OTORİTE
Otoritenin İngilizcesi, authority; author, yazar.
Otorite, kural/yasa koyan (= emir veren) kişi ya da kişiler. Kural, düzen (= din) kurmak ve o düzeni (= dini) sürdürmek için konu/lu/r. Emirler de, yap! ve yapma! şeklinde tezahür eder; bunlar da kişilerin davranışına yansır.
Çağımızda kuralları/yasaları devletler (= parlementolar) koyuyor, yapıyor. Parlementolara (= meclislere) üyeleri (= milletvekillerini) de “halk” (?!) seçiyor.
Parlementoların koyduğu kurallara/yasalara uymayanlar, ya para cezasına çarptırılıyor ya da hapse atılıyor.
Günümüzde devletler öyle rafine ve sofistike (= ince ayar) çalışıyorlar ki, kültür-sanat-edebiyatla ve medya (= tv, internet, film, vb.) ile davranışlarımız yönlendiriliyor = manipüle ediliyor. Ben buna, “davranış teknolojisi veya zihin kontrolü” diyorum. Kullandığımız (= piyasaya sürülen) her âlet, belli bir davranışı da beraberinde getiriyor. Bu âletler, belli bir amaç için kullanılıyor; amaç dışına çıkılınca da kişiler cezalandırılıyor. Neyi, nerede, nasıl ve niçin kullanacağımıza, otoriteler karar veriyor.
....
Kimi ya da kimleri otorite olarak kabul ediyoruz?!.
Ben, Kelime-i Şehâdetteki İlâh’ı, çoğu zaman “otorite”! olarak okur-anlarım. Oradaki İlâh (= Allah) da, kural/yasa (= din) koyar, O’nun da emir ve yasakları vardır. O da emir ve yasaklarına uymayanları cezalandırır; cehennemi bunu için yaratmıştır. O da “Otorite’dir, Author’dur”, emir ve yasaklarını “yazar”!. (= Kitâblar inzâl eder, O Kitâbları Elçilerine yazdırır.); ama diğer otoriteler, authorlar gibi manipüle etmez = kandırmaz; O, El-Mü’min’dir = Güvenilir’dir.
“Lâ ilâhe illâ-l Allah.”
“Elhamdulillah.”
Yorumlar
Yorum Gönder