VÂDE

Vâde : Mühlet. Süre.

Ben vâdeye iki perspektiften bakıyorum.

I. Ticarî perspektif, ticaretteki vâde.

Ticarette (= alım-satımda), alınan veya satılan mal, peşin veya vadeli alınır-satılır. Hele de yüksek enflasyon ortamında peşin satışla, veresiye (= vadeli) satışın fiyatı bir veya aynı olmaz. Vadeli satış yapanlar, ya hemen paraya ihtiyacı olanlar, ya da az parayla/kazançla yetinmeyenler = çok para/kazanç (= kâr) peşinde koşanlardır. İkinci grup da ikiye ayrılır : Hemen burada (= dünyada) çok “para/kazanç” (= kâr!) peşinde olanlar. Ve kazançlarını öteye (= çok uzun vadeye) erteleyenler. Bu ikinci gruptakiler, emeklerini (= gayretlerini, sea’ylerini) Allah dışında kimseye satmayanlardır. Onlar bilirler ki Allah dışında kimse, onların emeklerine (= gayretlerine, sea’ylerine) “gerçek değerini” veremez!.

Ötekiler, emeklerini (= gayretlerini, sea’ylerini) ve de “her şeylerini” (bu her şeyin içini siz doldurun) üç kuruşa (zararına) satanlardır. 

II. İnsan ömrü olan, insan ömrüne karşılık gelen vâde = ecel.

Bir çoook insan, vâdesi gelince, yaptığı ticaretin zarar ettiğini; çoğu insan iflas ettiğini (= müflis olduğunu) anlayacak ama iş işten geçmiş olacak.

Efendimize gerçek müflis kimdir diye sormuşlar, cevabı : “Ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç, zekâtları ile birlikte gelir. Bakılır ki ona/buna sövmüş, ona/buna iftira etmiş/atmış, onun/bunun malını yemiş, onun/bunun kanını dökmüş, onu/bunu dövmüş... Bu kötü davranışları karşılığında, yaptığı iyiliklerden alınarak haksızlık yaptığı kimselere verilir. Haklar ödenmeden iyilikleri bittiği takdirde, bu sefer de haksızlık yaptığı insanların günahlarından alınarak ona verilir, sonra da bu kimse Cehenneme atılır.” (Müslim, Birr, 59.) şeklinde olmuş.

Peşin alım-satım, vâde gelene kadarki hayatî/temel ihtiyaçları karşılamak için mâkuldür ama bizim peşin alım-satımda da vadeli alım-satımda da amacımız “buradaki âciliyettir.”!. Kendi vâdemiz gelince, elde edeceğimiz kârı veya zararı düşünmüyoruz. Muhtemelen!, bu yüzden kaybedeceğiz ve bütün kazançlarımız çöp (= değersiz) olacak.

Kitâb (= Kur’ân), aslâ zarar etmeyecek (= len tebůr olan) ticareti, Allah’ın Kitâb’ını okuyanlara, salâtı ikame edenlere ve Allah’ın kendilerini rızıklandırdığı şeylerden gizli ve açık olarak ihtiyaç sahiplerine infâk edenlere (= verenlere) hasreder. (Bknz. 35/29); biriktirenlere değil.

“Hayır, siz âcil (peşin, hemen) olanı (= dünyayı, dünyalığı) seviyor; âhireti (= gelecek olanı) düşünmüyor, erteliyor, öteliyorsunuz.” (= tezerúne. 75/20-21)

Sizin de vâdeniz gelecek.

“Ey ins ve cin topluluğu (= eyyühe’s sekâleyn)!. Yakında sizin hesabınızı da göreceğiz.” (55/29)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP