MAKÂSID
Makâsıd, maksadın çoğulu. Makâsıd konusu, İslâm fıkhının ve kelâmının ana konusu; dinin de asıl, esas, temel ve nihâî sorusudur. Bu işi, neden/niçin yapıyorum; neden varım, neden yaşıyorum?!.
Her iş bir maksatla (= amaçla, gaye ile) yapılır. Çalışma, para kazanma (= mâişet giderme) içindir. Okuma, bilgilenme içindir. Konuşma veya yazma, bilgi verme içindir, vs.
Yaşama, ne içindir?!.
Yaşamada, maksatların maksadı saklıdır. Maksatların maksadı bilinmezse, yaşama/yaşam, boşa düşer, anlamsızlaşır.
Nedir maksatların maksadı?!.
Allah’a kulluktur.
Allah’a kulluk, her maksadın sonunda oluşan bir süreç değil; her maksadın bizzat içindedir. Kul, ne iş yaparsa yapsın, yaptığı her işi, her ân, Allah’ın Rızasını gözeterek yapmalıdır. Sırf para kazanmak (= mâişet elde etmek) için para kazanılmaz. Parayı helâlinden kazanmaktan tutun da, kazanılan paranın bir kısmını infak etmeye kadar varan süreç, maksatların maksadı ile ilişkili bir süreçtir. Okumak, sırf bilgilenmede, diploma veya ünvan almada kalırsa, maksatların maksadı ıskalanmış olur. Konuşma veya yazma, maksatların maksadı ıskalanırsa, bir gösteriye (= övünmeye, kendini isbata, kasılmaya) dönüşür.
Bu durum, ibâdetler için de geçerlidir. İbâdetlerin maksadı, ibâdetin kendisi veya o ibâdeti yapanın zevki (= ibâdetten zevk alma, huşû duyma) değildir. İbâdetler, yapılan her işi iyi ve güzel (= Allah için = Allah Rızası için) yapmaya ma’tuftur. İbâdetler, Allah için yapılır; ama/oysa, Allah’nın hiçbir şeye, bizim ibâdetlerimize de ihtiyacı yoktur. İbâdetler, her ân yaptığımız her işi, birbirleri ile uyumlu, yaşadığımız hayatı anlamlı kılmak (= toparlamak, düzenlemek) ve bizi onulmaz çelişkilerden kurtarmak içindir.
Çelişkilerden kurtuluş, huzurdur. Allah, dinini bizim huzurumuz için göndermiştir. = Dinin gönderiliş maksadı, insanın dünya ve âhiret huzuru, mutluluğudur.
Bir İlâh’a (= Allah’a) kulluk, bizi toparlar, kendimize getirir; bir çok ilâha kulluk (= şirk) ise bizi böler, parçalar.
Bir İlâh’a (= Allah’a) kulluk, bütün maksatları (işleri) tek bir maksatta (işte = ibâdette) toparlar, hayatımızı uyumlu/düzenli kılar, güzel organize eder; bir çok ilâha kulluk (= şirk) ise, her işin (= her maksadın) kendi başına buyruk olması demektir, ki bu, anarşizmdir. Tıpkı bu, insan vücudundaki organların ayrı ayrı hareket etmesine (çoklu kişiliğe) benzer. Böyle bir insan, yaşayabilir mi?!.
“Yazıklar olsun size (= üffin leküm)! Allah’ın yanı sıra kulluk ettiğiniz şeylere. Siz hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?!.”
اُفٍّ لَكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
21/Enbiyâ, 67.
Hâlâ, niye, ne maksatla, niçin yaşadığınızı anlayamayacak, fark edemeyecek misiniz?!.
Üffin leküm!. = Yazık size!.
Yorumlar
Yorum Gönder