etmeye çalış; dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilikte bulunduğu gibi, sen de insanlara iyilikte bulun. Ve yeryüzünde bozgunculuk yapma. Allah, bozguncuları sevmez.” (28/77)
...
“Ya Rabbî, bozguncu (= fesat çıkaran) kavme karşı bana yardım et!.” (29/30)
Aaahh, keşke!, bana yerine bize/bizlere diyebilsem ama diyemiyorum!.
Neden?!. Çünkü, ortada sorumluluk üstlenen bir “cemaat/imiz” yok.
Yorumlar
Yorum Gönder