İSTEME

Eski adı ile talep etme. (Tâlib, talebe, vb.)

Kişi, bi şeyi yapmayı, bi şeyin olmasını kendi de isteyebilir, onu bi başkasından da talep edebilir. Amirler, yapılmasını, olmasını istedikleri şeyleri bizzat kendileri yapmazlar, yaptırırlar. Ben, kendinin amiri olan istemeden söz edeceğim.

Kendinin amiri olmak ne demek?!. Kendi isteklerini kendine yaptırmak; yapamadığı (= gücünün yetmediği) zaman da birilerinden yardım/destek istemek.

Birilerinden yardım/destek istemenin, iki, hatta üç yolu vardır : Üstlerden, astlardan ve eşitlerden. Üstlerden yardım isteme, astın işidir. Astlardan yardım isteme, üstün işidir. Eşitlerden yardım isteme ise, dayanışmadır. 

Bir Müslüman için en üst “Üst”!, -- Dikkat! Bu Üst, astlardan yardım istemeyen bir Üst -- Tanrı olduğu için, bu istemeye duâ deniyor. O “Üst”!, bize : Ben’den başkasından istemeyin. = “ve lâ ted’u meallahi ilâhen âhar” (28/88), diyor. Bu isteme, yalvarma-yakarma, duâdır. 

Üstlerden, astlardan ve eşitlerden isteme, aslâ bu istemeye benzememelidir; onlara, Rabbe yalvardığımız gibi yalvarmamalıyız. Bana kalırsa, tüm istemelerimizi Rabbimize yapmalı, tüm hâlimizi O’na arz etmeliyiz. O verecekse, bir kulu eliyle bize verir; o zaman, o kuluna teşekkür; Rabbimize şükür (= hamd) ederiz. Vermeyecekse, bi bildiği vardır, bizim için daha iyi bir hayır dilemektedir, bizi başka bi şey için hazırlamaktadır, der, bekleriz. Rabbimiz, sadece Kendinden isteyeni boş göndermez, ama biz O’nun gönderdiği/verdiği şeylerin çoğunu fark edemeyiz; onların bir kısmı bize, “ileride”! kullanılmak üzere verilmiştir. 

Kuldan (= ast, üst ve eşitlerden) istemeyi, dilenmeye/yalvarmaya dönderirsek, kulu ilâh mertebesine yükseltmiş ve Rabbimize “isyan”! (ayıp!) etmiş oluruz.

“Rabbiniz : Bana duâ edin (= Benden isteyin) ki size karşılık vereyim (= icâbet edeyim). Bana kulluk etmeye büyüklenenler, horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir, dedi.”

وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَت۪ي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِر۪ينَ۟

(40/Mü’min, 60.)

İnsanoğlu, maddî ve manevî tüm ihtiyaçlarını kendi karşılayamaz; muhakkak birilerinden bi şeyler ister. Ama Rablerinden istemeyi bilmedikleri = beceremedikleri için, O’ndan ümitlerini kesenler; Rablerinden istedikleri gibi, bu sefer de O’nun kullarından istemeye ve onlara yalvarmaya başlarlar. Rabbe kullukta büyüklenmeselerdi, bu kadar alçalmazlar, horlanmazlardı; onlar, cehenneme gireceklerdir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP